Dolar : Alış : 3.5213 / Satış : 3.5276
Euro : Alış : 4.1333 / Satış : 4.1408
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir41°CSıcak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13070 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Özçelik: Seçim sürpriz sonuçlandı

05 Kasım 2015 - 695 kez okunmuş
Ana Sayfa » Siyaset»Özçelik: Seçim sürpriz sonuçlandı

Kürdistan Özgürlük Partisi Genel Başkanı (PAK) Genel Başkanı Mustafa Özçelik, 1 Kasım seçimlerini değerlendirdi. 1 Kasım seçimlerinde ortaya çıkan tablonun Türk Devleti’nin ‘tekçi’ partilerinin yüzde 60’ı aşkın bir oran ile Kürdistan’da çoğunluk oluşturduklarını gösterdiğini ifade eden Özçelik, “HDP’nin aldığı yüzde 40’lık oranının içinde sorunu sadece ‘’Kürt sorunu’’  olarak gören, bir ülke ve millet sorunu olarak görmeyen ciddi bir oranın varlığı ve ‘’Türkiyelileşme’’ siyasetinin kitlelerin bilincindeki yansımaları da hesaba katıldığında, mevcut tablonun Kürdistani bilincin geliştirilmesi yönünde hepimizin omuzlarına büyük görevler yüklediği açıktır” dedi.

SEÇİM SÜRPRİZ RAKAMLARLA SONUÇLANDI

1 Kasım seçimleri, beklentilerin aksine sürpriz rakamlarla sonuçlandığına işaret eden Özçelik, “Kesin olmayan sonuçlara göre AKP yüzde 49,5, CHP 25,4, MHP yüzde 11,9, HDP yüzde 10,7’lik bir sonuç elde etti. HDP ve MHP’de düşme, AKP’de ciddi bir yükselme görülürken, CHP hemen hemen aynı kaldı” dedi. Özçelik, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin “Türkiyelilik” söylemine rağmen, Kürtlerin, ‘’Kürtlük vicdanı’’ olarak tanımlanabilecek bir bilinçle HDP’yi yüzde 13,2’lik bir oyla ödüllendirerek, kredi verdiklerine işaret ederek, şöyle dedi:

“Tahminlere göre Bu sonuçta yüzde 1,5 gibi “Kürt olmayan” bir oy vardı. HDP’nin bu oy oranına ulaşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve AKP’nin Kürtleri rencide eden söylem ve tutumlarının önemli bir katkı sunduğu genel kabul gören ortak bir görüştür. Bir diğer önemli etken, seçimlerden hemen önce, Diyarbakır’da meydana gelen patlama olmuştu. Patlama neticesinde zirveye çıkan ‘’Kürtlük duygusu’’ sandığa AKP’ye tepki olarak akmıştı. Başkanlık hesapları için HDP’nin baraj altında kalmasını alenen isteyen AKP’nin adeta tahrik ettiği barajı aşma hedefi,  7 Haziran seçim sonuçlarını belirleyen ögelerden bir diğeriydi.  HDP’nin baraj altında kalması durumunda Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçeceği gerçekliği,  bundan ürken önemli bir kitleyi motive etti ve HDP’ ye oy vermeye yönlendirdi. Erdoğan ve AKP’nin sıkıntısı sadece Kürtler değildi; kabul etmek gerekir ki oldukça geniş bir cephe, AKP’nin ve özellikle de Erdoğan’ın sınırlanması konusunda zımnen görüş birliği içindeydi. Gülen Cemaati, askerler, değişik medya ve sermaye grupları da yine AKP’ye tutum almışlardı. AKP’nin ilk yıllarında,  Erdoğan’a ciddi destek veren ABD ve birçok batılı devletlerin, Erdoğan’ın izlemiş olduğu rijit siyaset nedeniyle Erdoğan ve AKP’den hoşnutsuz oldukları açıktı. Bütün bunlara, yeniden savaş ihtimali karşısında Kürdistan ve Türkiye’de toplumun en geniş kesimlerinin barış talebi eklenince,  7 Haziran’daki tablo ortaya çıkmış oldu.

SEÇİMLERDEN ÇIKARILACAK SONUÇLAR

Özçelik, seçimlerden çıkarılacak sonuçları da şöyle açıkladı:

“Seçimlerdeki gel-gitlerin sebep ve sonuçları elbette ki önemlidir. Her kesim kendi açısından bunun değerlendirmesini yapıp sonuçlar çıkarmalıdır. Ama seçim sonuçları bir kez daha Kürt ve Kürdistan sorununun seçimlere endeksli bir şekilde çözülemeyeceğini göstermiştir. Bu sorun parlamenter sayısına, parlamentonun ‘’vicdanına’’ bırakılamaz. Bu sorun bir ülke  ve milletin kendi geleceğini belirleme sorunudur ve dünyadaki benzer örneklerde olduğu gibi, tarafların uluslararası garantörler nezdinde yapacakları görüşme ve mutabakatlarla bu sorunun çözümü esas alınmalıdır. HDP’nin kaybettiği 1 milyon oyun büyük bir kısmı AKP’ye, az bir kısmı da CHP’ye yönelmiştir. Bu tablo Kürdistani güçleri sevindirecek bir tablo değildir. Açıkçası HDP’nin ‘’kayıp oyları’’, daha iyisine gitmemiştir. Aksine 1 milyon insanın bir umut kırıklığı olarak Kürdistan özgürlük mücadelesinde bir yara olmuştur.  Yukarıda dile getirdiğimiz birçok faktör ve HDP,  PKK’nin yanlışlık ve belirsizlikleri elbette ki bunda önemli bir rol oynamıştır.  Ama kitlelere güven verici bir başka yol, kanal oluşturamayan Kürdistani siyasal güçlerin de bundaki payı gözardı edilemez. Kürt ve Kürdistan sorununda olduğu gibi, seçimler ve Türkiye’deki iktidar değişikliklerinde de uluslararası ve bölgesel faktörlerin rolü önemli bir etken olarak hesaba katılmalıdır. 7 Haziran ve 1 Kasım seçim sonuçları da dikkate alınarak,  Kürdistan’daki dindar kesimlerin, alevilerin, diğer etnisitelerin,  emekçi kesimlerin, köylülerin, aşiretlerin ve küçük ve orta sermaye gruplarındaki eğilim ve hassasiyetler, onları etkileyen faktörler, savaşın yarattığı etkileşimler ve bir bütün olarak yaşadıkları değişimler  ciddi bir inceleme ve analize tabii tutulmalıdır. Somut veriler ışığında değerlendirmeler yapılmalı ve siyasal çözümlemeler de bu somut verilere dayandırılmalıdır. Kürdistan halkının herhangi bir partiye verdiği oylar esasında ‘’emanet oylar’’dır. Kimsenin ‘’tapulu oyu’’nun olmadığı gerçekliği kavranırsa, gelecek,  Kürdistani güçler açısından büyük imkân ve fırsatlar sunmaktadır. Kararlı, sabırlı, kitlelerle kucaklaşmayı esas alan, doğru siyaset ve doğru yöntem ve araçlarla halkımızın ve ülkemizin özgürlüğünü yakınlaştırabiliriz. Artık,  her zamankinden daha fazla, ‘’tekçi’’ Türk Devlet partilerinin siyaseten ülkemizden tasfiye edilmesi ve siyasal yarışın Kürt ve Kürdistani partiler arasında cereyan edeceği yeni  bir siyaset sürecinin geliştirilmesi için yoğunlaşalım. Seçim sonuçlarından hareketle, Kürtler arası düşmanlığı körüklemeye, düşünsel ve siyasal farklılıkları uzlaşmaz karşıtlığa dönüştürmeye yönelik her türlü söylem ve tutum, Kürdistan özgürlük mücadelesine zarar verecektir. 1 Kasım seçimlerindeki 1 milyonluk oy kaybından sonra, özellikle HDP’ye yakın kesimlerden AKP’ye oy veren bu 1 milyonluk kitleye karşı küfür ve hakarete varan saldırılar yapılmaya başlandı. Unutmayalım ki 5 ay önce aynı insanlar HDP’ye oy vermişlerdi.  Değişik partilere oy veren insanlarımızın Kürt ve Kürdistani partilere dönüşlerinin sağlanması için daha esnek ve sağduyulu bir davranışla, onların ikna edilmelerinin yolları güçlendirilmelidir. Tüm siyasetçi ve aydınların da bu konuda hassasiyetle davranmaları, gelecekte oluşabilecek ulusal demokratik ilişkiler açısından büyük önem taşımaktadır. 1Kasım seçimlerinde ortaya çıkan tablo Türk Devleti’nin ‘’tekçi’’ partilerinin yüzde 60’ı aşkın bir oran ile Kürdistan’da çoğunluk oluşturduklarını göstermektedir. HDP’nin aldığı yüzde 40’lık oranının içinde sorunu sadece ‘’Kürt sorunu’’  olarak gören, bir ülke ve millet sorunu olarak görmeyen ciddi bir oranın varlığı ve  ‘’Türkiyelileşme’’ siyasetinin kitlelilerin bilincindeki yansımaları da hesaba katıldığında, mevcut tablonun Kürdistani bilincin geliştirilmesi yönünde hepimizin omuzlarına büyük görevler yüklediği açıktır”

Mustafa Özçelik

250 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika