Dolar : Alış : 3.7678 / Satış : 3.7746
Euro : Alış : 4.0447 / Satış : 4.0520
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir10°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11884 İçerik Bulunuyor.

AZADİ: IŞİD geçici bir hastalık

27 Temmuz 2015 - 430 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»AZADİ: IŞİD geçici bir hastalık

AZADİ Hareketi Genel Yürütme Komitesi (GYK) üyesi Yavuz Delal, “IŞİD, onu var edenlerin de şimdi en azından görece ondan kurtulmaya çalıştığı bir ucubedir. Bölgede kalıcı olmayan bir hastalıktır” dedi. Delal, Kürtler’in Ortadoğu’da henüz proje üretecek bir güç olmadığını vurguladı.

AZADİ Hareketi GYK üyesi, Suruç’ta meydana gelen katliamın, Türkiye’de Gezi olaylarıyla birlikte cereyan eden kutuplaşmayı derinleştirmeye yarayacağını belirtti.

Yavuz Delal, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

PKK’nin Türkiye’de en çok AK Parti iktidarına muhalefeti yapmasının sebebi nedir? Neden daha önceleri devlet ve sistem karşıtı bir söylem ve tutum içerisinde iken şimdi söylem sadece AK Parti karşıtlığına döndü?

 

Aslında çok ince bir çizgi var. Bu çizgi özellikle Kürtler bakımından iki uçlu bıçak gibidir. Sorunuzdaki tespit gerçekte yapısal bir sorunu açığa çıkarmaktadır. AKP, TC’yi temsil eden hükümettir; bu bağlamda AKP karşıtlığı aynı zamanda TC karşıtlığını da içerir. Ancak TC’deki muhalefetin AKP hükümetinin iç ve dış politikasına yönelik eleştirisinin içeriğine ve biçimine baktığımızda paradoksal biçimde AKP’nin aynı zamanda TC’yi temsil ettiğini söylemek zorlaşmaktadır.

TC muhalefeti AKP’ye karşı soğuk savaş dönemini andıran bir söylem ve politika ile en azından Ortadoğu şartlarında TC’de demode olmuş bir “rejim” muhalefeti yapıyor gibi. Bu çerçevede PKK,  TC yapısallığı içerisinde bir paradoks sıkışması yaşamakta.  Ortaya konan pratik bağımsızlık pratiği iken, ortaya konan söylem, rejim değişikliği söylemidir. Dolayısıyla pratiği ile devlet, teorisi ile AKP karşıtlığı görüntüsü kaçınılmaz olarak doğuyor. Yani sorun oldukça yapısal. Bu yapısallık yüzündendir ki bugün PKK’nin “dost” dediği AKP karşıtı muhalefetin ana teması yarın bir başka AKP olarak karşısına mutlaka çıkacaktır.

Ve bize göre Kürdistan’ın özgürlüğü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için ana muhalefet ve diğer kimi siyasi sağ-sol kesimlerin AKP’den daha iyi olacağını iddia etmenin hiçbir geçerliliği yoktur. Bize göre AKP karşıtlığı ancak TC muhalefetinin verdiği kimi vaatlerle mümkün olabilir; eğer bu değilse, AKP karşıtlığı en azından metodolojik bir kaymadır.

Suruç’taki saldırı olası bir HDP-AK Parti koalisyonuna karşı yapılmış olabilir mi?

Birçok sonucun elde edilmesinin amaçlandığı bir katliam projesi olabilir. Kürtler Kürdistan’da ve dolayısıyla Ortadoğu’da artık bir güçtür; evet ama henüz proje üretecek veya proje ortağı olacak bir güç değildir. Şimdilik yalnızca bölgesel ve uluslararası güçlerin tesis ettiği projelerde dikkate alınan bir güçtür ki bu dahi ağır bedellerle tesis edilmiş ileri bir aşamadır. Maalesef, Şeyh Ehmedê Xanî’nin yaptığı, “Rom ve Acem orduları harekete geçiyor ama Kürdistan kana boğuluyor “ tespitinin ve Bediüzzaman Said-i Nursi’nin yaptığı, “cehalet, zaruret ve ihtilaf olan üç hakiki düşmanımız” tespitinin henüz ötesine geçebilmiş değiliz.

Bu saldırı ile bir Suriye operasyonuna zemin hazırlanıyor olabilir mi?

Suruç’ta meydana gelen katliam, TC yetkililerinin, “Türkiye’ye yöneliktir” vurgusuyla Suriye’de tampon bölge oluşturmak için mümkün bir gerekçe gibi duruyor. Hükümet kurmaya ve paradoksal biçimde hükümet kurmamaya dönük bir eylem gibi de duruyor. Her hâlükârda katliamın TC’de özellikle Gezi olaylarıyla birlikte tebarüz eden kutuplaşmayı derinleştirmeye yarayacağı muhakkak.

Bize göre bu kutuplaşmanın herhangi bir yerinde dominant Kürt siyasetinin yer alması Kürtler’in tarihsel iradesiyle örtüşmüyor. Kutuplaşmadan yararlanmak ile kutuplaşmanın bir parçası olmak birbirinden çok ayrı iki konu ve durumdur. Dominant Kürt siyaseti kutuplaşmanın bir parçası olursa, kaçınılmaz biçimde Kürt siyaseti genel bir bölünme yaşayacak ve Kürt siyaseti çeşitli sebeplerle aynı kutupta yer almayacaktır. Bu ise birlik içinde hareket etmesi gereken Kürt siyasetinin, Kürtler’in tarihsel iradesinin dışına üstelik parçalanarak çıkması anlamına gelir.

Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle IŞİD’in Frankenstein’lerinin olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Bu bağlamda IŞİD’i Ortadoğu’da varlık sahnesine etkin bir aktör olarak çıkaran temel iradenin kimler olduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır. Dolayısıyla IŞİD, onu var edenlerin de şimdi en azından görece ondan kurtulmaya çalıştığı bir ucubedir. Yani IŞİD bölgesel ve uluslararası güçlerin denge siyasetinin bir hastalığıdır ve dolayısıyla kalıcı olmayan bir operasyonudur. Bölgede kalıcı olmayan bir hastalıktır. Kalıcı olmaması yönünde bölgesel ve uluslararası güçlerin bir iradesi bulunduğundan, ona destek vermek aslında diğer güç odakları için olduğu gibi TC için de mümkün olmuştur. TC bu imkânı, ideolojisi ve ilişki biçimleri yüzünden PYD’nin kalıcılığına engel olmak için kullanmış olabilir. Zira, bağımsızlığı irade eden bir Güney Kürdistan’la kurduğu her iki taraf için de olumlu olan ilişkiyi, bağımsızlığı irade etmediğini deklare eden PYD ile neden kurmamış olduğunu izah etmek çok mümkün görünmüyor.

HDP’li bazı vekiller Barzani’ye yönelik hakaret içerikli ifadeler kullanarak Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı olduklarını ima ediyorlar. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Barzani karşıtlığının oldukça ilkel bir siyasi enstrüman olduğunu belirtmeliyiz. Bir an önce bu vekillerin bu ideolojik davranış hastalığından kurtulması gerekir. Bununla birlikte bu durumun HDP içinde halledileceğini, belki de halledildiğini düşünebiliriz. Bizim bildiğimiz şudur; Kürtler’in tarihsel iradesiyle en açık söylem ve pratik geliştiren Barzani başkanlığındaki Güney Kürdistan hükümetidir; ve bu inkâr edilemeyecek ve gericilik gibi yaftalarla manipüle edilemeyecek bir gerçektir. Dolayısıyla, Barzani’ye ve onun başkanlığındaki Güney Kürdistan Hükümeti’ne yönelik –eleştiri sınırlarını çoktan aşan- hakaretlerin aynı zamanda Kürtler’in tarihsel iradesine yapıldığı aşikârdır. Kürdistan’ın bağımsızlığına kimi vekiller inanmıyor olabilir; ve de kimsenin inanmak gibi bir zorunluluğu da yoktur; ancak hakaret, tahkir ve hedef göstermek çok çirkin bir ruh halini ele vermektedir.

AZADİ

146 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort