Dolar : Alış : 3.5829 / Satış : 3.5893
Euro : Alış : 3.9001 / Satış : 3.9071
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir19°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12507 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

“İnşayı değil yıkmamayı deneyin!”

15 Şubat 2016 - 366 kez okunmuş
Ana Sayfa » Ekonomi»“İnşayı değil yıkmamayı deneyin!”

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Oğuz Sinemillioğlu, yasağın 77’inci gününe girdiği Sur’daki tahribata dikkat çekerek, “Öncelikle yıkmamayı başarmanız gerekiyor. Asıl olan orijinalini korumayı başarmaktır. TOKİ’nin yapmış olduğu kentsel dönüşüm projelerinin aslında kentsel yıkım demek daha doğru olur. Çünkü sorunu çözmüyorsunuz, aksine sorun üretiyorsunuz” dedi

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki 6 mahallede ilan edilen sokağa çıkma yasağı 77’incü günün girerken, ilçedeki tahribat ta her geçen gün büyüyor. DİHA’da yer alan habere göre,  İlçede yaratılan tahribatın etkilerini değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Mustafa Oğuz Sinemillioğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Diyarbakır Sur’u öyle inşa edeceğiz ki aynen Toledo gibi mimari dokusuyla herkesin görmek istediği bir yer haline gelecek” sözlerine atıfta bulunarak, “’Sur’u Toledo gibi yapacağız’ demek, Sur’u restore edeceğiz, koruyacağız, insanların özgürce dolaşımını sağlayacağız demektir. Öncelikle bunun için Sur’da yaşam güvenliğini sağlamak, içinde insanların özgürce dolaşabileceği bir ortamın sağlanması, içinde mevcut tarihi yapıların korunmasına dönük çalışmaların yapılması gerekiyor” dedi.

“ÖNCELİKLE YIKMAMAYI BAŞARMANIZ GEREKİYOR”

Sur’da camilere, Diyarbakır’ın birikimi olan tarihi yapılara ve Sur’lara zarar verildiğine dikkat çeken Sinemillioğlu, Sur ilçesinde Müslüman’dan, Hristiyan’a, Bizans kültüründen Kürt kültürüne kadar çeşitli kültürlerin mevcut olduğunun altını çizdi. Eğer bunlar korunacaksa Sur’un Toledo gibi bir turizm merkezi haline getirilebileceğini söyleyen Sinemillioğlu, şunları aktardı: “Öncelikle yıkmamayı başarmanız gerekiyor. Özellikle yapım dönemi itibariyle orijinalini koruyan yapılar yıkıldığı takdirde bunu ne kadar restore ederseniz edin hiçbir zaman orijinali gibi olmayacaktır. Koruma da asıl olan orijinalini korumayı başarmaktır. Mesela Ulu Cami, Müslümanlıktan önceki dönemde de orada bir mabet söz konusuydu. Keçi Burcu’nda burç yapılmadan önce bir kilise söz konusudur.”

Sinemillioğlu, Sur’da şuan süren çatışmalarda hiçbir tarihi değer verilmeden sadece “Güvenlik” politikalarıyla hareket edildiğini ileri sürerek, “Sur’da topun, tüfeğin kullanıldığı bir korumadan bahsedilmesi çok gerçekçi gelmiyor. Şimdi ayakta kalabilen Sur, kent tanımı içinde neredeyse tek diyeceğimiz bir örnektir. Ben Çin Seddi’ni de inceledim. Çin Seddi bildiğimiz bir settir, onun duvarlarına baktığınızda bir kültür göremezsiniz. Ama Sur’lara baktığımızda yaşama dair kartal, aslan figürüne kadar bir sürü figür görebilirsiniz” şeklinde konuştu.

“SUR İÇİNDE BİR NÜFUS DEĞİŞİKLİĞİ SÖZ KONUSU”

Kentlerin canlı bir mekanizma olduğunu zamanla büyüyüp, değiştiği ve zaman içerisinde yenilemelere ihtiyaç duyabileceğini kaydeden Sinemillioğlu, kentin büyümesiyle yaşam alanlarının da değiştiğine dikkat çekti. Sur içinde de bir nüfus değişiminin söz konusu olduğunu aktaran Sinemillioğlu, özellikle 1990’lı yılların başından itibaren başlayan zorunlu göç politikalarının Sur içinde bir nüfus değişikliği ve bir kullanıcı profili değişikliğine neden olduğunu söyledi. Sinemillioğlu, şimdi ikinci bir saldırı ve bununla birlikte tekrar bir kullanıcı değişikliğinin söz konusu olduğunu dile iddia etti.

“KENTSEL YIKIM DEMEK DAHA DOĞRU”

Sur’daki yurttaşların bir toplu konuttaki 4. ve 5. katta yaşamasının mümkün olamayacağının altını çizen Sinemillioğlu, “Sur’da yaşayan insanlar iş bulamazsa bile gıda ihtiyaçlarını Sur’daki evlerin hayvan besleme özelliği bulunduğundan kaynaklı yaşadıkları evlerinden gideriyor. Ama siz bu insanları oradan çıkartıp TOKİ’nin yapacağı evin bir katına gönderirseniz hiçbir ekonomik bağlantısı kalmıyor. Sur içindeki bir parselin, bir yapının değeri ile TOKİ’nin yapmış olduğu bir binanın değeri aynı değil. O nedenle TOKİ’nin yapmış olduğu kentsel dönüşüm projelerinin aslında kentsel yıkım demek belki daha doğru olur. Çünkü sorunu çözmüyorsunuz, aksine sorun üretiyorsunuz” dedi.

6 MANŞET

158 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika