Dolar : Alış : 3.7826 / Satış : 3.7894
Euro : Alış : 4.0374 / Satış : 4.0447
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir8°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11837 İçerik Bulunuyor.

Baysal: “Yekpare duruş sergilenmedi”

13 Temmuz 2016 - 867 kez okunmuş
Ana Sayfa » Ekonomi»Baysal: “Yekpare duruş sergilenmedi”

Burc baysal (1)

Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİAD) Başkanı Burç Baysal, Genel anlamda kentte inisiyatif sahibi olan, bu anlamda rol almak zorunda olan kurum ve kişilerin görevlerini tam anlamıyla yerine getirmediklerini söylemenin doğru olacağına işaret ederek, Çünkü burada bir yekpare bir duruş maalesef ki sergilenemediğini söyledi.

SORUNUN GÖRÜŞMELERE VE MÜZAKERELERE EVRİLMESİ GEREKİR

Ekonomik anlamda gerçekten bir refah, bir kalkınma bekleniyorsa, şuan içinde bulunulan siyasi sorunun tekrardan görüşmelere, müzakerelere dönüşmesinin en büyük teşvik olacağına değinen Baysal, “Bu açıdan diğer yöntemlerin tamamı aslında öteleyici işler olur. Bir yerlere doğru getirmiyor. Yani teşvik politikaları muhakkakki bölgesel gelişmişliği yükseltmek açısından alınan inisiyatifler, birkaç faydalı projeler üretmiştir. Topyekûn yanlıştır demek de doğru değil. Ama merhem olmuyor” diye konuştu.

Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİAD) Başkanı Burç Baysal, çatışmalı süreci ve ekonomiyi yansımaları ile Başbakan Binali Yıldırım’ın Teşvik paketini www.haberdiyarbakir.gen.tr’ye değerlendirdi. Genel anlamda kentte inisiyatif sahibi olan, bu anlamda rol almak zorunda olan kurum ve kişilerin görevlerini tam anlamıyla yerine getirmediklerini söylemenin doğru olacağına işaret eden Baysal, Çünkü burada bir yekpare bir duruş maalesef ki sergilenemediğini söyledi.

İşte Baysal’ın röportajının tamamı;

Süreç ne aşamadı? Süreç nereye doğru evriliyor süreç. Bir iş insanı ve temsilcisi olarak, Çözüm sürecinde durumlar nasıldı? Şimdi ne durumdayız?

MEVCUT İŞLETMELER CİDDİ BİR ÇÖKÜŞ İÇİNE GİRDİ

7 Haziran seçimler sonrasında başlayan ve aslında 24 Temmuz’da esasen çözüm sürecinin dolaba girilişiyle birlikte ekonomide bu anlamda bir derin dondurucuya girdi diyebiliriz. 2014 yılının son çeyreğinde Türkiye bir resasyon içerisindeydi. Ama bizim kentimizde bölgemizdeki ekonomi çok üst seviyelerde gelişmişliği olmadığından dolayı zaten işveren kesimi 30-40 yıllık bir dönem içerisinde aynı periyotta götürebilme yeteneği içerisindeydi. Ama şu gerçeklik var ki, 2012 ortalarından, 2015 yılı Temmuz’una kadar kentin sanayisi, ekonomisi ciddi anlamda bir çözüm sürecinin getirdiği aktivasyon ile bir ivme almıştı. Sayıları küçümsenmeyecek işletmeler kuruldu. Ciddi yatırımlarla buluştu. Ama yaşananların arkasında maalesef bu yatırımların hali hazırda inşa halinde olanların yüksek çoğunluğu hizmete girmedi. Arkası da gelmedi, çünkü yıllardan beridir kentin Organize Sanayi bölgesi çok büyük sıkıntılarla boğuştuğu bir ortamdaydı. OSB yeni yatırımcı alabilecek aslında kıvama gelmişti ki şu aşamada net olarak bildiğim gelen yeni yatırımcı yok. Bunun yanında mevcut işletmelerde ciddi bir çöküş içindi. Tabi bunun sebepleri, bunun ortaya koyduğu sonuçlar bir şekilde yaşanan siyasi süreçle ilgili. Siyasi süreç Ankara tarafından yönetilenler konusunda çok söylenecek bir şey yok. Baktığınız zaman her şey ulu ortada duruyor.

Peki bu anlamda, kentin dinamiklerinin çatışmalı sürecin sona ermesine yönelik girişimleri oldu mu? Olduysa ne kadar yeterli oldu?

YEKPARE DURUŞ SERGİLENMEDİ

Gnel anlamda kentte inisiyatif sahibi olan, kentte bu anlamda rol almak zorunda olan kurum ve kişiler görevlerini tam anlamıyla yerine getirmediklerini söylemek aslında doğru olur. Çünkü burada bir yekpare bir duruş maalesef ki sergilenemedi. Yekpare duruştan kastım; evet yaşanan çatışmalarla ilgili buradaki iki tane aktöre de söylenmesi gerekenler, yüksek dozda söylenseydi, bunla ilgili tek bir duruş gösterilseydi bir şekilde bu işin siyasetin ve siyaset kanallarının dışında yöntemlerle çözülmemesine yönelik bir sebebiyet ortaya konulsaydı belki bunları bir parça daha aşağı indirmiş olabilirdik. Genel anlamda yüzyılla yakın bir süreçte Kürt halkı benlik, kimlik anlamında ortaya koyduğu mücadele maalesef yine ötelenir hale geldi. Kürt halkı ortak müştereklerinde bir araya gelmek zorundadır. Bunun partisi, bunun inancı yok. Yani bir ortak nokta var.

HALK YAŞAMSAL HAKLARINI KULLANMAK KONUSUNDA ORTAKLAŞMALIYDILAR

Bu kadim halk bir şekilde yaşamsal haklarını kullanmak konusunda ortaklaşmalıydılar. Bu ortaklaşmayı yapmadığı için de bir şekilde bunun sonuçlarını başka yöntemlere götürmeye çalışan siyasi kurumlarda bunlardan faydalanıyorlar. O açıdan Diyarbakır bu anlamda tek parça bir hale gelseydi Ankara’nın bu kadar kayıtsız kalamayacağını düşünüyorum. Kendi kendimizi bu anlamda masaya yatırmalıyız. Yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı nihayetinde. Muhakkak ki süreç içerisinde onlarca kez görüşmelerimiz oldu. Fazlasıyla rol üstlenildi ama bir yere doğru götürülebilecek bir nihayetlenmeye giremediler. Bunun sonucunda büyük bir ekonomik çöküşle Diyarbakır ve bölge halkı muhatap olduğunu hepimiz çok net olarak görüyoruz. Bunun da kısa ve orta vadede kalkabilmesi çok da kolay değil. Ki gerek Davutoğlu Başbakanlığında, gerekse şuan Binali bey’in döneminde birkaç tane taahhütler ortada ama nereye evrilecek, ne yapılacak bizlerde aslında bir beklenti içerisindeyiz. Uzun yıllardır cazibe merkezi konusunda dillendiren Diyarbakır toplumu bugün AKP hükümetinin bu anlamda böyle bir niyet içerisinde olması en azından ekonomik tahribatı belki ortada kaldırabilecek bir planlama ile muhatap edebilir. Kaldırabilir diyemiyoruz, Çünkü bir planlama yok. Bu planlama ile muhatap olabilirsek, belki onu içeriği içerisinde bir şeyler konuşabiliriz.

Başbakan Binali Yıldırım’ın teşvik paketi ile ilgili bir açıklaması oldu. Bunu değerlendirebilir misiniz?

GERÇEKÇİ OLMAK LAZIM

Teşvik paketi içerisinde aslında bölgenin ihtiyaçlarını bir şekilde ortaya koyabilecek orada birkaç önemli madde var. Genel anlamda baktığınız zaman bir çırpıda bir şeyler değiştirebilecek bir şeyler görünmüyor. Ama kent içerisindeki işverenin gerek finans kaynaklarına ulaşmak, finans kaynaklarına ulaşım konusundaki teminatlandırma mevzuatı konusundaki bu esneme uzun yıllardır kentin belki de büyük bir sorununu ortadan kaldırabilir niteliğe dönüşebilir. Bu tabiî ki yayınladıktan sonra içerisindeki maddelere bakmak lazım. Diğer yönüyle beraber baktığımızda kentte yarın işveren ordusunu gönderebilme yeteneğini hiçbir siyasi örgütlenmenin almadığı gibi AKP’nin de bu anlamda alabileceği bir inisiyatif yok. Eğer bu niyet içerisindeyseniz mevcut işletmelerin bu yaşanan çatışmalı ortam ve geçmişten bu yana girilen bu kalkınmışlık seviyesinin altında olduğu ortamı ortadan kaldırabilecek yöntemlerle mevcut işletmeler kurulmalı. İlk planlama bu anlamda olursa bir yere doğru gelinir. Yoksa şuan bölgeye Diyarbakır’a yatırım yapmaya geliyorum diyen insan bugünlerde bulmak çok zor. O açıdan gerçekçi olmak lazım. Bu planın da muhatabı bir ayağına doğru gidilmesini istiyorsa ki hükümetin başkada bir çaresi yok. Bu anlamda böyle bir inisiyatif alıyorsun buraya doğru gelmesi lazım. Bu mevcut işletmeleri ve mevcut işverenleri bir şekilde istihdama yöneltmek ve içinde bulundukları bu sıkıntılı ortamdan çıkarmakla ilgili daha fazla yöntemler denenmelidir.

YENİ İŞLETMELERİN AÇILACAĞI BİR ORTAMDA DEĞİLİZ

KOSGEB aracılığıyla yapılanlar aslında azımsanmayacak işlerdir. Yeni işletmelerin açılabilecek ortamı içerisinde değiliz. Bugün KOSGEB yeni girişimciler yetiştiriyor ama kentin içerisinde böyle bir talep oluşacak ki girişimci de bu anlamda ortada heba olmadan bunun sonucunu ortaya koysun. Her ne olursa olsun ayağı yere basan gerçekçi olmayan hiçbir planlama bugün yaşadığımız sorunları çözmez. Gerek ekonomik, gerekse siyasal anlamda. Bu bölgenin de cazibe merkezi konusu önemlidir. Ama ekonomik anlamda gerçek ten bir refah, bir kalkınma bekliyorsak şuan içinde bulunduğumuz bu siyasi sorunun tekrardan görüşmelerle, müzakerelere evrilerekten dönüşmesi en büyük teşvik olur. Bu açıdan diğer yöntemlerin tamamı aslında öteleyici işler olur. Bir yerlere doğru getirmiyor. Yani teşvik politikaları muhakkak ki bölgesel gelişmişliği yükseltmek açısından alınan inisiyatifler, birkaç faydalı projeler üretmiştir. Topyekûn yanlıştır demek de doğru değil. Ama merhem olmuyor.

İş insanları geleceğe umutla bakıyor diyebilir miyiz?

KAOTİK ORTAMIN SİYASİ BİR YERE EVRİLMESİ GEREKİR

Yani maalesef ki iş insanlarının geleceğe umutla bakabilmesi için içinde bulunduğumuz kaotik ortamın bir şekilde siyasi bir yere evrilmesi gerekir. Bunun emarelerini toplumumuz o kadar deneyimli ki, bazı yerlerden cımbızla alıp kendi kendimize bir şeyler söylemeye çalışıyoruz. Ama ne kadar gerçekçi? Maalesef işte patlayan bombalar, yitirilen canlar oldukça bunlar bizi de çok gerçekçi umutlar içerisinde olduğumuz göstermiyor. Ama her şeye rağmen asla ve asla bu bölge insanının, özellikle işveren insanlarımızın umudunu kaybetmeden bir şekilde topluma hizmet etmeye devam etmesi lazım. Başka da çare yok. Çünkü eğer siz toplumu aşla, işle tutamadığınız süre içerisinde daha derin yaralar açılır ki bunu da kimse telafi edemez. Dışarıdan gelebilecek hiç yöntem de tedavi etmemiştir. Etmeyecektir de. Biz bize bu anlamda sahip çıkmazsak ve kentin insanları kendi yaşadıkları yerde bunları yatırıma dönüştürmezse dışarıdan beklemek çok da gerçekçi değildir. (Sait BAYRAM’ın Özel haberi)

Burc baysal (2)

323 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort