Dolar : Alış : 3.9365 / Satış : 3.9436
Euro : Alış : 4.6677 / Satış : 4.6761
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir9°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 13758 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kozağaçlı: “Bugünlerde bitecektir!”

17 Nisan 2016 - 569 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»Kozağaçlı: “Bugünlerde bitecektir!”

ÇHD Genel Başkanı Selçuk

Bölgede devam eden çatışmalar, operasyonlar ve sokağa çıkma yasakları, Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi ve Dokunulmazlıkları Yenigün Gazetesi’ne değerlendiren Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Yaşananlara karşı hep birlikte direnmenin gerekliliğinden söz ederek, “Buna karşı mücadele yöntemleriyle mücadele etmemiz gerekiyor. Bugünler bitecektir. Elbette ağır bedeller ödeniyor. Bir kuşak kaybedildi, etkisiz hale getirildi. İnsanların yaşama umudunu kırdılar, ama bugünlerde bitecektir” dedi.

“TAHİR ELÇİ’Yİ KİMİN VURDUĞUNU BİLİYORUZ”

28 Kasım’da Diyarbakır’da katledilen Baro Başkan’ın Tahir Elçi’nin  dosyası için özel bir durum olduğunu vurgulayan Kozağaçlı, “Çok büyük bir ekip ısrarla çalışıyor. Biz tarih karşısında Tahir’in sorumlularını yargılayacağız. Muhakkak hak ettikleri sıfatları ve pozisyonları onlara aldıracağız. Bir yargı kararına bağlayabiliriz ya da bağlayamayız. Önemli değil. Orada kimlerin olduğunu biliyoruz. Orada ne olduğunu biliyoruz. Bu çalışmaların sonunda bunları da anlayacağız” dedi.

Bölgede halen devam eden çatışmalar, operasyonlar, sokağa çıkma yasakları ile alınan ‘acele kamulaştırma’ kararlarını değerlendirebilir misiniz?

 “HAZİRAN SÜRECİNİN ÜÇ ÖNEMLİ GÖSTERGESİ VAR”

Haziran sonrası sürecin ben üç önemli göstergesi olduğunu düşünüyorum. Birincisi; İl İdaresi Kanuna dayanarak ilan ettikleri Sokağa çıkma yasaklarının hiçbir hukuksal dayanağı yoktu. Ne kadar kötü kullanabileceğini gördük. Hepimiz uyardık. Sıkıyönetim ve olağanüstü halde bile tanınmamış olan yetkileri Garnizon Komutanlarına ve Valilere tanıdılar. Katliamlarla, son derece ağır hak ihlalleri ile sonuçlandı. Birinci yönü bu. İkinci yönü; Kürt meselesinin geldiği noktanın siyasi iktidarından tamamen çürütüldüğü ve iç savaş koşullarının sürüklendiği bir noktaya gelmiş olduk. Buda hukuksal değil ama politik bir şeye karşılık geliyor. Üçüncü ve dikkat çekici bir özellik, acele kamulaştırma kararları ile içine düştüğümüz durum. Yüzlerce yıldır insan yaşamı olan, insanların mülk edindikleri, elinde bulundurdukları, Sur bunun başında geliyor. Cizre, Silopi, Nusaybin içinde benzer kararlar var. Doğrudan el koyma ranta çevirme ya da buralarda demokratik düzenlemeler yapma. Bu üç unsur bir arada düşünüldüğünde hukuken söylenecek olan şey şu; bunlar savaş suçları veya insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında bize çok önemli tehlike sinyalleri veriyor. Böyle devam edecekse, telafi edilmeyecekse, derhal durdurulmayacaksa bu mesele önümüzdeki yıllarda insanlığa karşı suçlar kapsamında konuşulacaktır. Zorla göç ettirme; mallarına el koyma,  coğrafik, demokratik yapıyı değiştirme, 5 milyona yakın göçmen kayıt dışı yoldan Türkiye’de yaşıyor. Bunların ülke içindeki hareketi veya yerleştirilmeleri de düşünüldüğünde iş adeta ağır bir iç savaş tablosuna dönüşüyor.

HEP BİRLİKTE DİRENMEK GEREKİYOR

Hep birlikte direnmek gerekiyor. Hukuken, mahkemeler önünde, politik olarak, sokakta, toplantılar ve gösteri yürüyüşlerle, sendikal yaşamda direneceğiz. Hayatın her alanında direnmek gerekiyor. Ben bir şiddet ortamı tarifi ortamı yapılmasından hoşlanmıyorum. Bir şiddet ortamı yok, bir saldırı var. Bütün bu ülkede Devlet kaynaklı bir şiddet var. O yüzden sanki halk bir çatışma içerisindeymiş yahut bir kargaşa varmış gibi bir ortam yaratılmasından hoşlanmıyorum. Son derece açık tarif edilmesi gerekiyor. Silahlı kolluk aracılığıyla ki Kara Kuvvetlerini de kattılar bu operasyona, sadece Jandarma’nın polisin karıştığı kolluk işleri olmaktan çıktı, ağır silahlar ve askeri güç kullanılıyor. Buna karşı mücadele yöntemleriyle mücadele etmemiz gerekiyor. Bugünler bitecektir. Elbette ağır bedeller ödeniyor. Bir kuşak kaybedildi, etkisiz hale getirildi. İnsanların yaşama umudunu kırdılar, ama bugünlerde bitecektir.

28 Kasım’da katledilen Diyarbakır Baro Başkanı ve meslektaşınız Tarih Elçi’nin failleri halen bulunamadı. Sizce neden?  

 TAHİR ELÇİ’NİN FAİLLERİNİ BİZ AÇIKLAYACAĞIZ

Aslında çok da yaygın ve bildiğimiz bir şey. Eğer katletme kamu gücü, silahlı kolluk tarafından geldiyse ya da organize edildiyse bu failleri bize vermekte, cezalandırmakta nasıl isteksiz davrandıkları, nasıl göz yumduklarını görüyoruz. Tahir’in katledilmesine neden olanların yargılanması ve ceza alınması aslında herkese şunu gösterecekti; Dikkatli olun, İnsanları katletmeyin. Yargılanırsınız. Böyle yaparak da savaş yürütemezseniz. Böyle yaparak da aslında Mehmet Ağar’ın cümlesi ile söyleyeyim, ‘Elleri soğumuş olur, o zaman sizin için adam öldürmekten’ dolayısıyla devletler bu işi yaparlar. Fakat Tahir’in dosyası için özel bir durum var. Çok büyük bir ekip ısrarla çalışıyor. Biz tarih karşısında Tahir’in sorumlularını yargılayacağız. Muhakkak hak ettikleri sıfatları ve pozisyonları onlara aldıracağız. Bir yargı kararına bağlayabiliriz ya da bağlayamayız. Önemli değil. Orada kimlerin olduğunu biliyoruz. Orada ne olduğunu biliyoruz. Bu çalışmaların sonunda bunları da anlayacağız. Ve açıklayacağız. Bunu da bir hüküm kabul etsin herkes. Muhakkak mahkeme kararı olmasına gerek yok. Binlerce insanın katledilmesi mahkeme kararına bağlanamadan söndü, gitti. Tahir’de de böyle yapmak isteseler bile izin vermeyeceğiz. Tarih karşısında açıklarız durumu.

DBP’ye yönelik operasyonlar, gözaltlıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

SEÇİLDİĞİNİ İDDİA EDEN BİRİNİN SEÇİLENLERE KARŞI GÖSTERDİĞİ TAVRI ANLAMIŞ DEĞİLİZ

Bu kadar çok dayandığı oy çokluğuna güvenen, bu kadar çok söz eden, ‘ben seçilmişim. Halkın oyuyla geldim’ diyen bir Cumhurbaşkanının etkili olduğu, ülke yönettiği bir dönemde, halkın oylarıyla seçilmiş insanlara bu kadar saldırgan davranmasını anlamak mümkün değil. Kendisinin tek farkının seçilmiş olduğunu iddia eden bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıyayız. Ama kendisi gibi seçilmiş insanlara bu kadar ağır sert bir siyaset yasağı uyguluyor. Bu siyaset yasağıdır aslında. Siyaset yapamaz hale getirmedir. Dediğim gibi bu da aşılacaktır. 40 yıldır bundan çok daha ağır süreçler yaşadı Kürt halkı bunu da aşacaktır. Bütün bu günlerin tek tek sorumlularıyla birlikte hesabı sorulacaktır. Ama bu arada kaybettiklerimiz çekilen acılar, yerlerini yurtlarını, sevdiklerini kaybeden insanların acıları birikiyor, tarihe kalıyor.

HDP Milletvekillerinin Dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik çalışmalar var. Bunu nasıl değerlendirecek siniz?

TÜRKİYE PARLAMENTODAN YÖNETİLMİYOR

Türkiye’de Parlamenter siyasetin işlemediğini düşünüyorum. O yüzden HDP’nin parlamentoda olmasının ya da olmamasının gerçek siyasal açıdan hiçbir anlamı yok. Döndüklerinde halkın arasında en az parlamento içinde etkili siyaset yapacaklardır. Korkup çekinecek bir durum yok. Parlamento çürümüş durumda zaten. Ama yinede böyle bir siyaset yasağının, böyle bir çifte standardın, böyle hareket edemez hale getirmeyi seçilmiş insanlar için tabiî ki kabul etmiyoruz. Dokunulmazlıkların kaldırılması üzerine yürütülen tartışma aslında HDP’ye siyaset yaptırmama tartışmasıdır. Ama şundan da çekinmemek gerekiyor. Parlamento ne emek hareketi için, sosyalistler, devrimciler için ne yurtseverler için tek siyaset yapılacak yerler değil. Tamamını kapatsanız Türkiye siyasetinde etkisi bile olmaz. Yani Türkiye parlamentodan yönetilen bir ülke değil. (Sait BAYRAM’ın Özel röportajı)

ÇHD Genel Başkanı Selçuk (1)

308 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika