Dolar : Alış : 3.8176 / Satış : 3.8244
Euro : Alış : 4.0684 / Satış : 4.0758
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir9°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11871 İçerik Bulunuyor.

Önce hendek ve silah, sonra ev!

14 Temmuz 2016 - 1.272 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Önce hendek ve silah, sonra ev!

cocuklar etkinlikte (1) cocuklar etkinlikte (2)

cocuklar etkinlikte (3) cocukların cizdigi resimler (1)

cocukların cizdigi resimler (2) ümit-Esra

Diyarbakır Kent Konseyi Çocuk Meclisi bileşenleri, Sur’da sokağa çıkma yasağının bitmesiyle birlikte savaştan etkilenen çocukları tespit edip yaşadıkları travmayı atlatmaları konusunda destekleyici çalışmalar yapıyor. Çalışmalar kapsamında resim çizmeleri istenen çocukların ilk çizdikleri ise hendek, silah ve helikopter oldu. Bir süre sonra silah ve helikopterlerin yerini Sur’daki evleri aldı.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 100 günü aşkın süren sokağa çıkma yasağında yaşanan çatışmalı süreçte, ilçede yaşayan binlerce insan göç etmek zorunda bırakıldı. Çatışmaların, sokağa çıkma yasaklarının ve zorunlu göçün yarattığı toplumsal travmalar en çok çocuklar üzerinde etkili oldu. 122 bin nüfuslu Sur’da yaklaşık 20 bin civarında çocuk yaşanan çatışmalardan doğrudan etkilendi. Hepsi için olmasa bile çocukların bir kısmı için Diyarbakır Kent Konseyi Çocuk Meclisi bileşenleri harekete geçti ve çatışmadan etkilenen çocukları tespit edip yaşadıkları travmayı atlatmaları konusunda destekleyici çalışmalar yapmaya başladı.

500 ÇOCUĞA ULAŞILDI

Etkinliklerin düzenlendiği Sur, Bağlar ve Kayapınar’a bağlı 3 mahallenin ortak özelliği Sur’daki savaştan etkilenen ailelerin ağırlıklı olarak buralarda yaşaması. Savaştan etkilenen ailelerle sağlanan iletişimle birlikte 500 çocuğa ulaştıklarını söyleyen Sosyal Hizmet Uzmanı Ümit Çetiner “Yetişkinler savaşın yarattığı travmayı atlatabiliyor bir şekilde. Fakat çocuklar bunu atlatmakta zorlanıyor. Bu bizler için çocuklara daha çok yönelme gerekliliğini ortaya koyan bir durum. Araştırmalarımıza göre 122 bin nüfuslu Sur’da 20 bin çocuk doğrudan yaşanan süreçten etkilendi” dedi.

İLK ETAPTA HENDEK, SİLAH ÇİZİYORDU, SONRA EV ÇİZMEYE BAŞLADILAR

Yaptıkları çalışmaların savaş ve travma sonrası yapılan tek çalışma olduğunun altını çizen Çetiner “Biz şimdiye kadar 20 bin çocuktan çok azına ulaşabildik. Travmaya maruz kalan çocuklara ulaşamazsak, ileride bu çocuklarda madde bağımlılığı, anti sosyal kişilik bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklar olacak. Biz savaş sürecini ‘90’lı yıllarda yaşadık. Savaşın yarattığı travma ile baş etmek bir çocuk için gerçekten zor” diye konuştu. Çocuklarla ilk iletişime geçtiklerinde birçoğunda içine kapanma, altını ıslatma, tırnak yeme, tek başına tuvalete gidememe gibi travma sonrası davranış bozuklukları gözlemlediklerini ifade eden Çetiner sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuklarla ilk yaptığımız resim çalışmasında birçok çocuk hendek, silah, helikopter çiziyordu. Bu aslında yaşanan travmanın ne boyutlarda olduğunu gösteriyor” dedi.

ÇOCUKLARA DRAMA, RESİM ÇİZME VE ÇEŞİTLİ TERAPİ OYUNLARI YAPIYORDUK

Yaklaşık 40 çocukla drama, resim çizme, çeşitli terapi oyunları yapmanın yanı sıra çocuklarla pikniğe, havuza ve lunaparka gitmek gibi etkinlikler yaptıklarını söyleyen Çetiner “Atölyelerimizde okul öncesi, 7 ile 10 yaş aralığı ve 11 ile 14 yaş aralığında üç farklı grupla etkinlik yapıyoruz. Çalışmalar ilerledikçe savaşı resmeden çocukların şimdi Sur’u ve evlerini çizdiklerini gözlemledik. Bu olumlu bir geri bildirim bizler açısından. Çocukları anlam veremedikleri korktukları bir dünyadan çıkarıp kendilerini bulabilecekleri yani çocuk olabilecekleri bir dünya yaratmak çalışmamızın şeklini belirleyen ana hat” diye konuştu. Yaptıkları çalışmalar sonucunda çocuklara travma ile baş etme becerilerini kazandırma, travmaya karşı becerilerini geliştirme, buna karşı direnç sağlamalarını ve en önemlisi yalnız olmadıkları göstermek olduğunu söyleyen Çetiner, “Kaybolan, yıkılan oyun alanları yerine yaptığımız oyun oynama etkinlikleri ve atölyelerle bunu gidermeye çalışıyoruz” dedi.

İşte, Sosyal Hizmet Uzmanları Ümit Çetiner ve Esra İpek ile yapılan çalışmalarla ilgili röportajın tamamı;

Çocukların ruh hali nasıl?

SAVAŞLARDA EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENİR

Ümit Çetiner: Savaş ve insan eliyle yapılan travmalar yani sokağa çıkma yasakları, savaş, insan ölümleri, toplu kıyımlar bu alanlarda en çok etkilenen çocuklar olur. Yetişkinler bir şekilde travma ile baş etme becerilerini kazanabiliyorlar. Örnek verirsek, işte sistem ile mücadele ederek veya bu travmayı daha önce başına gelmiş olabilir. Bu yüzden yetişkinler bir şekilde baş edebilir. Ama çocukların baş etme mekanizmaları kesinlikle yoktur. Şunu söylemek de doğru değildir; Bütün çocuklar travma yaşar, travmayı atlatamazlar diye bir kaide yok. Ama çocukların büyük bir kısmı aslında bu savaş ve çatışmalı ortamlardan etkilenirler ve travmayı yaşarlar. Biz çalışmamıza ilk başlarken, çocuklar çok kabalıydılar. Bizimle ya da bir başkalarıyla iletişime girmek istemiyorlardı. Tamamen iletişime kapalıydılar. Saldırgan davranış içindeydiler, oyun alanları olmadığı için evdekilerle sürekli iletişimsiz tavırlar sergiliyordu. En küçük bir olayda üzülüp, tepki vermesi, öfke patlaması gibi davranış değişimleri yaşıyorlardı. Ayrıca çalıştığımız ilk grupta işte aileleriyle yaptığımız görüşmelerde ailelere çocukların durumlarını sorduk. O çalışmadan sonra modüllerimizi belirledik. Ailelerin bize verdiği bilgiler arasında, altları ıslatma, tırnak yeme, korkma var.

Görüştüğünüz bu çocuklar, Sur’un çatışmalı bölgelerinde yaşayanlardı değil mi?

Ümit Çetiner: Evet, birebir sur’un çatışmalı bölgelerinde kalan ailelerin çocuklarından oluşuyor. Buradakilerin bir kısmı Bağlar, Kayapınar, bir kısmı da Hasırlı’da kalıyordu. Bu 3 alanda yürüttüğümüz çalışmalardı. Çocukların ilk ruh halleri bizim için çok önemliydi.

Sonraki yaklaşımlarınızda çocuklarla iletişimi nasıl sağladınız?

ÇOCUKLARDA FARKINDALIK OLUŞTURDUK

Esra İpek: Çalışmalara başlamadan önce aileleriyle görüşmelerimiz oldu. Her aile çocuklarıyla ilgili problemlerini anlattı. Kimin altına kaçırma, kiminin tırnak yeme, kimi kabus görme durumları vardı. Hepsinin sorunlarını ayrı ayrı rapora yazdık. Aslında bu programın bir alt çalışması oldu. Sonrasında çocukları belli gruplara ayırdık. Yaş gruplarına ayırdık. Şuanda Ben ve Ümit hoca’nın 8–10 yaş aralığında grubumuz var. Çocukların gelişim dönemleri oluyor. Biz bu çalışmaya başlarken, önceki deneyimlerimizden yararlandık. Evet aşağı yukarı travmayı biliyoruz ama savaş travmasıyla maalesef uzun zamandır ilk defa bu kadar haşır neşir olduk. Bizim 6–7 arkadaş ile çalıştığımız bir gönüllü grubumuz var. Savaş sonrası çocuklarla ilgili bir modül hazırladık. 3 aşamadan oluşuyor. İlk aşamamız sevgi ve güven alanı oluşturma. Sevgi ve gönül alanı oluşturma hem mekansal ortamda, hem fiziki koşullar anlamında, hem kolaylaştırıcılık sonrası olan bir aşamaydı. Önce sevgi ve güven alanı oluşturmaya çalışıyoruz. Çocuğun o korkularını, ayniyetlik hissini tekrar kazanma aşamasıyla başladık. Ondan sonra anlamlandırma ve farkına varma aşamamız var. Bu aşamada, çocuk ‘evet ben bir savaş travmasından geçtim. Evet kayıplarım oldu. Ama bu hayatın bittiği anlamına gelmiyor. Bu farkındalığı oluşturmaya başlıyor. O aşamayı da geçtikten sonra yeniden inşa aşaması var. Sevgi ve güven alanı oluşturmadan diğer aşamaya geçemiyorum. Aşama aşama ilerliyoruz. Yeniden inşa olayı son aşamadır. Son aşamada artık tamamen olaylar ve problemler bitmiyor ama minimize hale getirmeye çalışıyoruz. Evet hayat devam ediyor durumu oluyor. Çocuklar farkındalığı oluşturabiliyorlar.

Bu çalışma kaç aylık bir çalışma ve ne zaman bitecek? Çocuklarla ilgili neler yapılacak?

Esra İpek: Bizim Şubat ayında başladı. 9 Haftayı geride bıraktık. Devam edeceğiz. İkinci aşamamız bitti, son aşamadayız. Eğer bu son aşamayı sağlıklı bir şekilde yürütürsek evet çocuklar iyi bir durumda dersek, 2-3 hafta sonrasında da bir kapanış olur. Çocukları böyle bir grup halinde bu eğitim programını sonlandırmayı düşünüyoruz.

Peki, yeniden bir çatışma ortamına girilirse çocuklar nasıl bir tepki verir?

ÇOCUKLARI TRAVMAYA KARŞI BECERİLERİNİ GELİŞTİREMEZSİNİZ!

Ümit Çetiner: dediğimiz gibi travmayı en çok çocuklar yaşadı. Travmadan en çok çocuklar etkilendi. Çünkü travma ile baş etme yöntemleri olmadığından dolayı. Eğer siz çocukların travmaya karşı becerilerini geliştirmezseniz, güçlendirmezseniz bu psikolojik hastalıklara neden olabilir. Veya yan faktörlerini oluşturabilir.

Ne tür faktörler?

Ümit Çetiner: Madde bağımlılığı gibi, ankisiyete gibi, içine kapanma, travma sonrası stres bozukluğu gibi sosyal sorunlar beraberinde getirebilir. Aile içinde çok daha fazla çelişki olabilir. Çocuğun aileden tamamen kopuşu, geçimsizliği had safhaya getirebilir. Tamamıyla kendini tamamen toplumdan dışlayabilecek bir duruma kadar olabilir. Eğer biz gerçekten çocuklara travma ile baş etmeyi gösteremezsek, ikinci bir travma ile çocuğun hayatı alt üst duruma gelebilir.

10 haftalık bir rehabilitasyon sürecinde çocuk ne kadar topluma hazır hale gelebilir? Bu süre yeterli midir?

ÇOCUKLARIN GÜVENİ ARTTI

Ümit Çetiner: Oran vermek doğru değildir. Ama bizim gözlemlerimiz var. Çocukları ilk aldığımızda nasıldı? İletişime kapalıydı, saldırgan davranışları vardı. Uyum süreci vardı. Çocuklar birbirleriyle uyum süreci yaşıyordu. Birbirlerine karşı güvensizdiler. Bir de son aşamadaki farkı net görebiliyoruz. Çocukların bize ve akranlarına olan güveni arttı.

Çocuklarda ilk gözlemlediğiniz davranışlar tamamıyla kayboldu diyebilir miyiz?

İLK GÖZLEMLEDİĞİMİZ DAVRANIŞLARI KAYBOLDU

Ümit Çetiner: Tamamıyla kayboldu. Aslında bu travmaya karşı çocukların baş etme yeteneklerinin geliştiğinin göstergesidir. Hatta ilk üç haftada bir güvensizlik vardı. Anneler sürekli bizimle etkinlik alanına gelirlerdi. O güveni sağladıktan sonra aileler artık gelmemeye başladı. 5-6 yaşındaki çocukları artık biz kendimiz oyun alanına götürüyoruz. Çocuklar bu çalışmadan sonra iyi bir yere geldik. İyi bir yoldayız ve gerçekten yaptığımız şeyin çok verimli olduğunu ve Türkiye’de yapılan ilk çalışmalardan biridir. Daha önce Türkiye’de yapılan savaş ve savaş sonrası travmaya yönelik bir çalışma yürütüldü. Bizim hazırladığımız taslak tamamıyla bu bölgenin kültürel yapısına özgüdür. Tamamıyla bu bölgenin kültürel yapısı göz önünde bulundurularak hazırlanmış bir modüldür. İlk olduğu içinde bizim için çok değerli bir çalışma.

Bu çalışmadan sonra çıkacak sonucu ilgili yerlere iletmeyi düşünüyor musunuz?

ÇALIŞMALARI BROŞÜR HALİNE GETİRİP DAĞITACAĞIZ

Esra İpek:  Açıkçası sağlam bir temele oluşturulduktan sonra broşür haline getireceğiz. Sonrasında kendi bölgemizdeki yerlere broşürler dağıtılır. Talepler doğrultusunda neden olmasın. Bunu çocuklar için yapıyoruz.

ULAŞAMADIĞIMIZ BİNLERCE ÇOCUK VAR

Ümit Çetiner: Henüz çatışmalı süreç devam ederken bunu yaptık ve ailelerde bir belirsizlik vardı. Siz ailelerdeki belirsizliği ilk basamaktaki temel yaşamı gidermediğiniz sürece çocuklar ile verimli bir çalışma yürütemezsiniz. Şuan ailelerin o süreçteki halleri, çabucak başımı sokacak bir yerimi olsun. Çocukların işte devam etmesi gerekir. O temel ihtiyaçlar olduğundan dolayı siz ne yaparsanız yapın. İlk baştaki çalışmaların verimini alamazsınız. Bu çalışmalar bittikten sonra Ağustos-Eylül dönemlerinde Diyarbakır’da bir konferans yapmayı düşünüyoruz. Bu verilerin hepsini slayt halinde anlatmayı ve bunu kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyoruz. Bizim ulaşamadığımız daha binlerce çocuk var. Biz yeniden tespit çalışmalarına gideceğiz. Çocukların bu davranışları devam ediyor mu?

Kaç çocuğa ulaştınız?

500 ÇOCUĞA ULAŞTIK

Yaklaşık 400-500 çocuğa ulaştık. Ama bizim söz ettiğimiz 22 bin çocuk. Ama dediğimiz gibi bu çocukların hepsi doğrudan travmadan etkilenmedi. Bir şekilde dolaylı olarak etkilendi. Birebir görüştüğümüz şimdiye kadar 500 çocuk var.

Çocukları evlerinden nasıl alıyorsunuz? Nereye götürüyorsunuz?

SERVİSLE EVLERİNDEN ALIP ETKİNLİK ALANINA GÖTÜRÜYORUZ

Esra İpek: Çocukları Büyükşehir Belediyesi’nin tahsis ettiği servis aracılığıyla evlerinden alıp, oyun alanlarına götürüyoruz. Burada etkinlik yürütüyoruz. İlk görüşmeleri evde yaptık, ailelerle mecburen evde görüşüyoruz. Anne ve baba ile ayrı, çocuklarla ayrı görüşme yapılıyor. O güven alanı oluşturduktan sonra çocukları alıyoruz. 3 ayrı bölgede yürüttüğümüz çalışmalarda 500 çocuk vardı.

OYUN VE DRAMA ATÖLYE ÇALIŞMALARI

Ümit Çetiner: 2-3 aylık süreçte çocukların travma ile baş etme yöntemleri gelişti mi? Gelişmedi mi? Kelimesini kullanıyoruz. Aslında ilk yapılan çalışmalarda çocuklar daha çok bomba, hendek ve helikopter resmi çiziyorlardı. Hendeklerin arkasında silahlı kişiler çiziyorlardı. Son 2-3 hafta önce çocuklarla yaptığımız resim çalışmasında ise çocuklar şuan ev resimleri çiziyor. Ev ve sokak resimleri Sur’a olan hasret resimlerini çiziyor. Bizim onlarla yaptığımız etkinliklerde oyun, drama ve atölye çalışmalarıdır. Özellikle orada çocukların ruh hali ve davranışları nasıldır? Biz ona göre çocukla gerekirse psikyatristle veya psikologa yönlendirebiliyoruz.

Önerileriniz veya bir çağrınız olacak mı?

SORUMLULUĞUNU BİLEN GÖNÜLLÜLERE İHTİYACIMIZ VAR

Esra İpek: “Sayımız az. Herkesi de bu çalışmamıza dahil edemiyoruz. Sorumluluğunu bilen gönüllülere ihtiyacımız var. Keşke herkes bu durumda elini taşın altına koyabilse. Bazı çalışmaları görüyoruz; resim yapmakla geçiştiriyorlar. Bizde o yöntem yok. Biz hem aktif hem de pasif etkinliklerimiz var.  Üretkenliklerini artıracak, el becerileri kazandıracak şekilde etkinlikler yapıyoruz. Onun yanında da psikososyal çalışmalar yürütüyoruz. Çocuklara nasıl teşekkür edilir, nasıl özür dilenir. Akran zorbalığı nedir? İletişim nasıl kuruyorsunuz? Terapi ile uyguluyoruz”

(Sait BAYRAM’ın Özel röportajı)

403 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort