Dolar : Alış : 3.5162 / Satış : 3.5225
Euro : Alış : 4.1818 / Satış : 4.1893
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir33°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13295 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Keleş: “Paralel yapının merkez üssü Dicle Üniversitesi”

02 Ağustos 2016 - 1.933 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Keleş: “Paralel yapının merkez üssü Dicle Üniversitesi”

keles

Dicle Üniversitesinin Paralel Yapı’ya hizmet ettiğini belirten Prof Dr. Ahmet Keleş, Rektör Ayşegül Jale Saraç’ın ve yardımcısı Yener Öztürk’ün üniversiteyi Paralel Yapı’nın merkez üssüne çevirdiğini söyledi.

Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Keleş, ABD darbe girişimi hakkında İLKHA’ya değerlendirmede bulunarak, Üniversitenin Paralel Yapı’nın akademisyen fabrikası olduğunu ve akademisyenleri devlet üniversitelerine yerleştirildiğine dikkat çekti. ABD destekli darbe girişiminden sonra Dicle Üniversite Rektörü Ayşegül Jale Saraç tutuklanmış, birçok personel açığa alınmış veya görevden uzaklaştırılmıştı.  Paralel yapının Dicle Üniversitesinde 2008’den beri yapılandığını vurgulayan Keleş, bu yapının yüzlerce mensubunun hâlâ üniversitede olduğunu belirtti.

“DARBE BEKLENİYORDU”

Paralel Yapı’nın ABD destekli darbe girişiminde bulunacağını beklediğini söyleyen Keleş, “Darbe yapmaya güçleri yetecek kadar ordu içinde yapılandıklarını hep söylemeye çalıştım.  17-25 Aralık’tan sonra bu malum hain örgüt yargı darbesinden tutunda bürokrasi darbesine kadar ülke yönetimini aksatacak onun başarılı olmasını engelleyecek ellerinden gelen her türlü darbeyi girişiminden sürekli bulundular. Devletle ve özellikle hükümet ve sayın cumhurbaşkanımızla başlattıkları bu bitmek tükenmek bilmeyen kavga her zaman devam etti. Ancak cumhurbaşkanımızın azim ve kararlı duruşu hem bu aziz milletin, hükümetin ve devletinin yanında dik duruşu bu hamlelileri çabaları ve girişimleri şükürler olsun sonuçsuz bıraktı.” dedi.

DARBE GİRİŞİMİ İÇİN HER YOLU DENEDİLER

Paralel yapının darbe girişimini yapabilmek için yargı, bürokrasi ve genel seçimleri de denediklerini fakat başaramadıklarını bunun içinde tek çare olarak askeri güçlerini kullandıklarını ifade eden Keleş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bu onların son hamlesi, başvuracakları son çarelerini darbe girişiminde ortaya koydular. Ama gördük ki bu millet bu tür hain girişimlere atılımlara pirim vermeyecek, müsaade etmeyecek ve etmedi. Bundan sonra da Allah’ın izniyle etmeyecek. Ben bu darbe girişimi ve halkın dik duruşuyla bu yapının yok olduğunu düşünüyorum en azından hala bir kısım tedbir amaçlı uyanık olmamız gerekiyor.”

“FETHULLAH GÜLEN: DÜNYA GEMİSİNİN DÜMENİNDE KAPTAN ABD’DİR”

“Fethullah Gülen’in ‘Dünya gemisinin dümeninde kaptan ABD’dir” dediğini belirten Keleş, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı: “28 Şubat sürecinde FETÖ, ABD’ye gidiş sürecinde hemen CIA, muvazzaf ve emekli elemanlarından temsil eden özellikle Türkiye ve yurt dışındaki okulları gezerek bu yapının gücünü test ettiklerini, bugünkü kontrol edebilecek şekilde bir rapor hazırladıklarını, bunun üzerine Amerika’ya gittiklerini zaten herkes biliyor. Amerika’ya gittikten sonra yaptığı çeşitli röportajlarında gayet açık ve net bir şekilde altını çizdi ve kendi tabanına şu mesajı verdi ‘Dünya gemisinin dümeninde kaptan ABD’dir. Amerika olmadan biz bir hiçiz. Dünyanın her tarafında okul açacaksak, faaliyet göstereceksek Amerika’nın onayını almak zorundayız’ dedi ve Papa’nın ziyaretine gittiğinde ise ‘Biz sizin bu dünya çapındaki misyonunun bir parçası olmayı talep ediyoruz’ dedi, bunu saklamadı.” ifadelerini kullandı.

PARALEL YAPININ KALESİ

Paralel yapının ilk genel sekreterliğini yaptığını belirten Keleş, “Bu yapı ile çalışamadım. Çünkü televizyonlarda anlattım devreye FBI,  ABD girdi beni tavsiye ettiler. Beni tavsiye ettikten sonra çok değerli genel sekreterimiz vardı Hacı Yılmaz’ı da tavsiye ettiler. Sonra kendi başlarında kalmaya başladılar. 2009 ortalarından itibaren bu yönetim kendisini tamamen bu üniversitenin Paralel Yapı’nın kalesi yapmaya niyet etti.  Bu durum Türkiye’de genel bir projeydi.” dedi.

D.Ü. PARALEL YAPI İÇİN AKADEMİSYEN FABRİKASI GİBİ ÇALIŞTI

Keleş, “Dicle Üniversitesi Paralel Yapı’nın akademisyen fabrikasına dönüştü. Buradan Türkiye’nin diğer yerlerine dağıtmak suretiyle hızlıca akademisyenler yetiştirildi. Dikkat edersek burada yetiştirilen ve diğer üniversitelere transfer edilen akademisyenleri paralel yapı kendi üniversitesine atamıyor. Yetiştirdikleri elemanları devlet üniversitelerini ele geçirmek istedikleri için buralara atıyor.”

“TIP FAKÜLTESİ PARALEL YAPININ HİZMETİNDE”

Tıp Fakültesinin tam anlamda Paralel Akademisyen üreten bir fabrikaya döndüğünü dikkat çeken Keleş, “Paralel yapının başlarından biri de Prof. Dr. Aydın Ece idi. Bu arkadaşımızın başkanlığında tamamen Tıp Fakültesinde inanılmaz derecede uzmanları en hızlı doçent, doktor yapmak ve özellikle de paralelin tüm üniversite sorumlusu olan ve Kuzey Irak’ta da Işık Üniversitesi Kurucu Rektörlüğünü yapmış Prof. Dr. Salih Hoşoğlu geçen sene buradan kaçtı. Emir geldi ve bütün paralel mensubu hocaları aynı zamanda Sağlık Bilimleri Enstitüsü doktora yapmak istendi. Sağlık müdürleri, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Salih Hoşoğlu bütün elemanlara burada doktora yaptırdılar. En hızlı biçimde ve bütün arkadaşlar buna karşı çıkmalarına rağmen bir enstitü müdürü aynı zamanda o enstitünün doktora öğrencisi, hem orada doktora yaptı hem öğrencilik.”

Dicle Üniversitesi Kelam Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yener Öztürk, paralel yapıya mensup olmasından dolayı tutuklandığını, bununla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Keleş,  Yener Öztürk’ün paralel yapıya yönelik eleman kazandırma ve maddi kaynak sağlama işlerini yürüttüğünü belirtti.

“ÖZTÜRK,’ BİZ DEMEDEN HÂKİM VE SAVCI DOSYA AÇAMAZ’

Bir gün Yener Öztürk’e “Hocam siz Allah’tan korkmuyorsunuz, bunu biliyorum da hiç hukuktan adliyeden de korkmuyor musunuz? Bu kadar hukuksuzluğu, yolsuzluğu, usulsüzlüğü nasıl yapıyorsunuz?” diye sorduğunu söyleyen Keleş, “Kendisi bana dedi ki ‘ya sen ne saf adamsın’ neden dedim bana, ‘adliye, mahkeme ve hâkimlerin hepsi biz demeden dosya açamazlar’ dedi. Bunun altını çiziyorum nasıl çalıştıklarını, nasıl adliye ilişkileriyle, polis, emniyet güçleri ile ortaklaşa bir güç halinde çalıştıklarını. Nasıl kendilerinden emin olduklarını, adımlarını nasıl bu kadar rahat atıklarını görmek bakımından bunu ülkemizin insanın bilmesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

ÖZTÜRK, ÜNİVERSİTEYİ KOORDİNE EDİYORDU

Yener Öztürk’ün bütün üniversiteyi koordine ettiğini vurgulayan Keleş, sözlerinin devamında şuynları söyledi: “Yener Öztürk’ün daha önceki misyonu örgütün finansman sağlamasıyla ilişkili düzenlemeyi takip etmek, bir de örgütün FETÖ’den gelen mesajlarını düzenli dinlemelerini, anlamalarını ve kabul etmelerini sağlamaktı.  Paraya ihtiyaç olduğunda belli periyotlarla bir araya gelerek himmet adı altında ekstra bağışlar, ekstra hizmetler, ekstra taahhütlerde bulunduklarını biliyoruz. Pek çok sebepleri olduğunu düşünüyorum. Önemli sebeplerinden bir tanesi de buraya atanan rektör ve etrafında oluşan ekiptir. Bu ekip son derece uygun bir ekipti. Hem rektör hem de yardımcıları kendilerini tamamen böyle bir kadrolaşmaya adayabilecek her şeye hazır idiler.” değerlendirmesinde bulundu.

PARALEL KADROLAŞMA

Devletin bölgeyi kalkındırma için Dicle Üniversitesine sağladığı imkânları Paralel Yapı fırsat bularak kadrolaştığını belirten Keleş, “Paralel Yapı başka üniversitede bir eleman aldırabilecekken buraya 10 eleman aldırma fırsatı yakaladı. Üst yönetim ve kadroda buna müsait hale gelince YÖK’ün ve devletin iyi niyetle sağladığı kadro imkânlarını, idari ve akademik personel bütünüyle paralel yapının burada kadrolaşmasına imkân sağladığını söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“ÜNİVERSİTEMİZ TIPKI ÜLKEMİZ GİBİ BAĞIRSAKLARINI TEMİZLEYECEKTİR”

“Üniversitemizin mensuplarına şunu söylemek istiyorum.” diyen Prof. Dr. Ahmet Keleş, son olarak şunları söyledi: “Ümitlerini yitirmesinler, olup bitenlerden olumsuz etkilenmesinler. Üniversitemiz tıpkı ülkemiz gibi bağırsaklarını temizleyecektir. Dengemizi bozan unsurlardan temizlenecektir. Huzurumuzu kaçıran, sağlıklı eğitim öğretim yapmamızı, araştırma yapmamızı engelleyen bütün unsurlardan temizlenecek.  İlk defa yeniden kendi doğal seyrine dönecektir. Huzurla inşallah yoluna devam edecektir. Bu itibarla fazlasıyla bunları hak eden ve bu ülkeye bilerek ve kasten ihanet eden insanların da hak ettikleri bedelleri ödemeleri konusunda her akademisyen arkadaşımız elinden gelen desteği devlete vermekten geri durmamalıdırlar.” (İLKHA)

1864 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika