Dolar : Alış : 3.7616 / Satış : 3.7684
Euro : Alış : 3.9863 / Satış : 3.9935
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir8°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11829 İçerik Bulunuyor.

Diyarbakır Barosu 45. Genel Kurula gidiyor!

07 Ekim 2016 - 1.215 kez okunmuş
Ana Sayfa » Güncel»Diyarbakır Barosu 45. Genel Kurula gidiyor!

bestas-ve-ozmen

Diyarbakır Barosu, 45. Olağan Genel Kuruluna gidiyor. Başkan vekili Ahmet Özmen ve Mesut Beştaş’ın aday olduğu kongrede, bin 100 üye yeni Baro başkanını belirlemek için sandığa gidecek. Diyarbakır Baro Başkan adaylarından Ahmet Özmen, ‘Dinamik, Etkin, Özgürlükçü ve Güçlü bir Baro için’, diğer başkan adayı Mesut Beştaş ise, ‘Demokratik, özgürlükçü, Çoğulcu bir Baro için’ sloganı ile seçime hazırlanıyor.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2015’te öldürülmesinin ardından 8-9 Ekim 2016’da Baro Genel Kurul’a gidiyor. Genel Kurul’da baro başkanı ve yönetim kurulu da seçilecek. Baro başkanlığı için iki aday var: Diyarbakır Barosu Başkan Vekili Ahmet Özmen ve Avukat Mesut Beştaş.

Haftalar öncesi seçim çalışmalarını yürüten adaylardan Ahmet Özmen, , ‘Dinamik, Etkin, Özgürlükçü ve Güçlü bir Baro için’, Mesut Beştaş ise ‘Demokratik, özgürlükçü, Çoğulcu bir Baro için’ sloganı meslektaşlarından oy istiyor.

Diyarbakır Barosu başkan adayları ile bundan sonraki iki yıllık dönemde neler yapacaklarını, baronunu takip ettiği insan hakları odaklı davaları ve yaklaşımlarını, bugüne dek ne gibi görevlerde bulunduklarını adaylarla konuştuk.

BAROMUZ ‘MÜCADELECİ BARO’ TANIMLAMASINI HAK EDİYOR

Baro Başkan Vekili ve başkan adayı Ahmet Özmen, Diyarbakır Barosu’nun bir meslek örgütü olarak, sosyal ve siyasal meseleler ile insan hakları mücadelesinde geçmiştin günümüze sergilediği istikrarlı ve objektif tutumuyla ulusal ve uluslar arası alanda saygın kurul ve kuruluşlar arasında yer edindiğine işaret ederek, “Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel kodlarından gücünü alan, sosyal ve siyasal dokusundan esinlenen Baromuz, bu nedenledir ki ‘Mücadeleci Baro’ tanımlamasını hak etmektedir” diye konuştu.

“TAHRİBAT BÜTÜN AĞIRLIĞAYLA TOPLUMA SİRAYET ETMİŞTİR”

Diyarbakır Barosu’nun tarihsel misyonunun, en çok da her alanda büyük sorunlar yaşadığımız bugünlerde ihtiyaç duyulan bir misyon olduğunu vurgulayan Özmen, “Her ne kadar yasal dayanağı olduğu iddia edilse de uluslar arası hukuk sözleşmelerine ve Anayasa’ya aykırı olan sokağa çıkma yasağı uygulamalarıyla temel hak ve özgürlükler sınırlandırılmış ve hatta birçoğu askıya alınmıştır. Başlayan çatışmalı sürecin yaratacağı ağır hak ihlallerine, toplumsal tahribata dikkat çekmek ve engel olabilmek adına yürüttüğü insan hakları mücadelesi esnasında Diyarbakır Barosu’nun çok değeli başkanı Av. Tahir Elçi katledilmiştir. Nitekim Baro Başkanımızın dikkat çektiği ve engel olmaya çalıştığı tahribat, bütün ağırlığıyla, toplumun tüm kesimlerine sirayet etmiştir. 30 yılı aşkın süren ve on binlerce insanımızın yaşamına mal olan çatışmalı sürecin nihayet bulması yönünde 2013 yılında başlatılan temas ve diyaloglar, toplumun tüm kesimlerinde büyük bir umut ve beklenti yaratmıştı. Maalesef Temmuz 2015’ten itibaren toplumun barış ve çözüm beklentilerinin aksine yeniden bir çatışmalı süreç başlamış, çatışmalar sivil yaşam alanları olan kent merkezlerine yayılmış; aralarında sivillerin de olduğu yüzlerce insan yaşamını yitirmiş, yüz binlerce insan yerinden edilmiş, çatışmaların yaşandığı yerleşim alaları yaşanılamayacak duruma gelmiştir” dedi.

“SİYASAL İHTİLAFLARIN ÇÖZÜMÜNDE DİYALOG ESAS ALINMALI”

Özmen, bir hukuk kurumu ve meslek kuruluşu olan Diyarbakır Barosu’nun üyeleri olarak, siyasal ihtilafların çözümünde diyalogun esas alınması gerektiğini savunduklarını ifade ederek, “Kürt halkının doğal, insani ve hukuki hakikatinin reddine dayalı İttihat ve terakki anlayışının yansıması olarak Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar süre gelen politik ve askeri uygulamalar Kürt Halkına nefes aldırmamıştır. Tekçiliği dayatan, farklılılıkları asimile amacı güden ve çoğulculuğu reddeden uygulamalar Kürt Halkının sorunlarının çözümü ve meşru taleplerinin ifade edilmesi bakımından politik bir zeminin oluşmasına engel olmuştur. Yaşam alanlarının yerle bir edilerek, 3-4 milyonluk nüfusun topraklarından göçe zorlanmış olması ile cumhuriyet’in ilk yıllarındaki mecburi iskan politikaları arasında hiçbir farkın olmayışı, Kürt halkının makus talihinin yüzyıla yakındır değişmediğinin en yalın tezahürüdür. Kürt Halkının kolektif haklarının hukuk zemininde tesis edilerek, demokratik kültürün inşası için askeri darbelere yol açan olumsuz siyasi koşulların ortadan kaldırılması amacıyla, sivil ve demokratik işleyişi daima savunduk ve savunmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

15 TEMMUZ GİRİŞİMİ DEMOKRATİK YAŞAMI ORTADAN KALDIRMAYA YÖNELİKTİ

Başta Kürt sorunu olmak üzere diğer siyasal sorun olanlarından beslendiğinden kuşku duymadıkları 15 Temmuz darbe girişiminin, demokratik yaşamı ortadan kaldırmaya yönelik bir teşebbüs olduğunun tartışmasız olduğunu vurgulayan Özmen, şöyle dedi: “Darbe girişimi sonrası yürürlüğe konulan OHAL rejimine bağlı uygulamalar, OHAL Kanununda açıkça yazılı hükümlere aykırı olduğu kadar, yine bir darbe ürünü olan 1982 Anayasasına ve Uluslar arası insan hakları belgelerine de aykırıdır. OHAL Kapsamında çıkarılan KHK’ler ile toplumun iradesini temsil eden Meclis’in yasama fonksiyonunun devre dışı bırakılmasının yanı sıra halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlıklarına kayyum atama şeklindeki tasarrufların kabulü mümkün değildir. Gerek doğrudan gerekse dolaylı yoldan darbe teşebbüsünde yer almış kişilere yönelik soruşturmaların başlatılması kaçınılmazdır. Ancak, darbe girişimi ile bir bağı olmayan kişilerin aynı soruşturma kapsamında değerlendirilerek; gözaltı, tutuklama ve görevden alma gibi işlemlere tabi tutulması, muhalif basın yayın organlarının kapatılması yürütülen soruşturmalara gölge düşürmektedir. Özellikle çıkarılan KHK’lar ile soruşturmaların darbe teşebbüsünde bulunan kişilerle sınırlandırılmadığı, muhalif kimliğe sahip kişileri de kapsayacak şekilde genişletildiği konusunda kamuoyunda yaygın bir kanaat oluşmuştur. Özellikli gözaltı sürelerinin 30 güne çıkarılması, gözaltına 5 güne kadar avukat görüş yasağının getirilmesi, avukatın müvekkili ile cezaevinde görüşmesinin denetim altına alınması, tutuklama başta olmak üzere koruma tedbirlerinin yaygın olarak kullanılmasının hukuken kabulü mümkün değildir. Kaygı verici boyutlara ulaşan bu düzenleme ve uygulamalar karşısında toplumun savunma örgütü olan barolara yönelik hukuk ve adalet beklentisi artmış, baroların ve avukatların hukuk ve adaletin gerçekleştirilmesindeki fonksiyonunu daha da önemli kılmıştır”

“SİVİL VE DEMOKRATİK BİR ANAYASA YAPILMALI”

Özmen, Toplumsal ve politik sorunların demokratik zemininde çözümü için elzem olan sivil ve demokratik yeni bir anayasanın yapılabilmesinin koşullarının olgunlaştırılması gerektiğine değinerek, “Bu amaçla gerek Parlemento’da bulunan gerekse de parlemento dışında bulunan siyasi partiler, meslek örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile toplumun tüm katmanlarının dahil edileceği siyasal ve sosyal ortaklaşma koşullarının oluşturulmasının gerekliliğine inanmaktayız. Merkezi, tekçi ve jakoben yönetim anlayışının terk edilerek yerinden yönetim ve demokratik anlayışın önünün açılması için, Diyarbakır Barosu’nun bugüne kadar sürdürdüğü misyonun farkında olarak önümüzdeki süreçte de bunu etkin ve dinamik bir biçimde sürdürmeyi hedeflemekteyiz” dedi.

BEŞTAŞ: DEMOKRATİK, ÖZGÜRLÜKÇÜ, ÇOĞULCU BİR BARO İÇİN!

Baro Başkan Adayı Mesut Beştaş ise, Baronun yönetim organlarına talip olanların öncelikli kaygılarının mesleğin ve meslektaşlarının temel sorunlarından biri haline gelen sosyo-ekonomik sorunlara çözüm bulmak olduğunu ifade ederek, “Ancak bununla birlikte Avukatlık Yasasının barolara yüklediği görev, hukuk devletini gözetmek ve korumaktır. Bu çerçevede baroların; her türlü haksızlığa, salt basın açıklamalarıyla değil, ilgili merciler nezdinde etkin hukuki ve diplomatik girişimlerde bulunmak suretiyle de karşı durmaları gerekir. Yeni seçilecek yönetimin de, bu güne kadar baromuzda yöneticilik yapanların bıraktığı yerden devam edip onların eksikliklerini tamamlayarak, çalışmalarını etkili bir şekilde yapmaları gerekmektedir” diye konuştu.

“ORTAK SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAK”

Baroların görevi sadece Avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını korumak, avukatların ortak sorunlarına çözüm bulmak olmadığına değinen Beştaş, “Aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, temel hak ve hürriyetleri, siyasi-medeni ve bireysel hak ve özgürlükleri savunmak ve demokrasiye katkı yapmaktır. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve doğal yargıç güvencesinin sadece hukuk metinlerinde vurgulandığı, hak ve adalet duygusunun toplum belleğinden silindiği OHAL sürecinde, hukukun yeniden yapılandırılması ve hukuki güvenlik hakkının sağlanması için de baroların gerekli çalışmaları etkin bir şekilde yürütmesi gerekir” dedi.

“MESLEKİ GELİŞİMLERİNE KATKI SUNULMASI HEDEFLENMELİ!”

Beştaş, Baro yönetimlerinin; üyesi olan Avukatlara iyi bir yaşam ve güvenli bir gelecek sağlamayı, onların mesleki sorunlarına çözüm bulmayı ve mesleki gelişimlerine katkı sunmayı hedeflemelerinin gerektiğine işaret ederek, “Bunun için baro yönetimine seçilecek olanların; projeler üretmesi, bunun gerektirdiği bilgi üretim ve işlem mekanizmalarını geliştirmesi; Avukatların özellikle de adliye binası içerisindeki günlük yaşantısını kolaylaştıran, bu anlamda hem adliyenin, hem de baronun teknik altyapısını güçlendirmeye çalışması, Avukatlık mesleğinin kalitesini ve saygınlığını yükseltmeyi amaçlaması ve bütün bunların gerektirdiği donanıma/ vizyona sahip olması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“AVUKATLIK MESLEĞİNE KATKI SAĞLAYACAK PROJELER OLUŞTURACAĞIZ”

Amaçlarının; meslektaşlarına verimli ve başarılı kılacak sistemler oluşturmak, mesleki ve örgütsel çalışmalar yürütmek, meslektaşların sorunlarına karşı duyarlı olmak ve bu amaçla uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm üretmek olduğuna değinen Beştaş, şöyle dedi: “Bu nedenle hedefimiz, avukatlık mesleğinin daha iyi koşullarda yapılabilmesine olanak sağlayacak projeler geliştirip uygulamak, genç meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunlara duyarlılık gösterilerek gerekli çalışmaları yürütmek, hep beraber daha etkin çalışmak ve böylece yaratacağımız sinerjiyle mesleğimizi ve meslek örgütümüzü daha etkin hale getirmektir. Mevcut ihtiyaçlar karşısında projelerimizi hayata geçirmek, baş ta Baro Başkanımız Tahir Elçi’nin, bizden önceki yöneticilerimizin ve başkanlarımızın misyon ve vizyonlarının gerisinde kalmamak üzere; Diyarbakır Barosu Başkanlığında baromuza ve mesleğimize katkı sağlayacağımıza inanarak, daha önce baro başkanlığı yapmış olan meslek büyüklerimizin ve birçok kesimden meslektaşlarımızın yoğun talebi ve ısrarları ile Diyarbakır Baro Başkanlığına aday olduğumu bilgilerinize sunar, eleştiri ve önerilerinizle birlikte desteklerinizi beklerim” (Sait BAYRAM’ın Özel Haberi)

1157 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort