Dolar : Alış : 3.8323 / Satış : 3.8392
Euro : Alış : 4.5316 / Satış : 4.5398
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir14°CSisli

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 13806 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Barış Grubu: ‘Kan akmasın diye geldik’

30 Aralık 2015 - 595 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Barış Grubu: ‘Kan akmasın diye geldik’

Aydın, sanatçı, siyasetçi ve akademisyenlerden oluşan yaklaşık 100 kişilik “Barış Grubu”, saldırıların yoğun yaşandığı Diyarbakır’da “barış ve yeniden müzakere çağrısı” yaptı. Sözcülüğünü Oya Baydar ve Baskın Oran’ın yaptığı grup, önce Sümerpark’ta bir toplantı düzenledi. Salona “As olan hayattır. Zulüm dursun barışı konuşalım” yazılı pankart asıldı. Toplantının açılış konuşmasını Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ve katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi yaptı.

“BENİ ANLAMAYAN TOPRAK AVUÇLAYIP KOKLASIN”

İlk sözü olan Türkan Elçi, şu metni okudu:

“Hoş geldin kardeşim. Bugün acılı yalnızlığıma hoş geldin. Ben, kardeşimi sevmişim bir kere kime ne! Mahzun bir kırgınlıktır benimkisi çok görme bana. Beni anlamayan toprak avuçlayıp koklasın. Yağmur kokan toprak beni anlatır. Taze mezarlar yağmur kokar. Kederimi belki o an anlarsın. Öfke bileyenler sussun bir kere öfkeden bize ne! Kırgınlığım, yalnızlık korkusudur bunu çok görme bana. Yalnızlığı anlamayan gelip burada yaşasın. Silah sesi beni anlatır. Gece barut kokar. Dinle, belki beni o an anlarsın. Her sabah sana güneşler doğuracağım. Sen her akşam tut. Akşamın kızıllığında vakitsiz ölümlere ben hep ağlarım. Öpüp güneşi bana geri gönder. Ben yeniden doğarım. Her karanlıkta sana bir yıldız gibi göz kırpacağım. Karanlıklarda yıldızları daha iyi görebilirsin. Yıldızlar ki boy boy renk renk Kürt kardeşlerinin suretleridir. Beni, kardeşlerini karanlıkta gör, halden anlarsın. Buna sen inandıkça seninle yeniden doğarım. Bak yine simsiyah geceler çöktü üstümüze. Karanlıklar, gündüzlere indi, ölümler çoğaldı. Yokuş aşağı kayıyor zaman. Gel bugün, zamanı yıkalım. Geride kalsın ölümler. Yalnızlık içinde bir mezar bizi bekler. Sessiz mezar taşına hep beraber barış yazalım. Dilsizlik ve sağırlıktan muzdarip zamanlarda gel seni beni bul. Sözün bittiği yer demeden, sihirli kalemlerle kelam bizim, kelam bizim diye yazalım. Gel kalbimi koru. Kaybolmaya yüz tutan, sevgimi bul getir bana. Devlerde sevgi olmaz. Biz devlere inanmadan, çocuklara masal diye anlatalım. Karanlıklardaki devlerden bize ne. Bu kış her kıştan daha kış. Ölümler kışlardan daha kış. Haydi, gel öfkemize ip bağlayalım. İpleri dipsiz kuyulara salalım. Baharlardan güller toplayıp kurşunun keskin sesine biz gül atalım”

“BİZ HEPİMİZ GİTSEK DE TOPRAK YETER DEMEZ”

Elçi’nin okuduğu metnin ardından Rakel Dink yaptığı açıklamada, batıdan yalnızlığa ortak olmaya geldiklerini belirterek, “Yalnız olmadığınızı göstermek için geldik. Biz geldik kan artık akmasın diye geldik. Biz hepimiz gitsek de toprak yeter demez. Ama biz yeter diyoruz. Kan dursun insanlar ölmesin. Toprak doymaz. Kardeşçe insanca parlamentoda konuşun demeye geldik. Artık kimse ölmesini istemiyoruz. İnsanlar artık eceliyle ölsün istiyoruz. 2015 yılı bitmek özere. 1915 yılı ermeni soykırımı o kadar insan öldü toprağa gönderildi. Bir şey çözüldü mü? Devletin boynundaki prangadalar kırılsın onlar da o yükten kurtulsun. Bu yüz yılda aynı travmalar yaşanmasın. Bu kadar acı yeter. Hepimiz birbirimizin acısından bıkmadık mı? Ve yeter diyoruz. Bitirin bu kan akıntısını ölmeyi öldürmeyi. İki dudağınızın arasındadır ölümleri bitirmek” dedi. Dink’in konuşmasının ardından yasağın devam ettiği Savaş Mahallesi’nin muhtarı Ahmet Şen, evlerine girip çıkamadıklarını belirterek, 15 bin öğrencinin mağdur olduğunu ifade etti. Batının ve medyanın sessiz kalmasına tepkili olduklarını dile getiren Şen, “Yeter artık savaş istemiyoruz” diyerek, gün geçtikçe duygusal bir kopukluğun yaşandığını ve sessizliğin Kürt halkını hayal kırıklığına uğrattığını ve bu durumun devam etmesi durumunda iç savaşın çıkacağını dile getirdi.

“GELİN BİZİMLE BİR GÜN YAŞAYIN”

Ziya Gökalp Mahalle Muhtarı Muhsin Sanay ise, çocuklarının tank sesleriyle yatıp kalktıklarını belirterek, “İki vatandaşımız gazdan etkilenerek öldü. Ölümlere dur demek lazım” dedi. İnsanların çok fazla göç etmediğini daha fazla geçici olarak güvenli bölgeye geçtiklerini belirten Sanay, “Batıdaki insanlarımız gelsin burada bizimle bir gün yaşasın istiyoruz. Bizimle beraber olsun” dedi. Sur’dan gelen bir aile adına konuşan kadın ise, “ülkemize hoş geldiniz” diyerek konuşmasına başladı. Çocuğunun kıyafetini çıkartan kadın, kızının yasak süresince ilçede böyle olduğunu belirterek, “Biz orada günlerce aç susuz kaldık, zulmü yaşadık. Bizim ne kadar mağdur olduğumuzu görsünler. Yeter altık kimseden saray, köy istemiyoruz. Biz sadece kalıcı barış istiyoruz” diye konuştu.  Çocuklarını çıkartırken üzerlerine polis tarafından ateş açıldığını belirten anne, “Başka yerden gelenler bilsinler neler yaşadığımızı. Her gün bir yerde kalıyoruz. Bir an önce bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Her gün kan, ceset görmekten bıktık” diye ifade etti.

“HERKES BU ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKMALI”

Daha sonra Sur’da yaşamını yitiren ve cenazesi alınamayan İsa Oran’ın babası Mehmet Oran konuştu. Oran, büyük bir katliamla karşı karşıya olduklarını ileri sürerek, “Tanklarla toplarla insanlar katlediliyor. Çocuklar katlediliyor, bir acılı baba olarak. Bir çocuğun yirmi yaşına kadar sonra üniversiteye kaydeden bir baba oğlunu üniversitede mi araması gerekiyor? Yoksa barikatlar ve hendekler araması mı gerekiyor? Kimya okuyordu oğlum. Altı ay içinde 3-4 kez gözaltına alındı ve tehdit edildi. AKP’nin faşist çeteleri her gün çocuklarımızı katlediyor. Bugün hala aynı sorunla bütün üniversitelerinde Kürt çocuklarına karşı bu pervasızlık devam ediyor. Herkesin bu çocuklara sahip çıkmasını istiyoruz” diye ifade etti.  Oğlunun Azadiya Welat ve Özgür Gündem standı açtığı için gözaltına alındığını savunan Oran, kurumlar ve HDP’li vekiller üzerinden Valilikle yaptıkları görüşmelerinde her gün başka bir şey söylendiği belirterek, “Bizimle artık dalga geçmesinler. Bunun sorumlusu AKP hükümetidir hendeği sorgulayanlar gelsin neden açıldığına baksın. Dolmabahçe mutabakatını devirip sonra ülkenin çocukları savaş hazır deyip bu çocukların ölümlerine sebep olanları kınıyorum” dedi.  Çocuklarının cenazelerinin nerede olduğunu bilmediklerini dile getiren baba Oran, “Kağıt imzalarsınız sizin ölümünüzden sorumlu değiliz diyorlar. Eğer bir şehrin mülkü amiri çocuğumu öldürüp veremiyorsa bunun sorumlusu onlardır. Bana diyorlar git o barikatları kaldır cenazeyi al. Bunları diyenleri şiddetle kınıyorum. Çocuklarımızın cenazelerini alacağız. Bu sorunun muhatabı Sayın Abdullah Öcalan’dır. Öcalan İmralı Adası’ndan çıkmadan bu ülkeye özgürlük gelmedi gelmeyecek” diye konuştu.

“SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ”

Sur’da cenazesi alınamayan İsa Seviktekin’in ağabeyi İhsan Seviktekin ise, sözün bittiği yerde olduklarını belirterek, “Kardeşlik bu değildir. Bir aydır Kürt dediğiniz kardeşleriniz tanklarla, toplarla bombalanıyor. Bu mudur kardeşliğiniz. Burada bir sorun var. Bunun adı da Kürt sorunudur. Neden bu gerçeklerini görmüyorsunuz. Cenazelerimiz üzerinden politika yapılması kadar kepazelik bir durum yoktur. Eğer buna kardeşlik deniliyorsa bu kardeşlik zedeleniyor. Bu süreçte yalnızız. Çocuklarımız sokak ortasında öldürülüyor. Bu sorun sadece bizim sorunumuz değildir. Bir an önce biz barışın olmasını istiyoruz” dedi. Yapılan konuşmaların ardından gelen sanatçılar hep bir ağızdan Diyarbakır türküsünü söyledi. Aydınlar buradan Sevgi Anıtı’na gitti. Heyet daha sonra Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti.

Barış grubu Barış grubu (1)

338 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika