Dolar : Alış : 3.9170 / Satış : 3.9241
Euro : Alış : 4.6375 / Satış : 4.6459
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir9°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 13758 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Erdoğmuş: “30 yılda çıkaramadığımız dersi 30 günde çıkaralım”

05 Eylül 2015 - 551 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»Erdoğmuş: “30 yılda çıkaramadığımız dersi 30 günde çıkaralım”

Halkın Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili ve eski Diyarbakır İl Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş, son dönemlerde yaşanan operasyonlar, PKK’nin saldırıları, Erken ve baskın seçim senaryolarını ile Özerklik ilanlarını değerlenirdi. Bu fırtına, zelzele ve tufanın geçici olduğunu ifade eden Erdoğmuş, “Ve bu zelzele sonrası gelecek olan normal şartlarda biz HDP olarak 30 yıldır, yaşanan çatışmalardan 30 günde alacağımız ders kadar belki ders çıkarmamış olacağız. Yani bizim için bu son 30 gün içinde kayıplar, can, kan kaybı, masum insanların ölmesi. Bizim 30 günde amaçladığımız şey şudur; öyle bir ders çıkaralım ki; 30 yılda çıkaramadığımız dersi bu 30 günde çıkaralım. Bu hassasiyet içerisinde çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

SEÇİM BELKİ DE ATEŞKESİN VESİLESİ OLUR

Erdoğmuş, AK Parti Hükümeti’nin seçim dayatmasında bulunduğuna işaret ederek, “Bu mevcut tufan dediğimiz bir ortamda bir seçim dayatılıyor.  Bu şartlarda bile seçimi düşünmek bile doğru değil. Ama ben inanıyorum ki, seçimde sağduyu hâkim olacak. Çünkü sonuçta ahlaki vicdani bir misyonun sonuçta tecelli etmesi gerekiyor. Ben seçim ortamının gerginliklerle, çatışmalarla geçebileceğini sanmıyorum. Belki de seçim bir ateşkesin de vesilesi olabilir” diye konuştu.

Erdoğmuş’un çarpıcı açıklamaları şöyle;

HDP’deki dindar Milletvekilleri olarak, HDP’ye müdahale edebiliyor musunuz?

HDP KÜRT COĞRAFYASI BAHÇESİNİN MEVYESİDİR

“Ciddi bir tarihsel ve düşünsel zemininde yeşeren kendi toplumunun bütün renkleriyle bütün o özellikleriyle uyumlu bir şekilde yansınan bir parti olarak kabul edilir. Bende öyle kabul ettim. Dolayısıyla HDP’yi tanımlarken sadece bir kimlik, inanç ve ideoloji üzerinden tanımlamak yerine HDP biz diyelim ki Kürt halkını ve Kürdistan coğrafyasını bir bahçe gibi tanımlarsak HDP’de o bahçenin meyvesidir”

HDP olarak, barışa yönelik ne tür faaliyetleriniz var? Bugüne kadar neler yaptınız? Neler yapıyorsunuz?

Bizim HDP olarak hem iç diplomasi hem dış diplomasi alanın da çok yoğun faaliyetlerimiz var. İç diplomaside CHP ve AK Parti milletvekilleriyle olmak üzere birçoğuna ulaşarak barış sesinin bu ülkede yankılanmasını ve topyekûn herkes tarafından da yüksek sesle dile getirilmesini ve herkesin de bulunduğu ortamda ve zeminde kendi partisinde kendi düşüncesinde onun içinde ona katkı sunmak üzere bu şekilde aktif bir faaliyetin yürütülmesi temaslarımız var. Mesela eş genel başkanlarımız Kılıçdaroğlu ile bu anlamda bir görüşme yaptı. Ve kendisinden iktidar şansının aslında ak partinin kaderine bağlı olmadığı aslında CHP’nin bu ortamda barışa hizmet ederek önümüzdeki dönemlerde muhtemel seçimlerde bizzat kendisinin iktidar olabileceğini bunun yolunu bu ülkenin acilen şu anda ihtiyaç duyduğu bu Kürt meselesinde barışçıl cesurca bir tavır sergilemekten geçeceğini bizzat bizim eş genel başkanlarımız Kılıçdaroğlu’na bu öneriyi götürdü ve hatta sizin yapacağınız bir çağrı bu Kürt tarafında da karşılık bulacak. Yani inanıyoruz ki bu gün barış adına şu anda hangi parti genel başkanı olursa olsun ak parti de olabilir CHP’de olabilir veya hangi şahsiyet ve kimlik olursa olsun şu anda barış için yapacağı bir çağrının mutlaka  bir çağrıya değer biçiliyor , ve onunda bir karşılığı olacağına inanıyoruz. Şu anda bizim bu şekilde bir çalışma faaliyetimiz var ve bunu da geliştirerek söylüyoruz geçen sizde şahit oldunuz Diyarbakır da bölgenin stk larının iştirak ettiği bizim bütün yapılarımızı temsil eden en üst yüzeydeki eş başkanların hazır bulunduğu bir mecliste barış konusu çok ciddi bir şekilde saatlerce görüşülüp tartışıldı. Mesela HDP ve DTK’nın iki eş genel başkanı vardı. DBP’den Kamuran Yüksek katılmıştı. Hepsinin bulunduğu bir ortamda STK’larla ‘barış ile ilgili bize ne önerirsiniz? Bizi nasıl görüyorsunuz. Eleştirileriniz nelerdir? Bu anlamda burada çok güzel bir fikir alışverişi oldu. Ve o istişarenin sonunda da parti bunu bir deklarasyona dönüştürmedi. Onu siyasi bir çalışma şeklinde kamuoyuna yansıtmadı. Sadece bölgenin nabzını tutan ve bölgedeki hadiselerin direk muhatabı olan onlardan etkilenen, onların çözüm arayışlarını, duyarlılığı sergileyen o alanın temsilcileriyle birebir partimiz görüşme yaptı. Ankara, İstanbul ve yurt dışında da bu şekilde temaslarımız oldu”

30 YILDA ÇIRAMADIĞIMIZ DERSİ 30 GÜNDE ÇIKARMAK İSTİYORUZ

Olaylar karşısında tutumunuz ne? Sizce bu sizin tabirinizle zelzele geçicimidir?

Bütün bunların tarihi hedefi bu ülkenin yaklaştığı tam elde etmek üzereyken fırtına ile o barış şansının yeniden zedelendiği, bu anormal dönemin tekrar normale dönüştürülerek o barış ortamının elde edilmesidir. Biz inanıyoruz ki bu fırtına, zelzele ve tufan geçicidir. Ve bu zelzele sonrası gelecek olan normal şartlarda biz HDP olarak 30 yıldır, yaşanan çatışmalardan 30 günde alacağımız ders kadar belki ders çıkarmamış olacağız. Yani bizim için bu son 30 gün içinde kayıplar, can, kan kaybı, masum insanların ölmesi 30 günde bizim amaçladığımız şey şudur; öyle bir ders çıkaralım ki; 30 yılda çıkaramadığımız dersi bu 30 günde çıkaralım. Bu hassasiyet içerisinde çalışmalarımızı yürütüyoruz.

FIRTINANIN KASIRGAYA DÖNÜŞECEĞİNE İNANMIYORUM

Fırtınanın kasırgaya ya da Tufana dönüşeceğine inanmıyorsunuz öylemi?

Ben inanmıyorum. Çünkü tabi belli bir takım hesaplar planlar dâhilinde yürütülüyor. Bunlar böyle şahsi hesaplarla veya sadece siyasi hesaplarla gelişecek olaylar değil. Mesela o toplantıda bir STK temsilcisi bana ‘acaba bu yüzde 13’ün intikamı mıdır’ tabi bütün bunların toplum tarafından okunması çok önemlidir. Ama şuanda yazılan yeni tarihin 100 yıllık hesabının, kitabının Ortadoğu’da yapıldığını iddia ediyoruz. Bunu hem Doğulu-Batılı Küresel güçler bu hesap içerisindedir. Hem de bölgesel güçler bu hesabın içindedir. Yeniden yeni bir Ortadoğu şekilleniyor. Yani artık ne Irak, ne Suriye eskisi olmayacak. Türkiye’de, Suriye’de Irak’ta ve diğer bölgelerde yaşayan Kürtlerde eskisi gibi olmayacak.

Neden Kürtler eski gibi olmayacak?

Çünkü 1. Dünya savaşı sırasında gizli yapılan bir anlaşma da o günkü hâkim güçler kendi aralarında bir anlaşma yapmışlardı. Onun savaşan ülkeler maalesef bilmiyorlardı. O gizli anlaşma da birçok paylaşmalar yapılmıştı. Rusya’daki devrim ile birlikte açıklama yapıldı. Ve o zaman dünya gizli bir anlaşmanın olduğunu gördü. Bugünde Doğulu ve Batılı güçlerin o şekilde hesapları var. Bundan dolayı o gün Kürtler üzerinde Milletler Cemiyeti’nin büyük bir rahatlık içerisinde Kürtler üzerinde kurdukları oyun bugün artık kolay bir oyun olmayacak.

Peki değişen ne oldu?

Çünkü o gün Kürtlerin hakkını ciddi ciddi savunan, onun mücadelesini veren dünya ölçeğinde küresel anlamında bunu bütün dünyaya bir hak olarak tanıtıp, bu şekilde bu hakkında peşinde koşan ne bu şekilde bir bilinç, ne halk ne de bu halkın mücadelesini veren temsilcileri vardı. Ama bugün öyle değil. Kürtler bugün bu varlıklarıyla artık Ortadoğu’nun bir aktörü durumundadır. Kimse artık Kürtlere rağmen oturup ta Kürtler üzerinde vasıllarını parçalayarak, kendilerine göre operasyonlar yaparak, artık bir planlama yürütemez.

25 MİLYON KÜRDÜ KİRACI GÖREMEZSİNİZ

Sayın İsmail Beşikçi’nin yaptığı bir araştırmada Dünya genelinde 50 milyon Kürt var ve bunun yarısı Türkiye’de yaşıyor. Ancak, Türkiye Kürtleri halen kiracı olarak görüyor? Sizce bu doğru mu?

“İşte bu küresel ölçekteki Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde elbette ki birinci derecede etkilenen ülkelerden bir tanesi de Türkiye’dir. Çünkü en büyük Kürt nüfusunun bulunduğu ülke Türkiye’dir. İsmail Beşikçinin tabiriyle Dünyada 50 milyon Kürt vardır. Bu 50 milyonun yarısı Türkiye’dedir. Şimdi siz bu 50 milyon Kürdü nasıl kiracı olarak göreceksiniz. O dönemler bitti. Artık ne kiracıdır? Ne ikinci sınıftır ve ne de köledir. Yani Kürtler bugünkü halliyle diyorlar ki; ‘Biz artık köle olmayacağız.’ Biz seni başkan yaptırmayacağız. Zihniyetinin temelinde de aslında bu özgürlük aşkı var. Yoksa bizim birilerinin başkan olması, olmaması veya sistemin başkanlık sistemi olup olmaması gibi oyun bozucu bir düşüncemiz yok. Ama oyun dağıtıcı bir özelliğimiz var. Biz HDP olarak gerçekten kurulan bir oyunu dağıttık. Yani Başkanlık sistemi, 400 vekil, başkan olma oyununu kurgulayanların oyunlarını biz dağıttık. Bu oyun dağıldı. Ama yeni bir yapılanma da oyun kurucu olarak HDP’nin rol üstleneceğini, adım atacağını gördükleri için topyekûn HDP’ye, genelde de Kürt coğrafyasına şuanda ciddi saldırılar var. Bu sadece Türkiye’deki Kürtlerle sınırlı değil. Rojavadaki kazanım çok ciddi anlamda bir kısım İktidar mensuplarını tedirgin ediyor. Düne kadar hiç kimlikleri yok iken şuan da Rojavada sadece Kürtlerin yaşadığı bölgede artık bir egemenlik iddiasında buluna bir PYD yok. Şuanda Rojava’daki PYD artık Demokratik Suriye’nin özgürlüğünün, kurtuluşunun planlarının nasıl yapılacağı konusunda dünyadaki güçlerle temas halindedir. ABD çıkıp, benim oradaki müttefikimdir’ dedi.”

KÜRTLERİN KAZANIMLARI SIRADAN DEĞİLDİR

Kürtlerin kazanımlarına gelirsek Sayın Erdoğmuş; Kürtlerin kazanımları nelerdir? Bu kazanımlar nasıl elde edildi?

“Kürtlerin kazanımları, böyle sıradan, normal kazanımlar değil. Kürtlerin 21. Yüzyılda elde ettiği kazanım, gerçekten bazılarının gözünü kamaştırıyor, bazılarının da gözünü korkutuyor. Ama biz şuan inanıyoruz ki, Ortadoğu’nun geleceği, bu ülkemizin geleceği hepimizin özellikle Türkiye içerisinde yaşayan Kürt ve Türk nüfusunun geleceği barıştan geçiyor. Yani savaştan çatışmadan, şuan belki bizi Suriye gibi yapmak isteyen hesaplar var. Bu olabilir. Ama biz bu hesabın içerisinde olmak istemeyiz. Bu hesabın içerisinde olanlara da karşı durarak, barış söylemleriyle, mücadelesiyle biz HDP varlığını bu şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Ve bizim şuan da parti içerisindeki yapılarda da bu zenginliği ve çoğulculuğu görmek zaten mümkün. HDP’nin ben inanıyorum ki; Türkiye’nin HDP’ye bir ihtiyacı var. Bırakın HDP’nin şuanda muhtaçlığını. Türkiye’nin HDP gibi bir partiye ihtiyacı var. HDP şuanda silahların, namluların birbirine doğrultulduğu, kanlı hesaplaşmanın 30 yıldır sürdürdüğü büyük bir dönemin bir tarihi barışla noktalamak istiyor. Araya giriyor. Gerginliği düşürmek istiyor. Mekik diplomasisi yapıyor. Bütün taraflarla görüşüyor. Her tarafla görüşen tek parti bugün HDP’dir. Devletle, İmralı ile, kandil ve Avrupa ile görüşüyor. Bu çok büyük bir fırsattır, şanstır. Büyük bir imkandır. Diğer partilerin böyle bir şansı yok. Devlet, Hükümet ve Türkiye dinamiklerinin HDP’nin bu şansını bu özelliğini, çok iyi değerlendiremiyorlar”

HDP OYUN DAĞITICIDIR

Sizce neden değerlendiremiyorlar?

“Çünkü iktidar HDP’yi şuanda kendisine bir gelecekte kurabileceği bir oyunun dağıtıcısı olarak görüyor. Bundan dolayı da HDP’ye karşı topyekûn bir mücadele, bir saldırı var. Bu son yaşadığımız olaylarda da ormanlar yanıyor. Şuan da 20’nin üzerinde cenazelerimiz Mürşitpınar’da bekletiliyor. Mesela biz Habur’daki cenazelerle ilgili bir heyet olarak Diyanet İşleri Başkanlığımızı ziyaret ettik. Kendisine, siyasetin ölümlerle, cenazelerle bir iş olmaz. Bu insanlar sonuçta dünyayla son nefeslerini vererek, irtibatlarını tamamlamış kişilerdir. Bunların bizim üzerimizdeki hakkı, bunların defnidir, tekfinidir ve bunlara karşı son görevlerimizi yapmaktır. Dolayısıyla aileleri sınırda bekliyor. Siz de Diyanet İşleri Başkanı olarak vicdani, insani, ahlaki, İslami, bütün bu manevi değerlerin öne koyarak, bugünkü hükümetten cenazelerin teslimi noktasında siz bu kimliğinizle bir katkı sunabilirsiniz’ dedik. Diyanet İşleri Başkanımızda âlicenaplık gösterdi. Hassasiyetini ve duyarlılığını ortaya koydu. Konuyu en üst düzeye taşıdı. Başbakan’a kadar konuyu taşıdı. Çünkü bu cenazelerin içeriye alınmaması konusunda Bakanlar Kurulu kararı var. Düşünün oradaki bakanlar hangi vicdan ile imza atmış. Oradaki Bakanların Kürt veya Türk olması bir şey değiştirmiyor. Cenazeler şuan sınırda bekletiliyor. Ve onun vebaline sen de imza atarak ortak oluyorsun. Diyanet İşleri Başkanının bu şekilde bir teşebbüsü oldu. Ve Habur’daki cenazeler alındı, ailelerine teslim edildi. Defin işlemleri yapıldı. Umarız ve dileriz ki; bir gerginlik olmadan oradaki ailelere de cenazeleri teslim edilerek onlara karşı aileler son görevlerini yaparak, bu şekilde kısmen de olsa teselli olacaktır. Bütün bunları düşündüğümüz zaman HDP’nin önünde Türkiyeleşme projesi ve programı, bu şartlar ağırlaştıkça, bu şartlar yoğunlaştıkça, ona duyulan ihtiyaç da daha çok kendisini hissettiriyor”

BU ŞARTLARDA SEÇİMİ DÜŞÜNMEK DOĞRU DEĞİL

Böylesi bir ortamda, yani sizin tabirinizle tufan dediğiniz bir ortamda erken ya da baskın bir seçim olursa ne olur? Kimi çevreler kanlı olur diyor. Sizde neler diyeceksiniz?

“Bugün bir seçim dayatılıyor. Yani bu mevcut tufan dediğimiz bir ortamda bir seçim dayatılıyor.  Bu şartlarda bile seçimi düşünmek bile doğru değil. Ama ben inanıyorum ki, seçimde sağduyu hâkim olacak. Çünkü sonuçta ahlaki vicdani bir misyonun sonuçta tecelli etmesi gerekiyor. Buna katkı sunacaklar. Ben seçim ortamının gerginliklerle, çatışmalarla geçebileceğini sanmıyorum. Belki de seçim bir ateşkesin de vesilesi olabilir. Dayatılan bir seçim doğru değil. Çünkü biz Meclis’e gidip, bir yemin ettik. Ondan sonra daha oturmadık. Bu erken seçim değil, seçimin yenilenmesidir”

HÜKÜMET HDP’Yİ TERÖRİZE ETMEYE ÇALIŞIYOR

Neden Baskın seçim, niçin yenileniyor?

“Ortada bir irade var. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdiğiniz zaman. O Genel kurul salonunda boydan boya duvarda ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ yazıyor. Peki orada milletin egemenliği bu şekilde tecelli etmiş. İrade o şekilde oraya yansımış. Ve siz ben bu iradeyi bugün kabul etmiyorum. Niye kabul etmiyorum? Çünkü benim tek başıma iktidarımı engelledi. Yeri geldiği zamanda da milli irade diyorsunuz. Ama halk toplum bütün bunları çok güzel bir şekilde okuyor ve ona göre değerlendirip, analizini yapıyor. Bugünden zaten hangi amaçla bu seçimin dayatıldığını herkes özellikle sosyal medyada, görsel ve yazılı medyada bu yorumlar yapılıyor. Kimisi çok sert bir şekilde eleştiriyor. Ve bunun bir anda farklı bir şekilde tecelli edebileceğini de savununlar var. Yani siz burada bir avantaj beklerken, evdeki bulgurdan olma riski vardır. Nedir amaç? Ben şöyle görüyorum. İktidar eline bir değirmentaşı almış, bunun adına terör diyor, birçok şeyi bağlayarak, HDP’yi bir algıyla Türkiye kamuoyunda yeniden terörize etmeye çalışıyor. Ve elindeki değirmentaşını bir tezgaha getirip, HDP’nin boynuna geçirmeye çalışıyor. Bunu planlarken de ‘HDP boynunu uzat sana madalya takacağım’ taktiği ile yaklaşıyor. Ama HDP bu oyunun farkında onlar bunu denedikçe ellerindeki ağır değirmentaşı onlara güç kaybettiriyor. Korkarım ki, o taş onların üzerine yıkılsın ve altında kalsın. Çünkü öyle bir tahribat bekliyor ki; sadece hükümeti götürmüyor. Bunlar beraberinde başka ülkenin başka taraflarını da tahrip ederek, çatırdayıp gidecekler. Bundan dolayı HDP oynan oyunda uzak durarak, ama mevcut şartları da içinde bulunduğumuz gerçekten artık hepimizin vicdanının tartışıldığı bir dönemeçten ve devreden geçiyoruz. HDP bu devreyi barışçıl demokratik, kardeşlik, hukuk, hak adalet gibi evrensel değerlerin denetiminde tamamlamak istiyoruz”

BİZ SEÇİMİ HAKLI BULMUYORUZ

“Biz seçimi şuanda haklı bulmuyoruz. Çünkü seçimin gerekçeleri yok. Ama 7 Haziran’dan sonra yüzde 13’lük HDP’nin başarısı zaten bize seçime hazır olmamız gerektiği mesajını da verdi. Biz seçime hazırlıksız değiliz. Yarın seçim olursa bizim Türkiye genelindeki seçmenimiz çok bilinçlidir. Halkla beraber olan, halktan kesinlikle ayrı olmayan, ama diğer siyasilerden de farkını ortaya koyan şuanda genç doğmuş bir harekettir. Ondan dolayı biz seçimde HDP’nin yine sürpriz yapacağına inanıyoruz. Her şeye rağmen dileriz ki, öyle dayatılan bir baskın seçim yerine onunda şartlarını hazırlayarak, temkinle makul ölçüler içerisinde varsın bir seçim yapılsın. Elbette ki seçimin bir maliyeti, riski, bu ülkeye kaybettireceği çok şeyi var. Ama illa seçim dayatıyorlarsa bizim bundan kaçacak halimiz yok”

PKK DÜNYA ÇAPINDA BİLİNEN BİR HAREKETTİR

HDP Milletvekili Altan Tan’ın PKK bu işe silahla çözecekse bize ne ihtiyaç var’ sözlerini doğru buluyor musunuz? Bu konuda görüşleriniz nedir?

Altan Bey’in yani siyaseti, açıklamaları kamuoyunun gözü önünde yapılan açıklamalardır. Altan Bey’in o meziyeti var. Altan Bey böyle fırsatı kollayan yerine göre sağlamcı. Yani hesabı kitabı olan bir adam değil. Düşündüğünü açıklıyor. Kendi düşüncesini bu şekilde kamuoyu ile açıklamasını bir kere saygı duymak lazım. Ama ben HDP’nin ruhuna uygun bira çıklama olarak görmüyorum. Yani HDP’nin biz stratejisi var. Bir hedefi var. Ve PKK bir harekettir. Silahlı bir harekettir. Mazisi var. Mücadelesi var. Ve bütün dünyada onun yapısını, kadrosunu, liderini, mücadelesini biliyor. Ve tanıyor. Yani gizli saklısı olan veya bilinmeyen lideri belli olmayan, felsefesi olmayan arkasında acaba kim var. Karanlık bir şey mi var. PKK böyle bir yapı değil. PKK dünyanın en güçlü bana göre de kadrosuyla, liderinden tutun da yapılanmasına kadar bütün dünya tarafından bilinen bir harekettir. HDP ise siyasal, yasal, demokratik bir kurumdur. Bu devletin bir kurumudur. Ama HDP’nin bir ruhu var.

HDP’NİN RUHU KENDİ MİSYONUNU YÜRÜTEBİLMEKTİR

Nedir O ruh?

HDP’nin ruhu bütün bu şartlar altında kendi görevini ve misyonunu yürütebilmektir. Biz halka gittiğimizde, diyorlar ki; bu kan dursun. Onun kararını HDP vermez. Eğer HDP bugün halk bizden böyle bir talepte bulunuyor. O zaman biz bunu kanı durduramıyorsak, biz niye varız’ gibi kendisini suçlarsa bu HDP’nin ruhuna uygun bir şey değildir. HDP’ye gelen bu talepleri elbette HDP  bunların üzerinden mücadelesini verir, çalışmasını yapar. Çabasını gösterir. Çağrısın yapar. Dikkat ederseniz; Selahattin Demirtaş’ın ilk çağrısı taraflaraydı. Ellerden tetikten çekilsin. Sonra dönüp dedi ki; PKK’den elini tetikten çekmesini istiyorum. Selahattin Bey’in bu çağrısı değerlidir. Onlarda değer biçiyorlar. Ama sonuçta ciddi bir yapı ve hareket var. Bu hareket değerlendirmesini kendine göre yapıyor. Kararlarını alıyor. Şuanda liderleriyle, önderleriyle görüşme imkânlarından mahrum bırakılmışlar. Buna rağmen o hareketin kendi liderleriyle netice itibariyle görüşüp bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra atacağı adımlar var.

HDP DEMOKRATİK SİYASETİ ESAS ALAN BİR MÜCADELE YÜRÜTÜYOR

Peki, HDP nasıl bir parti? Neyi savunuyorsunuz?

Ama biz HDP olarak, diyoruz ki, silahsız ve demokratik siyaseti esas alan mücadelenin şuanda bireyleriyiz. Böyle bir yapı ve partiyiz. Ne olursa olsun biz silahlı mücadelenin olmasını istemiyoruz. Çünkü taraftar değiliz. Çünkü, savaşın, silahın maliyetini görüyoruz. Yani gözyaşı, kan şuanda masumların ölmesi, canilerin türemesi. Öyle caniler türüyor ki savaşlarda, mesela biz Silopi’ye gittik. Mahalleyi gezdik, vatandaşları dinledik. Dediler ki; ‘bizle emniyeti ve askeri karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor. Bizim ne asker ne de polisle bir düşmanlığımız yoktur’ dediler. Fakat gelip evimizi basanlar, evimizi kurşunlayanlar, evlerimizi yakanlar, çocuklarımızı kurşunlayanlar bizim şimdiye kadar görmediğimiz, sakallı, değişik, onların ifadesiyle IŞİD görünümlü ama polis elbisesiyle gelenlerdi. Savaşlar bu tür canilere de zemin hazırlıyor. Ondan dolayıdır biz diyoruz ki; savaşın hem masumları, hem canileri var. Savaş bunları da besliyor”

SURUÇ OLAYI ÖRTBAS EDİLDİ

Suruç olayı örtbas edildiği yönünde bir takım açıklamalar var. Buna katılıyor musunuz?

“Şimdi Birçok eylem yapıldı. Herkes şaşkınlığa uğradı. Suruç olayından sonra o polislerin öldürülmesi hiçbir akıl, hiçbir mantık kabul edemez. Suruç olayı örtbas edildi, unutturuldu. Kaldı ki, 32 insan yani genç, ellerinden oyuncaklar, onların yaşındakiler orada burada eğlenirken, tatil yaparken, o insanlar eğitimli gençler, toplandılar, ellerine oyuncak aldılar. Bir hedef ortaya koydular. Bu şekildeki şahsiyetler katliama uğradı. Ve  ondan sonra Ceylanpınar, Diyarbakır’daki trafik polisinin ölümüyle beraber Suruç’taki olay bir anda unutuldu. Ve HDP orada yani öyle bir sıkıntı yaşadı ki, kınamasına rağmen o kınaması çok da yeterli bulunmadı. Genel Başkanımız çıkıp dedi ki; Kim yaparsa yapsın, evde uykuda gidip polisi öldüren kim olursa olsun. Diyarbakır’da trafik polisine kaza oldu gel rapor tut. Deyip de sonradan arkadan ona silah sıkan her kim olursa olsun biz bunu kabul etmiyoruz. Kınıyoruz, red ediyoruz. Ama bütün bunlara rağmen Genel Başkanımızın çağrısı yok sayıcılık oynanan oyunun altında kaldı. Sonrada tabi şartlar öyle gelişti ki, artık Suruç katliamının IŞİD bile üstlenmedi. Öyle bir muammada kaldı ki, yani eylemin tarzı IŞİDvari bir eylem. Ama IŞİD’de çıkıp eylemi üstlenmedi. Bunlar aydınlatılması gerekirken, HDP’nin aslında vereceği mücadele o olayın acilen aydınlatılması cihetinde olması gerekirken, bir anda HDP’de kendisini savunma pozisyonunda gördü. Ama şartlar ilerledikçe, ortam biraz daha mantıkla, akılla, okundukça HDP’nin misyonunun HDP’ye olan ihtiyacın ne kadar Türkiye’nin menfaatine, geleceğine uygun olduğunu, örtüştüğünü hep beraber göreceğiz”

GENÇLER ARTIK FRENLENEMİYOR

3 İl ve 8 İlçe’de özyönetim yani özerklik kararı alındı. Siz buna katılıyor musunuz? Gerçekten özerkliğe doğru mu gidiliyor?

“Gençler artık frenlenemiyor. Biz buna şahit oluyoruz. Alana gidiyoruz. Kimisine yalvarıyoruz. Kimisine tamam, ‘yine sabrı siz gösterin’ diyoruz. Onlarda, sabır hep bizden isteniyor’ diyorlar. Yani ‘bizler ölüyoruz, bizler yaralanıyoruz. Bize saldırılar oldu. Biz tasfiye edilmek isteniyoruz. Buna rağmen siz de mi bizden’. Evet, bizde sizden sabır istiyoruz’ Çünkü siz ancak bu ahlakla, bu vicdanla halkınıza hizmet edersiniz. Diyoruz. Böyle bir gençlik var. Gerçekten de müthiş, fonksiyonel ve biran önce ne olacaksa olsun ama kazanımlarımızın heba edilmemesi gerekir kararlılığını gösteren bir genç potansiyel var. Ve onların bakış açısı da şudur. Bütün saldırılar, bütün hedefler Kürt kazanımlarının yeniden kaybına dönüktür. Şuanda geliştirilen çabalarda aslında o istikamette. Ama biz HDP olarak bunun çare olmadığını onlara da söylüyoruz. Bunun çaresi barıştır, müzakeredir. Görüşmelerdir. Ve hep beraber, bütün ezilenlerin haklarını, hukuklarını, bu mücadele ile elde etme sabrını göstermemiz lazım. Dolayısıyla ben bu tutumların, bu şekilde kaygılardan kaynaklı bir takım çabalar olduğunu görüyorum. Bunları aşmak da zor değil. Eğer yeniden barış, müzakere, görüşmeler olursa bunlar aşılır. Çünkü birçok deneyim var”

IMG_5284 IMG_5289

271 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika