Dolar : Alış : 3.6985 / Satış : 3.7051
Euro : Alış : 4.3445 / Satış : 4.3524
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir27°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13537 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

İpekyüz: “Her gecikme çözümü zorlaştırıyor”

06 Eylül 2015 - 870 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»İpekyüz: “Her gecikme çözümü zorlaştırıyor”

Diyarbakır Sosyal ve Siyasal Araştırmalar Vakfı (DİSA) Başkanı Dr. Necdet İpekyüz, son süreci haberdiyarbakir.gen.tr’ye değerlendirdi. AK Parti, HDP ve PKK’ye çağrıda bulunan İpekyüz, “Her gecikmenin çözümü zorlaştırıyor. Her gecikme travmayı, acıyı artıyor. Daha derin krizlere neden olabiliyor. Ve bizim bunca yıldır öğrendiğimiz en iyi şey güvenlikçi politikalar sorunu çözmemiştir. Şiddet sorunu çözmemiştir. Yani bu PKK için de AKP içinde budur” dedi.

İşte İpekyüz ile yapılan röportajın detayları;

NİÇİN BÖYLE OLDUNUN SORGULANMASI LAZIM

Yeniden başlayan çatışmalı süreci değerlendirir misiniz?

“Tabi aslında süreç dediğimizde belki simdi süreç artık kendi içinde dönemlere ayırmamız lazım. Gerçekte süreç dediğimizde çözüm aklımıza geliyordu. İşin olumlu geleceği yönden aklımıza geliyordu. Ama siz Diyarbakır ve bölgede nereye gitseniz süreç denildiğinde herkesin aklına olumsuzluk geliyordu. Burada da aslında gerek bu çözüm meselesinde katkı sunan bizler yani sivil toplum örgütleri kendimize dönmemiz lazım. Niçin böyle oldu? Düşünmediğimiz zaman bugünü anlamamız biraz zor olur, yarını da kurgulamamız zor olur”

HÜKÜMET KÜRT SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE UMUT VERDİ

Yeniden başlayan çatışmalı süreç öncesi bölgede nasıl bir hakimdi?

“Şimdi baktığımız çalışmalarda yaptığımız değerlendirmede şöyle bir tablo ortaya çıkıyor; İşin doğrusu cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar Kürt meselesinde dönem dönem insanlar tetkikçi ve dayatmacı politikalara karşı serzenişte bulunmuşlar. Ve bu serzenişlerden çıkış bulamayınca kimi zaman silahlı yöntemlere başvurmuşlar ve her seferinde güvenlik politikalarıyla da bastırılmıştır ve aslında her şeyden bir acı birikmiştir. 12 Eylül’den sonra PKK çıkışıyla birlikte aslında 30 yılı geçkin bir süredir silahlı bir mücadele sürüyor. Silahın benimsendiği ve yaygınlaştığı bir dönem yaşadık. Hepimiz mesela 90’lar dediğimizde aklımıza bir sıkıntı geliyordu. Geldiğimiz aşamada ilk defa cumhuriyet tarihinde bir siyasi parti bir hükümet asimilasyona, inkâra yer yok biz konuşarak “bu işi çözeceğiz” dedi ve insanlar çok mutlu oldu. Gerçekten de birçok tabu da yıkılmış oldu. İşte PKK’nin lideri Öcalan ile görüşmeler normalleşti. İnsanlar onun açıklamalarını beklediler ve bu bir umudu artırdığı gibi bir canlanmaya da neden oldu. Bir diğeri de Türkiye’nin batısı ile yavaş yavaş kopan duygu bağları tekrar birleşmeye başladı. İnsanlar birbirlerini övüyordu”

7 HAZİRAN SEÇİMLERİ ÖNCESİ CİDD BİR KRİZ ÇIKTI

Peki sonra ne oldu?

“Ama ne olduysa 7 Haziran seçimleri öncesi ciddi bir kriz çıktı. Bunun MR’ı da ortaya çıktı. Çünkü uzun bir süre silahların konuşmadığı bölgede bir siyasetin gidere meşru olduğu dönemde ağrı da Mardin de adana da mersin de Diyarbakır da işte en son miting de olma kaydıyla bir yığın olay yaşandı ve bu olaylar ciddi bir her an işte ciddi bir şey ola bilir mi diye bir endişe taşıyordu ve insanlar seçimde sonuçta bu yeni parlamento da bu işin siyasete demokratik bir sürece çevrileceğini düşünülüyordu”

SÜREÇ 90’LI YILLARA BENZEMİYOR

Bu sürece 90’lı yıllara benzetenler oluyor. Gerçekten böyle mi?

“Ve geldiğimiz aşamada, Temmuz’un sonundan bu güne kadar gerçekten çok herkesi sarsan endişelendiren ve giderek azalacağı yerde artan bir tarza dönüştü. Bir taraftan bizler 90’lara benzetiyoruz. Aslında 90lara da benzemiyor neden benzemiyor işte belki de ölümlerin fazlalığı, güvenlik endişesinin kaygıları olduğu için benzetilebilir. Ama şeridin farklılığına baktığımızda bir kere ilçe merkezinde ve kent merkezlerinde oluyor. Ve artı siviller çok yaşamını yitiriyor. Mesela Ceylanpınar’daki, Diyarbakır da ki trafik polisleri olayı, Kulp’taki doktor ve Cizre’deki sağlık memuru olayına baktığımızda 90’lı yıllarda böyle şeyler yoktu. Ve 90lar da mesela herkes bildiği görüntü dışında bir derin devlet tanımı yapıyordu yani JİTEM diyordu. Bu dönem de her şey açık ve şeffaf bir şekilde işliyor. Gerek il ve ilçe merkezindeki duruşu daha çok kaotik bir ortama da neden olabiliyor. Bu bizi endişelendiren bir şey bir diğeri de mesela 6-8 Ekim olayları da yaşandı. Oda bir nevi bir prova gibi. bu günden baktığımızda düşündürdü. Ama sonrasında bıçak gibi kesildi. Ve kent normal yaşama döndü bölge normal yaşama döndü. Bir psikolojik eşiğe düşülmüştü. Tekrar o yakalandı. Şimdi geldiğimiz aşamada bir taraftan tekrar 1 Kasım’da seçim söz konusu. Bir taraftan bu olaylara baktığımızda bir kaotik durum söz konusu. Burada bizim dikkat etmemiz gereken şeylerden birisi tekrar diyalogun başlaması tekrar konuşmanın başlaması ve demokratik süreçlerin işlemesi. Türkiye’nin kanayan yarasına çözüm bulunması gerekiyor bulunmadığı zaman sadece bu bölge için değil Türkiye’nin geleceği açısında çok karamsar olur”

POZİTİF BİR DİL KULLANILMALI

Sizce Nasıl olur?

“Geçmişte diyelim ki birçok partimiz 7 Haziran öncesi asgari ücret, emekliler, sosyal yaşamla ilgili birçok öneri ile yola çıkıyordu. Bu gün bu dille çıkıldığında gerek batıda doğuda karşılığı çok az olacaktır. Burada ölümler olduğu sürece ülke böyle bir tehdit yaşadığı sürece bununla ilgili konuşmamakta vatandaşı endişelendirecek. Çünkü batıya giden asker, polis cenazelerine baktığımızda orada da insanların bir beklentisi var. Ve burada seçim döneminde seçimler gelip geçer kullanılacak dil çok önemli. Dil bütünleştirici olmalıdır. Bütün siyasi partilerin bütünleştirici olması lazım. Bu meselenin çözümü ile ilgili pozitif bir dil kullanmaları lazım. Bu olmadığı sürece bu bölge kendisini daha yalnız hissedecektir. Bölge insanını yalnızlaştırmamak gerekir. Ortadoğu’da IŞİD gibi vahşice saldırılar yapan ve Türkiye’nin sınırında da aktif bir faaliyet gösteren bir konumda yer alıyor. IŞİD in gerek sınırda var oluşu Türkiye’nin içinde herhangi bir şeye neden olması bu kaotik ortamı daha da artırabilir. Bunu ele almak lazım. Artık Kürt meselesi Türkiye’nin iç meselesi olmaktan da çıkmıştır. Türkiye’nin işte Suriye’nin kuzeyinde Rojava denilen bölgede Türkiye’nin güneyinde işte Kürdistan bölge yönetiminin olduğu yerde ki gelişilmeleri de takip etmek lazım. İran’ın son konumu önemli Amerika ile ilişkileri bakımından yani artık Kürt meselesi sadece Türkiye’nin iç meselesi olmaktan çıkmış ve bir Ortadoğu meselesi haline gelmiştir. Bir an önce çözülmesi lazım. Ertelendikçe daha sıkıntı ortaya çıkabilir”

SAVAŞLARIN SONUNDA BİLE GÖRÜŞMELER OLUR

İki tarafında diyaloga ve müzakereye hazır olmadığı görülüyor. Buna katılıyor musunuz?

“Siyasette veya şiddetin, savaşın olduğu yerde en sonda görüşme oluyor. Bu her tarafta böyledir. 1. dünya 2. dünya savaşında da böyle oldu. Yani 50 yılda 100 yılda geçse nihayetinde bir görüşme oluyor. O yüzden ben kullanacak dilin çok önemli olduğunu düşünüyorum. 1 kopartma değil her zaman bir diyalog yolunu açmak lazım. Kullanılan dile baktığımızda bir iktidar kavgası tablosu ortaya çıkıyor. Ve iktidara ortak olma dilde en azından böyle bir şey çıkıyor. Bunun yerine daha çok Türkiye’nin ve Kürtlerin geleceği ile ilgili nelerin olması gerektiği konusu daha ön plana çıkması lazım. Mesela benim kendi düşüncem, barış yerine adalet demek lazım. Yani bugün artık Kürt dili, Kürtlerin temsiliyeti konusundaki sıkıntılar adalet ile ilgili bir durumdur. Olması gereken bir şeydir. Bunu tartışmak bile doğru değil. Ama diğer taraftan herhangi bir inşa sürecinde yani alt yapı kurmadan radikal çıkışları yapmak, radikal taleplerde bulunmak da topluma zarar vermektedir. Bunlara özen göstermek lazım”

“FARKLI BİR SEÇİM OLUR”

Çatışmalı süreçte seçimlerin yapılması sıkıntı olur mu? Nasıl olur?

Seçim meselesine baktığımızda 7 Haziran ve 7 Hazirandan önceki Cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerden önce Yerel seçimlere baktığımızda  çözüm meselesinin şiddetsiz ortamda konuşulduğu için seçimler propaganda, vatandaşın tercihi açısından çok iyi gidiyordu. Bu ortama baktığımızda diyelim ki her iki siyasi parti içinde AK Parti mesela ilçelere gittiğinde bir sıkıntı yaşadığında bunun yansıması veya HDP ilçeye gittiğinde kolluk kuvvetleri tarafından bir engelleme ile karşılaştığında propaganda süresinde bunlar seçimin gerek çalışma takvimini gerek sonuçlarını şimdiden olumsuz yönden etkileyecektir diye düşünüyorum. Adaylık ve propaganda sürecinde Türkiye’nin yakın tarihindeki seçimden böyle bir farklı seçim çıkacak”

HDP KAOTİK ORTAMDAN KURTULMA ADINA GİRİŞİMLER YAPMAYA ÇALIŞIYOR

HDP’nin bu kaotik ortamdan kurtulma adına yaptığı girişimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Nasıl buluyorsunuz? Sizce üzerine düşeni yapıyor mu? Yoksa halen eski HDP mi?

“Yapmaya çalışıyor diyelim. Bunun toplumdaki karşılığının yansıması nasıl oluyor. Nasıl algılanıyor? Onu bilemiyoruz. Biz burada yaşadığımız için, buradan baktığımızda burada insanlar biraz HDP’yi anlamaya çalışıyorlar. Ama batı’da ve Türkiye’nin diğer yerlerinde nasıl oluyor onu bilemiyoruz. Ama mesela Alanya veya başka yerlerde HDP’nin parti binalarına saldırı buradaki insanları olumsuz yönden etkileyebiliyor, üzüyor. Ve bu yeni nesil bu süreçte tramvatik ortamda büyüyen nesil şiddet ortamında büyüyen nesil çözümü yine şiddete başvurarak çözmeye çalışıyor. O da ciddi bir sıkıntı yaratıyor. Bir talihsizlik Türkiye için parlamentonun çalışmaması. Parlamento çalışsaydı belki Oy verenler açısından HDP gerek verdiği yasa önerileri gerekse oradaki çalışmaları ile daha iyi analiz edilebilinirdi. Ve şiddetin başlamasıyla insanlar daha çok partinin ne dediğinden çok şiddetin son bulmasının formüllerini aramaya çalışıyor”

AK PARTİ ELLERİYLE YETİŞTİRDİ AYAKLARIYLA EZİYOR

Peki, AK Parti cephesinde bakarsak, nasıl bir tablo ortaya çıkar. AK Parti bu konuda üzerine düşeni yapıyor mu?

“İnsanın ellerle yetiştirdiği bir şeyi ayaklarla ezmesi gibi bir süreç yaşıyoruz. Büyük bir emek harcanarak bugünlere getirilen bir süreç ve burada hükümetin AKP’nin ciddi bir rolü oldu. Fakat son döneme baktığımız zaman sanki onlar bunu getirmemişler. Çeşitli analizlerle de çıktı. AKP’nin Kürtlerden uzaklaşması sadece AKP’nin değil Türkiye’nin bir kırılması olabilir. Türkiye’de sonuçta bölgede ciddi oy alıyordu. Parlamenterler çıkarıyordu. Yerel yönetimlerde temsilcileri oluyordu. İnsanlarla diyalog kurabiliyordu. Diyalog yolunun kopması buradaki durumu daha da derinleştirebiliyordu. Niçin böyle olduğunun izahını AKP’nin kendi içinde tartışması lazım. Çünkü AKP bu politikaları çıkarttığında işin doğrusu mesela Cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimlerde belki bölgede bir başarısı geçmişe nazaran azalmış olsa bile bu meseleyi ciddi anlamda Türkiye’ye benimsetti. Ama şimdi geldiğimiz aşama burada giderek oyların düştüğünü görüyoruz. Bunu da kendileri sorgulamaları gerekir.

EN İYİ ŞEY ÇÖZÜMDEN YANA OLMAKTIR

Sizce ne yapılmalı? Yani şiddetin çözümünden yana olmak gerekmiyor mu?

“En iyi şey çözümden yana olmaktır. Burada da aslında baktığımızda Öcalan ile görüşmeler, İzleme heyetinin varlığı. İzleme heyeti bazılarında ürkütücü, incitici oluyor. Aslında izleme heyeti bir bağımsız denetçi ve kontrol edilebilir bir mekanizmaya getirebilinirdi. Dolmabahçe ile ilgili her iki tarafın söylemleri çok farklıydı. İzleme heyeti olsaydı gerçek durumu anlayabiliriz. Buna yönelmesi lazım. Ama her gecikme çözümü zorlaştırıyor. Her gecikme travmayı, acıyı artıyor. Daha derin krizlere neden olabiliyor. Ve bizim bunca yıldır öğrendiğimiz en iyi şey güvenlikçi politikalar sorunu çözmemiştir. Şiddet sorunu çözmemiştir. Yani bu PKK için de AKP içinde budur”

(SAİT BAYRAM’IN ÖZEL RÖPORTAJI)

IMG_5548 IMG_5551

404 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika