Dolar : Alış : 3.5612 / Satış : 3.5676
Euro : Alış : 3.9879 / Satış : 3.9951
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir21°CKuvvetli Sağanak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12584 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

CHP’den AK Parti’ye ‘açığa’ alınma tepkisi!

11 Eylül 2016 - 568 kez okunmuş
Ana Sayfa » Güncel»CHP’den AK Parti’ye ‘açığa’ alınma tepkisi!

chp-5

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili ve Manise Milletvekili Özgür Özel,İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Akatlı Altıok, Sendikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İstanbul Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Sezgin Tanrıkulu ve Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın, AKP’nin 28 belediyeye kayyım ataması ve 11 bin 285 öğretmenin bir gecede açığa alınması ile ilgili olarak, Diyarbakır’da parti binasında basın toplantısı düzenledi.

AĞBABA: “RESMEN BİR ÖĞRETMEN KIYIMI VAR”

Toplantıda konuşan Veli Ağbaba, AKP’nin görevden aldığı öğretmenleri FETÖ iddiasına bağladığını ancak bu kişilerin FETÖ ile en ufak bir ilgilerinin bile bulunmadığını söyledi. Ağbaba “Haklarında hiçbir soruşturma yok. Terör ile ilişkili hiçbir durumları yok. Resmen bir öğretmen kıyımı var. Bu öğretmenlerin terörle ilişkileri yok ama farklı mezhepleri, farklı inançları, farklı etnik kimlikleri var. Ortak oldukları tek noktaları ise AKP’ye muhalif olmaları ve laik bilimsel eğitimden yana olmalarıdır. Darbeciler eğer başarılı olsalardı silahla bu eğitimcileri görevden alacaktı ama darbecilerin yapamadığını AKP, KHK’ler ile yaptı. Bizim milletvekili adaylarımızın, il başkanlarımızın eşlerini, çocuklarını bile FETÖ’cü diye görevden aldılar. Tam anlamıyla laik ve solcu öğretmenlere karşı yapılan bir operasyondur. AKP’ye karşı en net muhalefet eden KESK’e bağlı Eğitim Sen’e karşı yapılmış bir darbedir” dedi.

ALTIOK: “TÜRKİYE KARANLIK BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

Zeynep Altıok ise Türkiye’nin karanlık bir süreçten geçtiğini söyledi. Ayltıok “Darbe anayasasının nimetlerinden yararlanıp 14 yıl palazlanan ve darbe anayasasının nimetlerini hak ihlalleri ve zulüm için bir fırsat bilen iktidar, kendisi darbe girişimi ile karşı karşıyla  kaldığında, açıkça, sorgusuz sualsiz bir cadı avı başlattı. Tüm muhaliflerin, solcuların, laiklerin, demokratların, Atatürkçülerin, eğitimcilerin, gazetecilerin, sanatçıların hedef alındığı koca bir çuval ve içine suç isnat edilerek doldurulan, haksızlığa uğrayan insanlar var. Dünkü darbe anlayışının ‘Asmayalım da besleyelim mi’ zihniyeti bugün de ‘Cadı avı var diye avı bırakalım mı’ diye akıl almaz bir cümleyle karşımıza çıkıyor. Ciddi hak ihlalleri ve işkence iddialarıyla karşı karşıyayız. Biz işkence iddialarının araştırılması için komisyon kurulsun dedik ama reddettiler. CPT’nin (Avrupa İşkenceyi Önleme Komisyonu) Türkiye’ye gelmesi söz konusu. Bu utanç yeni bir utanç değil ama yüzümüzün bir kez daha kızarması için bir sebep” dedi.

ÖZEL: “ÖĞRETMENLERİN FETÖ İLE BAĞLANTILARI YOK”

Özgür Özel ise Anayasa Mahkemesi’nin KHK’ler ile ilgili geçmişte aldığı kararları hatırlatarak, “Anayasa Mahkemesi kararlarında OHAL’in yetkisinin gerekçe ile sınırlı olduğunu söylemektedir. Yapılan tüm düzenlemeler, memuriyetten atılma gibi bir kişinin gelecek hayatının tamamını etkileyen bir düzenlemeyi KHK ili yapamazsınız. OHAL’in 20 günlük süresi kalmış, siz memuriyetten ayıyor veya belli düzenlemelerle görevini askıya alıyorsunuz, daha sonra da KHK ile görevden alıyorsunuz. Sizin TBMM’ye sunduğunuz gerekçe FETÖ ile mücadele etmek. Dünya görüşü tamamen zıt öğretmenleri görevden almanın FETÖ ile ne gibi bir bağlantısı var” dedi.

“BUNLAR TARTIŞILMASI GEREKEN KARARLARDIR”

İktidar tarafından, kayyım atanan belediyelerin sadece 4’ünün FETÖ ile ilgili olduğunun söylendiğini, geri kalanın ise FETÖ’cü olmadığının hükümet tarafından kabul edildiğini ifade eden Özel “Buna OHAL KHK’sı ile nasıl kayyım atıyorsunuz, bunlar çok ciddi tartışılması gereken konular. Hükümetin kullandığı kayyım atama yetkisini, 20 Ağustos günü dört parti önerge verip, uzlaşma ile tekliften çıkardır. Yani bir uzlaşma varsa bütün milletvekilleri, yani milletin iradesi kayyım atama yetkisini, uygun görmedi. 2 Eylül günü bunun kararını yayınladılar. Siyasi bir kalpazanlık ve sahtecilik yaparak Meclis iradesine saygısızlık yaptılar. Burada kullanılan yetki, 1982 Anayasası’nın hükümete verdiği yetki değildir. O yetki OHAL konusu ve süresiyle sınırlıdır. Burada kullanılan yetki Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemindeki başkanlık kararnamesidir. 2011 ve 2013’teki Anayasa Uzlaşma Komisyonu görüşmelerinde, Meclis’in yasa çıkarmadığı konularda başkan KHK çıkarır ve bu kanun hükmündedir dediler. Bu yüzden o masalar dağıldı, bu yüzden başkanlık hayallerine karşı toplumun önemli bir kısmı tepki gösterdi. Türkiye’nin Anayasa’sında olmayan, ülkemiz yasalarında olmayan bir yetkiyi, fiilen kendi yetkilerini bilmeyen, adeta kendisi kayyım olarak atanmış bir başbakanın eliyle, bir takım kararlar çıkarıyorlar, bu Resmi Gazete’de yayınlanınca da bunun hukuki olduğunu düşünüyorlar. Burada kullanılan yetki aşımlarının tamamını Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz. Bunlar hukuki değildir, insani değildir, bu yapılan uygulamalar, bir başta terör örgütü ile ilişkide oldukları iddiasıyla görevlerinin askıya alınmasının FETÖ ile mücadele ile hiçbir bağı yoktur. Bu konuda delili olan bugüne kadar neden beklemiştir. Bu çok açık ki bu öğretmenlerin terör örgütüne destek olmak değil, AKP’nin çağdışı eğitim anlayışına köstek olmak gibi bir anlayışları vardır”

TANRIKULU’NDAN ‘YA HERRO, YA MERRO’SÖZLERİNE TEPKİ

Toplantıda söz alan Sezgin Tanrıkulu ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Ya herro, ye merro” sözüne tepki göstererek “Biz Türkiye’nin bütünlüğü için çaba gösteriyor bu amaçla siyaset yapıyoruz. AKP’nin yaptığı ise bölücülüktür. Hizmet ettiği siyaset ise bölünmedir. Burada insanlar özgürlük anlamında nefes alamaz durumda. OHAL bütün yetkileriyle en ağır biçimde burada uygulanıyor. Burada terörle mücadele değil demokrasi ile ve insan hakları ile mücadele ediliyor. Başbakan’ın buraya gelip o yüksek tonda konuşması, Bakan’ın ‘Ya herro ya merro’ demesi doğru bir siyasi yaklaşım değil. Burada yaşanan sorunun çözümüne yardım etmez. O bakan ya, ya herro ya merro demenin anlamını bilmiyor ya da eğer o kafadalar ise buradaki insanlar da, siyasi olarak da ya herro ya merro derler. Kürt meselesi gibi konularda siyasetçinin kullanacağı dil bu olmamalıdır. Bu meselede değildir. Vatandaşla kavga ederek, bu dille siyaset yapılmaz, aranda kan davası varsa, namus meselesi varsa, kavga varsa söylersin ama Kürt meselesinde böyle diyemezsin” dedi. (www.haberdiyarbakir.gen.tr)

557 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika