Dolar : Alış : 3.7826 / Satış : 3.7894
Euro : Alış : 4.0374 / Satış : 4.0447
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir11°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11837 İçerik Bulunuyor.

‘Mayın güvenlik değil, insan hakları sorunudur’

31 Ekim 2015 - 561 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»‘Mayın güvenlik değil, insan hakları sorunudur’

2008 yılından bu yana Mayın ve çatışma atıkları ile ilgili eğitim çalışmaları veren Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği (DUY-DER) Başkanı Özlem Öztürk, Mayın sorununun güvenlik değil, insan hakları sorunu olduğunu belirtti. Sorunun bu çerçevede değerlendirilmediği sürece sorunun gerçek anlamda çözülmeyeceğine değinen Öztürk, çıkarılan Mayın yasanın yetersiz olduğunu, genişletilmesini istedi.

Mayın ve çatışma atıkları konusunda insanları bilgilendirerek kayıpların önüne geçmeye çalışan Özlem Öztürk, Diyarbakır’daki görevi sırasında özellikle mayından uzvunu kaybetmiş öğrencilerinden çok etkilenerek mayın ve patlamamış çatışma atıkları alanında çalışmalara başlıyor. 2008 yılında, bireysel ve örgütlü şiddete, ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine karşı mücadele vermek üzere Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği’ni kuruyor.

MAĞDURİYETLER FARK EDİLMELİ

Türkiye’de sivillerin ve özellikle çocukların mayın patlamalarından korunması üzerine geniş kapsamlı alan çalışmaları gerçekleştiren ilk ve tek kurum olan Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği, şiddetin yarattığı mağduriyetlerin fark edilmesi ve önlenmesi için çalışmalar yapıyor. ‘Mayın ve Çatışma Atıkları Eğitimi Projesi’ kapsamında, mayın ve çatışma atıkları konusunda köy okullarında ve evlerde hem gençlere hem de yetişkinlere yönelik bilinçlendirme eğitimleri veriliyor.

HEDEF 10 BİN ÇOCUK

Proje kapsamında, Hakkari il merkezi ve beldeleri, Çukurca merkez ve köylerinde devlet okullarında okuyan 7-15 yaş arası 7 bin 500 çocuğa ulaşılan Özlem Öztürk, projenin Şemdinli köy okullarında da uygulanmasıyla 10 bin çocuğa daha ulaşılmasını, çalışmaların Suriye, İran ve Irak sınırlarında bulunan diğer illerde de yaygınlaştırılmasını hedefliyor. Öztürk, ayrıca çalıştığı her il ile ilgili raporlar hazırlayıp, bu raporları kamuoyu ve meclise sunarak, sivil toplum ve kamu kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyor, çatışma atıkları konusunda farkındalığın artması için çabalıyor.

ÖĞRENCİLİK YILLARIMDAN BERİ MAYINLA İLGİLENİYORDUM

2008 yılından beridir çalıştıklarını anlatan Öztürk, “Şiddetin çok olduğu bir bölgede yaşıyoruz.  Şiddet, insan ve çocukları üzerine çalışmış insanlarız. 2008’den önce aslında bizim 2005’de başlayan bir sürecimiz var. Mayın meselesi öğrencilik yıllarımdan beri ilgilendiğim bir meseleydi. Öğretmen olarak bölgenin farklı illerinde çalıştım. Mayında zarar görmüş öğrencilerim vardı. Onların hikâyeleri ilgimi çekerdi. Bununla ilgili herhangi bir plan ve program düşünmemiştim. Ama her bir tarafımda vardı. 2008’de bu derneği kurduktan sonra özellikle çocuklara yönelik boş bırakılmış bir alan, geçmişte insan hakları ve başka örgütlerin proje bazında çok kıymetli çalışmaları olmuş. Bu konu derneğin temel faaliyetlerinden biri olsun istedik ve çalışmaya başladık” diye konuştu.

80 MAYIN MAĞDURUNUN TEDAVİSİNİ SAĞLADIK

Hakkâri’de mayın mağdurları ile görüştüklerine değinen Öztürk, Hakkâri ve Şırnak’ta 80 mayın mağduruna, Dicle Üniversitesi Ortez-Protez Merkezi’nde tedavilerinin yapılmasını sağladık. Hep böyle ilişkilerimiz oldu. Ve 2009 yılında dedik ki; bu mayınların sivillere ve özellikle çocuklara zarar vermesini engelleyecek neler yapabilir izi düşünmeye başladık. Her şeyde olduğu gibi burada da eğitimin önemli olduğuna kanaat getirdik. Türkiye’de mayın sorununa baktığınız zaman sınırların tümü şuan kara mayınlarla döşenmiş. Türkiye’de mayın sorunu tartışıldığı zamanda sınırlardaki mayınlar ve mayınlı toprakların kullanılmaması söz konusu oluyor. Bu da bizim için bir sorun” diyor.

MAYINLAR SADECE SINIRLARDA DEĞİL, İÇ BÖLGELERDE DE VAR

Öztürk, “90’lı yıllardan itibaren yakılan köyler, zorla göç ettirilen insanlar karşımıza çıktı” diyerek, şunları söylüyor:

“TBMM’nin yayınladığı raporlarda 4 bin köyün boşaltıldığı, 1,5 milyona yakın insanın yerinden edildiği bilgileri artık herkes tarafından kabul ediliyor. Boşaltılmış köylerin çevresinin de mayınların döşediği de artık herkes tarafından kabul ediliyor. Yani Türkiye’de mayınlar sadece sınırlarla ilgili değil. Hem sınırlar hem de iç bölgelerdeki alanlarda var. Bizim çalıştığımız alanlar bu iç bölgelerdir. Çünkü orada siviller yaşıyor. Sivillerin hayatı mayından etkileniyor. Ya sakat kalıyor ya da ölüyorlar. Üçüncü bir ihtimal yok. En korumasız durumda olan kesimde çocuklar olduğu için, biraz da ulaşılması kolay kesimdi. Çocuklarla çalıştığınız zaman, çalışmanın sonuçlarını hemen alabiliyorsunuz. Buna yönelik projeler geliştirmeye başlarken, 2009’dan itibaren sınır illerdeki okullarda çocuklara yönelik mayın ve çatışma atıkları eğitimlerine başladık. 2011 yılı sonuna kadar Hakkâri’nin bütün yerleşim yerlerindeki bütün okullarda bu eğitimleri verdik. 2012 yılında Şırnak hedef ilimiz oldu. Geçen yıl Şırnak ve bağlı Cizre merkez ve köy okullarında eğitim verdik

ÖĞRETMENLERİ DE BİLGİLENDİRİYORUZ

Hakkâri’de patlamalara baktığınız zaman çocukların kendi müdahaleleri ile patlamaların fazla olmadığını gözlemledik. Galiba 1 veya 2 patlama olmuştur. Buda bizim eğitimlerimizin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 1,5 saat boyunca 30-40 kişilik gruplar halinde bu eğitimleri veriyoruz. Bu çalışmanın önemli bir özelliği de hem devlet okullarında uygulanması hem de o İlin valisinin ve ilgili kurumların izni ile gerçekleşmesi. Yoksa biz evlerde ya da salonlar bulup da çocuklara eğitim verebilirdik. Ama mesele o değil. Mesele devlet okullarında bu işi yapıp, hem çok fazla kişiye ulaşmak hem de öğretmenleri bu işe katabilmektir. Çünkü her yıl okullarda sirkülasyon var. Her yıl aynı yere aynı enerjiyi, aynı kaynağı veremeyiz. Bu açıdan öğretmenleri bilgilendirilmesi de çok önemlidir. Rehberlik derslerinde çocukları bu konuda bilgilendirebilirler”

MAYIN GÜVENLİK DEĞİL, İNSAN HAKLARI SORUNUDUR

Mayın sorunu güvenlik sorunu olmadığını, insan hakları sorunu olduğuna vurgu yapan Öztürk, “Sorunun bu çerçevede değerlendirilmediği sürece bu sorunu gerçek anlamda çözülemez. Mayın yasası çıkarıldı. Bu yasa sadece Suriye sınırını kapsıyor. 512 kilometrelik bir alanın mayından temizlenmesi ve organik tarım yapılması planlanıyor. Yani tamamıyla o alanın kullanımıyla ilgili çalışmadır. Irak, İran sınırı bu yasaya dâhil edilmemiş. Ayrıca mayında zarar görmüş insanlarla ilgili alınacak önlemler, yapılacak işler bu yasanın içerisine alınmadı. Bu yönüyle eksik bir yasa. Bu problem insan hakları sorunu olarak değerlendirilir ve bu çerçeveden bakılırsa yapılması gereken birçok iş ortaya çıkacak” diye konuştu.

MAĞDURLAR REHABİLİTE EDİLMEK İSTENİYORLAR

Özlem Öztürk, Mayından zarar gören insanların talebi olduğuna da değinerek, şu talepleri sıralıyor:

“Rehabilite edilmek istiyorlar. Çünkü bir psikolojik sorun yaşıyorlar. 12-13 yaşına kadar sapa sağlam insansınız, 14 yaşında bir ayağınızı kaybediyorsunuz. Bunun travması çok ağırdır. 1 günde hayatınız 180 derece değişiyor. Ayrıca bu insanların istihdam edilmesi gerekiyor. Sosyal Güvenlik yasası çıkarıldığı zaman biz şunu istedik. Mayın mağdurlarına özel bir statü verilmesi gerekiyor. Sonradan engelli olan insanlar ihtiyaçları mutlaka diğer engellilerle örtüşecektir birçok noktada. Ama onların daha özel değerlendirilmesi ve özel programlarla çalışmak gerekiyor. Derdimiz bütün bunları anlatmak. Türkiye’nin bütün topraklarının mayın ve çatışma atıklarından temizlenmesi, çatışma atıkları gibi bir derdimizde var. Mayınlı alanlarıyla ilgili vatandaşların bilgilendirilmesi, eğitim yapılması gerekir. Bu yapılmadığı için gücümüz el verdiği sürece biz kendi imkânlarımızla yapacağız.

MAYIN UCUZ SİLAH AMA TEMİZLENMESİ MALİYETLİ

Mayın çok ucuz bir silah ama temizlenmesi çok maliyetli. Bir defa insanların bu mayınlı alanlarla ilgili bilgilendirilmesi gerekir. Mayınlı bütün alanları, sınırlar ve sınarların bütün iç merkezlerindeki mayınların işaretlerle belirtilmesi gerekiyor. Mayınlı alanlarda yaşayan insanların tıpkı bizim gibi bilgilendirilmesi gerekir. Sorun çok ağır bir sorun ama çok imkânsız ve mümkünsüz değil. Biz küçük bir derneğiz ama 40-50 bin çocuğa ulaştık. Demek ki böyle büyük bir sorun küçük bir adım ile ortaya çıkarılabiliyor. El birliğiyle ulusal eylem planı ile bu sorun çözümlenebilir”

(Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

 DUYDER (2) DUYDER (1)

201 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort