Dolar : Alış : 3.8176 / Satış : 3.8244
Euro : Alış : 4.0684 / Satış : 4.0758
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir9°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11871 İçerik Bulunuyor.

“Sur’u yine tarihteki güzelliğine kazandırmak istiyoruz”

10 Nisan 2016 - 282 kez okunmuş
Ana Sayfa » Ekonomi»“Sur’u yine tarihteki güzelliğine kazandırmak istiyoruz”

Bakan yılmaz (2)

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Sur içinin kamulaştırılması ve insansızlaştırılmasıyla ilgili tartışmalara yaptığı açıklamayla noktayı koydu. Bakan Yımaz, “Bizim kesinlikle ne bir kiliseyi, ne bir camiyi kamulaştırma diye bir niyetimiz olmadı, olması da mümkün değil. Buraya kadar bile saptırdılar, böyle bir şey söz konusu değil. Sadece çarpık yapılardan orayı arındırma, o tarihi dokuyu ortaya çıkarma gibi bir amacımız var, çok daha nitelikli hale getirme amacımız var, Sur’a yine o tarihteki güzelliklerini kazandırma amacı içindeyiz” dedi.

TRT Haber’in Haber Odası isimli programına konuk olan kabineni önemli üyelerinden biri, Türkiye’nin en önemli gündemi olan çatışmalar ve Sur gündemi itibarıyla daha da önemli üyelerinden olan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, gündemdeki konuları değerlendirdi.

“HUZURLU BİR GELECEK İNŞA EDECEĞİZ”

 “En son Nusaybin’de asker ve polislerimiz şehit oldular, yakınları başta olmak üzere bütün milletimize başsağlığı diliyorum” diyerek söze başlayan Yılmaz, terörle mücadeleye de kararlı bir şekilde devam edileceğine vurgu yaptı. Büyük bedeller ödediklerini ama bunun karşılığında da inşallah halka, millete daha huzurlu bir gelecek inşa edeceklerini dile getiren Bakan Yılmaz, “Şehitlerimizi, daha önce de şehit verdiğimiz canlarımızı burada rahmetle, minnet anıyorum. Aynı şeklide kandilini de tebrik ediyorum bütün halkımızın, milletimizin. Kandilin huzura, kardeşliğe, bütün insanlık, bütün İslam dünyası için, ülkemiz için güzelliklere, esenliklere vesile olmasını diliyorum” dedi.

“SUR ESKİ TARİHİ DİYARBAKIR DEMEK…”

Programda Bakan Yılmaz’a, Başbakan’ın Diyarbakır Sur’da Hasan Paşa hanında maddeler halinde açıkladığı kalkınma planı soruldu. “Sur bizim için çok önemli bir bölge, bir defa bunun altını çizelim” diyerek söze giren Bakan Yılmaz, Sur denilen alanın eski tarihi Diyarbakır olduğunu belirtti.

“SUR’A ÇOK NİTELİKLİ BİR PLANLAMAYLA YAKLAŞIYORUZ”

Sur’un bütün değerleriyle, birçok tescilli yapısıyla, anıtsal yapısıyla ve o geleneksel dokusuyla son derece önemli bir alan olduğuna dikkati çeken Bakan Yılmaz şöyle dedi: “Dolayısıyla biz Sur’a çok nitelikli bir planlamayla yaklaşıyoruz, sıradan bir planlamayla değil, son derece nitelikli bir şekilde oradaki çalışmaları yürütme niyetimiz var, planlamamız var. Tabi diğer ilçelerimiz var terörden tahrip olan, onlarla ilgili de Silopi’de, Cizre’de, her tarafta çalışma yapıyoruz, ama Sur’la ilgili özel bir planımız var. Sur bir defa UNESCO’nun insanlık mirası olarak kabul ettiği iki önemli değere sahip, surlar ve Hevsel Bahçeleri, diğer taraftan bunun mücavir alanı da var elbette tampon bölge denen. Bütün bunlar bir defa buraya UNESCO’nun insanlık mirası olarak yaklaşmamızı gerektiriyor, bu kurallar içinde yaklaşıyoruz Sur’a.

KORUMA İMAR PLANINA UYGUN YAPILACAK

İkincisi; 2012 yılında Belediyenin de Meclisinden geçmiş olan, kabul edilmiş olan koruma amaçlı imar planı var Sur’un ve herkes üzerinde uzlaşmış. Ben de doğrusu bu işleri koordine eden bir Bakan olarak sordum ilgili kurumlarımıza, herkes bu plan üzerinde mutabık, dolayısıyla tartışılacak bir konu yok ortada esasında. Koruma amaçlı bir imar planı var, iyi bir imar planı, herkesin üzerinde mutabık kaldığı zamanında bir imar planı. Dolayısıyla yapacağımız her şey bu koruma amaçlı imar planına uygun bir şekilde yapılacak.

PROPAGANDA YAPANLAR NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?

Bu böyle olduğu halde bu propagandaları yapanlar neyi yapmaya çalışıyorlar? Amaçları şu: Bir taraftan terör eylemleriyle Sur maalesef büyük darbe yedi, yıkıldı, yakıldı, işte camiler, Fatih Paşa Camii başta olmak üzere, yerelde Kurşunlu Camii denen cami başta olmak üzere birçok tarihi, kültürel değere saldırıldı, her türlü şey gösterildi, yani hiçbir hassasiyet gösterilmedi tarihi, kültürel değerlere, kutsal mekânlara, manevi değerlere. Şimdi de birileri kalkmış, bir taraftan yıkılırken sesini çıkarmayanlar, yakılırken sesini çıkarmayanlar, bu niye oldu diye sorgulamayanlar, şimdi Hükümet iyi niyetle gitmiş, Başbakanıyla, bütün bakanlarıyla, bütün kurumlarıyla burayı yeniden imar edeyim diyor ve nitelikli bir şekilde bunu bu işi yapayım diyor, bunu gölgelemeye çalışıyorlar, bunu Diyarbakır halkının gözünden kaçırmaya çalışıyorlar. Çünkü şunu fark ettiler: Diyarbakır halkı özellikle son süreçlerde çok ciddi bir şekilde bir mesafe koydu bu terör örgütüne ve onun yapmaya çalıştıklarına karşı. Buradan da Diyarbakır halkına şükranlarımızı ben iletmek istiyorum. Gerçekten halkımız son derece sağduyulu bir şekilde davrandı, teröre prim vermedi, halka sokağa dökmeye çalışanlara, kendilerince bir halk isyanı oluşturmaya çalışanlara hiçbir şekilde prim vermedi, bunu birçok işaretten de görüyoruz ve bu halkın kafasını şimdi farklı yöntemlerle çelmeye, kaybettikleri desteği farklı bir şekilde kazanmaya çalışıyorlar, ama halkımız her şeyi görüyor. Bugünkü dünya artık şeffaf bir dünya, kimin ne yaptığını, hangi amaçla yaptığı gayet iyi görüyor.

“ACELE KAMULAŞTIRMA SADECE BİR YETKİ”

Yani bu koruma amaçlı şeyi yalnız söyleyeyim, acele kamulaştırma. Onu çok farklı bir yere çektiler, hâlbuki bu sadece bir yetki. Şöyle: Bu bir yetki sadece. Bugün hiçbir şeyi… Esas olan vatandaşın rızası, halkın ve esnafın rızası ve belli bir zaman içinde etap etap çalışmalar yapılacak. Acele kamulaştırma dediğimiz, kamunun elinde nihai bir yetki, olur da işte birtakım müzakereler sonucunda, görüşmeler sonucunda bir çare üretilemezse birtakım yerler için, kamunun elinde de nihai olarak böyle bir yetki olsun diye alınmış ve Türkiye’de benzer yerlerde de yapılan standart bir anlamda bir uygulama. Bu her yerin kamulaştırıldığı anlamına kesinlikle gelmiyor, ama ihtiyaç olduğunda kullanılabilecek bir yetki bu sadece. Bunu da çok saptırdılar. Mesela işte kiliseler var orada, camiler var, onlar da bu yetki alanına giriyor. Ama bizim kesinlikle ne bir kiliseyi, ne bir camiyi kamulaştırma diye bir niyetimiz olmadı, olması da mümkün değil. Buraya kadar bile saptırdılar, böyle bir şey söz konusu değil. Sadece çarpık yapılardan orayı arındırma, o tarihi dokuyu ortaya çıkarma gibi bir amacımız var, çok daha nitelikli hale getirme amacımız var, Sur’a yine o tarihteki güzelliklerini kazandırma amacı içindeyiz. Hiçbir şekilde orayı insansızlaştırma diye bir amacımız da yok, tam aksine çok daha nitelikli bir ortamda insanların yaşadığı, alış veriş yaptığı, kültürel, sanatsal faaliyetler yürüttükleri ve Türkiye’den, dünyadan birçok insanın da o atmosferi solumak için o bölgeye gitti bir alanı hayal ediyoruz, bunun planlamasını yapıyoruz ve bunu da gerçekleştireceğiz inşallah.

“GÜVENLİK NEDENİYLE ÇOK GÖÇ ALMIŞ”

Sunucuların, “Dünyanın her yerinde modern şehirlerde, hani bir şehrin günlük yaşamının sürdüğü, iş hayatının vesairenin sürdüğü, ama bir de hani İngilizce tabiriyle “old city” tabir ettikleri eski şehir bölümü, o kentin hafızasını da taşıyan” şeklindeki sorularına Bakan Yılmaz şöyle dedi:  “Aynen öyle kesinlikle öyle, şu bile olmuş biliyorsunuz: Tarihte 1930’lu yıllarda bir vali şehir hava almıyor diye surun 200 metrelik bir bölümünü topa tutup açmış. Mesela bu yine bir fırsat önümüzde suru tamamlamak için, daha farklı çalışmalar yapmak bir fırsat. Diğer taraftan da 90 yıllarda da hem ekonomik, hem de güvenlik nedenleriyle çok yoğun bir göç almış, o doğal yapısını da büyük oranda maalesef kaybetmiş bir ortam.

“HER TÜRLÜ TEDBİRİ DE ALIYORUZ, ALACAĞIZ”

Elbette, yani güvenliğin olmadığı yerde ne nitelikli bir hayat olur, ne turizm olur, ne kültür olur, ne sanat olur, hiçbir şey olmaz. Bir defa, emniyet, güvenlik her şeyin temeli. Dolayısıyla bir daha öyle hadiseler yaşanmasın diye de birtakım tedbirler elbette alıyoruz, alacağız, bu da en doğal hakkımız ve vatandaşımızın da bizden beklentisi. Yalnız burada şunun altını çizmek istiyorum güvenlik derken: Eski güvenlik paradigmasından da bakmıyoruz biz, insan odaklı bir şekilde bakıyoruz meseleye. Yani vatandaşımıza en küçük bir zarar gelmeden terör unsurlarıyla sonuna kadar mücadele etmeyi öngören bir yaklaşımımız var ve bu vatandaşımızın talebi. Modern devlet hizmet sunmak zorunda, güvenlik de aslında bir hizmet, eğitim hizmeti sunduğunuz gibi, sağlık hizmeti sunduğunuz gibi vatandaşınıza emniyet hizmetini, güvenlik hizmetini… Kamunun bir hizmeti ve bu anlayış içinde, bir devlet güvenliği mantığı içinde değil. Vatandaşın emniyetini sağlama mantığı içinde her türlü tedbiri de alıyoruz, alacağız”

“KONUTLAR DA OLACAK, KÜTÜPHANELER, MÜZELER DE..”

Sur’da yaşam alanının da olacağını, konutlar, nitelikli sosyal bir sosyal yaşam alanının da olacağını, kültürel, sanatsal mekânlarının da olacağını kaydeden Bakan Yılmaz, “Örneğin kütüphaneler olacak, müzeler olacak, işte birtakım farklı sanatsal faaliyetlerin icra edileceği yerler olacak. Manevi değerler var Hazreti Süleyman Camii gibi, Ulu Camii gibi, bunların etrafını daha hak ettikleri noktaya getireceğiz inşallah. Ama bir taraftan da burada okullar olacak, çarşılar, pazarlar olacak, zaten biliyorsunuz işte Bakırcılar Çarşısı, Balıkçılar, geleneksel çarşıları olan bir mekân aynı zamanda, onlar yeniden bugünkü şartlara da adapte olarak inşallah orada bir varlık gösterecekler. Bu bölge… Yalnız şunu da ilave edeyim: Sur’u sadece surdan ibaret de düşünmüyoruz, bir taraftan da Hevsel Bahçeleri var, Dicle Vadisi var, yani Diyarbakır’ın bütünlüğü içinde de daha yaşanabilir ortam ve ekonomik olarak da, turizm bakımından, hizmetler bakımından da Diyarbakır’a daha fazla katma değer getirecek bir altyapı oluşturmak amaçlarımız arasında.

“GÜVENLİK OLMADAN YAŞAM KALİTESİ OLMAZ”

Güvenlik boyutu itibarıyla ilgili kurumlarımız bakıyorlar. Özellikle kurşun geçirmez birtakım kabinlerle tedbirler alınıyor, belli çalışmalar yapılıyor, bunlar yapılacak. Yani onun detaylarını doğrusu güvenlikle ilgili arkadaşlarımız daha iyi söyleyebilirler. Yalnız ben şunu vurgulamak istiyorum: Yani ben bir güvenlikçi değilim, ama güvenlik olmadan yaşam kalitesi olmaz, yatırım ortamı, iş ortamı, ticaret ortamı olmaz. İkisi de aslıda emniyetli bir ortamı gerektiriyor, dolayısıyla bu olmasa olmaz, yani burada bir tartışma yapmanın ben bir anlamı olduğunu düşünüyorum. O ortam içinde güvenlik nasıl alınır, o tarihi dokuya en az etkide bulunarak güvenlikle ilgili neler yapılabilir, bunları tartışırsınız. Onun ötesinde güvenliği ihmal ederek bir projelendirme yapamayız. Tabi tabi, elbette, koruma amaçlı imar planı da bunu gerektiriyor zaten, az önce atıfta bulunduğum 2012 yılı koruma amaçlı imar planı da bunu gerektiriyor. Diyelim ki Sur’da şöyle bir kuralınız var: İşte surdan yüksek olmayacak binalar, bu zamanla olacak tabi. Bu ne demek? İşte bir miktar…

“Nasıl bir takvim var? Yani ne zamana Diyarbakır’a Sur’u tekrar hediye edebileceksiniz?” sorusuna Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, “Bunun tabi tamamının dönüşmesi bayağı uzun vadeli bir hedef tabi, yani 1 günde, 3 günde, 2 yılda olacak bir şey değil. Ama öncelikle tabi bu terörden zarar gören yerlerden başlayarak, bir taraftan da belli noktalar var, mesela işte esnafın yoğun olduğu yerlerde sokak sağlıklaştırması gibi çalışmalarla esnafa da zarar vermeden, ticaret bir taraftan devam ederken sokaklarımızı güzelleştirmek istiyoruz. Hazreti Süleyman Camii’nin etrafında geçmişte bugünkü Belediye Başkanı değil de bir önceki döneminde TOKİ’yle Belediyenin başlattığı bir ortak çalışma vardı, o alanda mesela bir kültürel peyzaj hemen hızlı yapılabilir gibi görünüyor. İşte Fatih Paşa gibi belli zarar görmüş varlıklarla ilgili Vakıflar Genel Müdürlüğümüz çalışmalar başlatacak. Diğer taraftan…

DÖRT AYAKLI MİNARE…

Tabi, o da dahil olmak üzere zarar görmüş ne kadar tarihi eser varsa, ki vakıfların ciddi mülkiyeti var o alanda, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz de o konuları çalışıyor şu anda. Sur’a özel inanın son bir hafta, 10 gün içinde defalarca toplandık kurumlarımızla, koordinasyon yaptık, bir taraftan da partimizden de Çiğdem Karaaslan Hanım var bu işlere çok kafa yormuş bir insan, aynı zamanda hani uzman bu konularda, yine Mehmet Özhaseki Genel Başkan Yardımcımız onun da belediyecilik tecrübesinden istifade ediyoruz, valilik, vakıflar, Çevre Şehircilik Bakanlığımız, Kültür Turizm Bakanlığımız, hepsiyle birlikte çalışıyoruz. Yalnız şunu bir kez daha ifade edeyim: Sur içinde TOKİ’yle bir yapılaşma düşünmüyoruz, yani TOKİ Sur dışında daha çok sosyal amaçlı, kentsel dönüşüm amaçlı işleri yapacak. Suriçi’ndeyse kentsel dönüşüm değil kavramımız, kentsel koruma ve yenileme kavramı üzerinden çok daha nitelikli bir çalışmayı yapacağız.

“NİYE TOKİ İLE BİR YAPILAŞMA DÜŞÜNÜLMEDİ?”

Çünkü TOKİ daha çok kentsel dönüşüme… O da önemli, TOKİ’nin hakikaten çok ciddi hizmetleri var. Daha şehrin ihtiyaçlarını karşılayacak TOKİ, Sur dışında şey anlamda konut üretimi yapacak. Ama Suriçi az önce bahsettiğim gibi çok nitelikli bir çalışma gerektiriyor, burada Kültür Turizm Bakanlığı ve Çevre Şehircilik, vakıflar, daha uzman kuruluşlarla diyelim, tarihi doku itibarıyla daha uzman kuruluşlarla çalışma yapılacak.

“DİYARBAKIRLILAR HİSSEDECEK Mİ?”

 Hissedeceğiz. Nitekim bazı sosyal tedbirler de aldık, Sur’da toplum yararına çalışma programından gençlere 3 bin civarında bir istihdam, geçici de olsa bir istihdam imkânı oluşturduk, orada mesleki eğitimler vereceğiz. Mesela düşündüğümüz işlerden biri taş ustacılığı. Bazalt çok önemli bir değer biliyorsunuz Sur için, bunu tekrar yaygınlaştırmak istiyoruz, bir taraftan da gençlere yeni birtakım meslekler kazandırmak istiyoruz. Gerekirse taş ustaları getirip Mardin’den, başka yerlerden, buradaki gençlerimize bunu öğretmek istiyoruz. Bunu da aynı zamanda yerel ekonominin de canlanması için bir fırsata elbette dönüştürmek istiyoruz.

“NE KADARLIK BİR MALİ PORTRESİ OLACAK?”

İşte o henüz çıkmadı. Yalnız Sur için gerçekten çok farklı bakıyoruz dediğim gibi. Zaman içinde inşallah bu gerçekleşecek, bu zarar-ziyan henüz tespit edilmiş değil tabi. Tabi bir de şöyle bir sıkıntı var: Şimdi mesela Sur’u konuşuyoruz, işte Silopi’yi, Cizre’yi konuşuyoruz, siz rehabilite etmeye başlıyorsunuz, ama diğer taraftan mesela Yüksekova, Nusaybin devam ediyor, listenize onlar eklenecek daha sonra.

“AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMESİ VE ESNAFA DESTEK”

Esnaf için şunları yapıyoruz: Bir defa Sur’da vakıfların kiracısı konumda olan esnaflara 6 ay kira almama kararı verdi Vakıflar Genel Müdürlüğü. Bunun için buradan da teşekkür ediyorum ben. Bu operasyon sırasında öncesini, sonrasını da hesaplayarak böyle bir karar verdi, bundan işte 600’e yakın esnafımız istifade etti. Diğer taraftan, esnafın tabi bu süreçte dediğiniz gibi belli sıkıntıları oldu, buna valilik kanalıyla sosyal destek gibi belli yardımlar yapıldı. Kredi kullanması yönünde kolaylaştırmalar var. Yine önümüzdeki süreçte Halk Bankası kanalıyla faizsiz kredi uygulamalarını gerçekleştireceğiz.

“Yeni bir teşvik yasası planlıyor musunuz?”

Yok, bu olaya özel bir teşvik… Zaten teşviklerimiz var, 6’ncı bölge teşvikimiz var ve çok güçlü bir teşvik sistemi aslında. Tek engel orada huzur, en büyük teşvik huzur, bakın tekrar tekrar söylüyorum, aksi takdirde ne teşvik verirseniz verin kâğıt üzerinde kalıyor. Huzur olacak ki, emniyet olacak ki yatırım olsun. Huzurun, emniyetin olmadığı yerde ticaret de olmaz, yatırım da olmaz, turizm de olmaz, hayvancılık da olmaz. Bu işte terörün dolaylı maliyeti diyorum ben buna. Terörün müthiş bir dolaylı maliyeti var toplum üzerinde ve en büyük maliyet de o bölgede yaşayan insanlarımız tarafından üstleniyor, yani Kürtler ödüyorlar bunun en ağır bedelini; gençler işsiz kalıyor, yoksulluk devam ediyor, doğru düzgün bir alanda yaşayamıyorlar. Bütün aslında o terörün en büyük bedelini de orada yaşayan insan ödüyor. Dolayısıyla terörün ortadan kalkmasından en büyük yararı da o bölgede yaşayan gençler görecekler, yoksullar görecekler, işsizler görecekler”

“BÖLGEDEKİ OLAYLAR VE IRAK PAZARININ DARALMASINDAN BÖLGE EKONOMİSİ FAZLACA ETKİLENMİŞ”

Diyarbakır’da iş dünyasıyla yaptığı toplantıyla ilgili bilgi veren Kalkınma Bakanı Yılmaz, “Bir toplantı yaptım iş dünyasıyla, oradan doğrusu bu sonuca ulaştım. Sadece terör darbe vurmamış bölgenin ekonomisine, bir taraftan da bu petrol fiyatlarının düşüşü, Irak ekonomisinin daralması da bölgedeki ekonomiye gerçekten belli bir etkide bulunmuş durumda, özellikle de sanayine. Belki turizm sektörü, esnaf terörden daha çok etkilenmiş durumda, ama daha orta-üst ölçekli sanayiler ise Irak’taki hadiselerden, Irak’ın pazarının daralmasından, petrol fiyatlarının düşüşünden daha fazla etkilenmiş durumdalar. Dolayısıyla bir stratejimiz de bu önümüzdeki döneme ilişkin. Irak Bölgesel Kürt Yönetimi başta olmak üzere, Irak’ın bütün başta olmak üzere iş dünyaları arasında daha fazla geliş-gidiş olması gerektiğini düşünüyorum ben doğrusu. Daha fazla Irak’la ticareti geliştirmeliyiz. Burada da şunu gözlemledim Habur’a gittiğimde: Bizim tırlar dolu gidiyor boş geliyor. Yani orada sadece böyle devletin dağıttığı maaşa dayalı bir ekonomik yapı var. Bunu da aslında Türkiye olarak bizim dönüştürmemiz lazım. Irak tarafında da daha fazla çeşitlenen bir ekonomik yapı oluşturmalıyız ki yatırımlarımızla, başka birtakım ortak çalışmalarla, bir bölgesel kalkınma programı uygulayabiliriz örneğin. Irak-Türkiye ortaklaşa sınırda bir şey yapabiliriz. Oranın da ekonomisini çeşitlendirebiliriz, kamyonlar, tırlar dolu gidip dolu gelmeye başlarsa topyekûn refahı da o bölgede artırırız. Yani az önce dediğim gibi, o bölgeler yük olacak bölgeler değil inanın, varlık üretecek bölgeler. Ama ha, güvenlik ve genç nüfusumuzun iyi eğitilmesi, mesleki eğitim, girişimciliğin geliştirilmesi, insanların enerjilerini böyle boş yere harcamak yerine olumlu hedeflere yönlendirilmesi; benim gördüğüm manzara bu. Türkiye geneline geçelim. Son dönemlerde iyi haberler alıyoruz ekonomiden. Birincisi, geçen yıl yüzde 4 büyüme sağladık. OVP, Orta Vadeli Programımızda yüzde 4 demiştik, küsuratına kadar uyumlu bir sonuç geldi.

98 Total Views 4 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort