Dolar : Alış : 3.5213 / Satış : 3.5276
Euro : Alış : 4.1333 / Satış : 4.1408
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir40°CSıcak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13075 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Şair ve yazarlar birer dize vererek barış için şiir yazdı

26 Eylül 2015 - 921 kez okunmuş
Ana Sayfa » Şair ve yazarlar birer dize vererek barış için şiir yazdı | Diyarbakır Haber | Haber Diyarbakır
Dolar : Alış : 3.5213 / Satış : 3.5276
Euro : Alış : 4.1333 / Satış : 4.1408
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir40°CSıcak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13075 İçerik Bulunuyor.

Şair ve yazarlar birer dize vererek barış için şiir yazdı

26 Eylül 2015 - 922 kez okunmuş
Ana Sayfa » Eğitim»Şair ve yazarlar birer dize vererek barış için şiir yazdı

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın girişimiyle bir araya gelen 86 şair ve yazar birer dize vererek barış için şiir yazdı. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın (TGS) öncülüğünde başlatılan “Barış İçin Diz Dize” eylemine katılan 86 şair ve yazar barış için şiir yazdı. TYS’nin ‘Ortak barış şiiri için bir dize ver’ çağrısına ses veren şair ve yazarlar birer dize vererek ‘Barış İçin Diz Dize’ başlıklı şiiri yazdı.

Dizeler, TYS Başkanı Mustafa Köz tarafından bir araya getirildi. Sendikanın duyuru metninde, Cesare Pavese’nin “Ölüm gelecek, senin gözlerine bakacak” sözüne atıfta bulunularak, “Ölümün çocuklarımızla göz göze gelmesini istemiyoruz” deniliyor.

‘BARIŞ İÇİN DİZ DİZE’

Spiker

yeniden oku haberi siperden

barış müzesidir düşlerim.

Kan kokan benim yatağım,

vurulan oğul benim, dul kalan benim

güvercin ve serçe içimdeki her kuş

boynu vurulmuş pelikan

yalnız güvercini değil,

tüm kuşları sana adadım

artık kalbim değil yalnızca ellerim

ilgilenecek bu utançla

ellerim deniz, ellerim hep taş, ellerim çare

ellerim kıpkızıl tırnak içinde.

O kadar  söylendi ki savaşa dair

barışı unuttu unutacak neredeyse şair

yine de kutsal bir yağmurdur barış,

o göğertir, yaşatır insanlığı

yine de deriz ki taşırım

elime düşen karanfilin kederini,

kan içinde yatar ergen telaşım

kusursuz bir ölüm gibiydim,

kirlenmedi üstü kimsenin

kalanlar dizlerini dövüyor söz kırıklarıyla

ah kalbimin yarısı sen, sen yaralısın ve yangın,

sarıl umutlarıma rüzgâr dinsin.

Deriz ki ey bezirganları savaşın

rüzgârın kanatlarına bırakın duaları

yıkayın toprağımı çocuk sesleriyle

vatanım olsun onların kalpleri,

gökyüzünde çocuk cıvıltısı,

gözleri çiçeklerin şarkısı

onların kahkahasıdır barış,

duyulur adaletin coğrafyasında yalnızca

gülün sesidir barış, kardeşliğin ekmeği

suyun ışık demeti, tohumdur insanlık yeşerten

sönmesin diye evlerin duru ışığı

toplanıp karanfil olsun diye anaların çığlıkları

analar ilaçtır, sorma nasıl onarırlar batan güneşleri

ama ilk kurşun bir anaya değer önce

onların aşkı barutu ıslatan yağmurdur siperlerde

kan revan sürmesin, gül sürsün diye hayat

barış, çamaşır suyunda unutulmuş

delik deşik bir fanila onlar için

ömür ise hep pabuçlarımızın içinde.

Oğullar, kızlar koşar kalplerinde yine de

biri gülümsediğinde, biri tuttuğunda ellerini

yoksulluğumuz diner yaz yağmurları gibi ağır

yağmur unutursa gülmeyi,

keder yağar üstümüze sonsuzca

yoksuluz, ölüler milletiyiz savaşta,

mezarlıktır vatanımız

oysa diz dize dizelerdik

siyah bir tabuttan başka neyiz ki şimdi

yüz kere toprağa girsek de uyunmuyor, uyunamıyor

her savaş ilanında barış önceden ölür,

her barış sonrasında bir kolsuz karıncayız

savaşın küllerini karıştırırız

direnmiş bir barış közü için, ah belki.

Deriz ki “zeytin gözlüm” savaşta işin ne,

şarkılar perperişan

deriz ki “gökçe martı” avazı,

“güvercin curcunası” İda’da, Ararat’ta

Everest’ten Kilimanjora’ya bir kalp uçumu uzaklık

güvercin gagasında zeytin değil, yorgun bir cümle

deriz ki barış için yolunuyor güvercinin tüyleri

gül ölüyor, manşetten girmiyor bahçe

deriz ki bir şiir savaşa karşı çıkabilir mi diye

soruyor akşamki rüya

deriz ki hiçbir ağdan dost diline düşmesin insansız hava ateşleri

deriz ki çocuklar, cellatlarına sevmeyi öğretebilir mi anne

deriz ki zeytin dalları çiz defterlere,

altına da imza yerine bir kuş

deriz ki barışı mermi diye sürdük namluya

kuşlar konsun diye arpacığına tüfeklerin

deriz ki güvercin yerine barış uçur gökyüzüne

deriz ki kana kan düşman değil,

cana can dostluk için boğazıma değil, boynuma sarıl.

Deriz ki çıkarıp atmalıyız postalları,

ölüm kokuyor çoraplarımız,

asker olmayın yeter

deriz ki bütün tarihe el koydum

ayıplarını örtsün diye

şanlı ve muzaffer orduların

deriz ki ölüm kundağa girdi Alan’la Cemile’yle

korumalıyım aklımı, barışsıl günler için

utan  dünya,  bir oğul  karaya  vurdu,

bir kız, ölümden ıpıssız gökkuşağı.

Deriz ki tüy yumuşaklığında bir bakışı özgürlük bilirken

omuzlarını silkiyor kurşun

ve aralıksız iniyor baharı karşılayan çayırlara

deriz ki doğmasaydım da görmeseydim

can çekiştiğini yurdumun

deriz ki biri bir tarafta öldü, ateş düştü eve

öbürü öbür tarafta, ateş düştü ocağa

deriz ki ah barış, kan ve zulümle

çatlamaz hiçbir tohum,

deriz ki ey barış, seni öpersem tomurcuk değer yarama

deriz ki ey barış, olanlar içimde söz bırakmadı

sadece dünyayı yönetenlerin üstüne etmek istiyorum

deriz ki hey savaş kundakçıları, doymadınız mı daha

deriz ki bırak arkanı,

önce ağzını yıka bol suyla ve barış gelsin

deriz ki çocuklar koşun, barış olsun diyerek

deriz ki bırak çocuklara barışı yüzyıllık gömü gibi

deriz ki sus deme bir şey,

uğur böceğine mi sorsam, yolculuk nereye asker?

Büyümez  ölüm, ateş dikenleri üzerinde

bizi öldürün, bizi öldürün

artık barışın içinde erimek istiyoruz

bugün sana gelemem, dün dağlarda öldürüldüm

vasiyetimdir: beni derin bir sessizliğe gömün

barış içinde ve yalnız

son nefeste de söyleriz onu

bir kuşluk vakti sararken dört yanı

kandan güzelleme olmaz barışa

kan değil, gülmek yeşertir insanı

bugün barış emeği gerektir

barış soframızdan eksilmesin kimseler

nasıl çıkar ki bir savaş, barış diye yakarırken halk

Cizre Barış, Barış Cizre…

Kandahar, Halep, Filistin

Ölüm ve Barış, Barış ve Ölüm…

Ne yapsak olmuyor,

öyleyse kanı dinmeyen bir barış sesi kalacak içimizde

insan olun ve dünya boğulmadan

çocukları değil, öfkeyi gömün karanlığa

hangi inanç, hangi kavga

haklı çıkarır bir çocuğu öldürmeyi

koklayın, kanımızdandır gelinciğin kırmızısı

yaradan nehre damlayan o kan,

gülümser yeryüzüne: “Geleceğinim ben senin.”

Ah, o büyük fotoğrafta yanan yarın mı sonsuzluk mu?

Ölü kalbimizde ateş, hâlâ senin için ışıyor.

ellerimizi, kollarımızı bağlasanız da

narlı demirlerle dağlasanız da kalplerimizi

sıkarız dişlerimizi, içimizde saklarız zamanı

çünkü sesimizin çocukluğunu astık duvara

yaşama sevincimizdi çünkü kızıl gül, kırçıl karanfil

ölü çocuklarımızın üstüne serpilmeden önce

barış yazalım gizlice güneşin bir yüzüne

çünkü farkı yoktur bir acıyı yazmaktan

kanla canla uyaklıdır zaman dediğin

ipin tılsımı merhametle dualansın

değmesin öfke kana

bir bir kapansın kör kuyuları düşmanlığın

indirilsin kin bayrakları burçlarından

eğer bir şeyler söylemen gerekirse

sakın vazgeçme yabanıl şiirler okumaktan

gerçek aramızda dolaşıyor nasılsa

kesecek boyun arayan sabırsız bir kılıç gibi.

barış

354 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika