Dolar : Alış : 3.5583 / Satış : 3.5647
Euro : Alış : 3.8787 / Satış : 3.8857
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir24°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12513 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Sağlıkçılar endişeli!

18 Ekim 2015 - 660 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»Sağlıkçılar endişeli!

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Cengiz Günay, son dönemlerde yaşanan çatışmalı ortam nedeniyle sağlıkçıların endişeli ve kaygılı olduğunu ifade ederek, “Çatışmalı ortam nedeniyle sokağa çıkma yasağı ile birlikte mecburi hizmet nedeniyle bölgeye gelen birçok hekimin işe gitmediğini biliyoruz. Merkez Konseyimiz ile birlikte bunları belgelemeye çalışıyoruz. Şuan gördüğümüz kadarıyla bu sağlıkçılar var olan güvenlik sıkıntısından dolayı rapor ve izinler alıp işlerine gitmiyorlar” dedi.

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Cengiz Günay, çatışmalı süreçle birlikte sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu durumu ve sürecin sona erdirilmesi gerektiği yönünde Yenigün Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.

İşte Cengiz Günay’ın, röportajında şöyle dedi:

SAĞLIK ÇALIŞANLARI RAPOR ALIP İŞE GİTMİYOR

Sayın Günay, halen devam eden çatışmalı süreçten dolayı sağlık çalışanları da etkilendi. Bazı hekimler hayatını kaybederken, bazıları da yaralandı. Sağlıkçıların genel durumu nasıl Bir endişe ve kaygı taşıyorlar mı?

“İlk günden beridir raporlarımızda açıkladık. Özellikle güvenlik güçleri çatışmalardan sonra hastaneleri basmaları, kapıları kırmaları, sağlık personelini yere yatırmaları ve nöbetten çıkıp evine giden bir sağlıkçının öldürülmesi herkeste bir kaygı ve korku yaratmıştır. Ve sokağa çıtma yasağı ile birlikte mecburi hizmet nedeniyle bölgeye gelen birçok hekim arkadaşımızın işe gitmediğini biliyoruz. Merkez Konseyimiz ile birlikte bunları belgelemeye çalışıyoruz. Ve şuan gördüğümüz kadarıyla bu sağlıkçılar var olan güvenlik sıkıntısından dolayı rapor ve izinler alıp işlerine gitmiyorlar. Bölgede hekimlerimiz 2-3 tane sağlıkçının işini yaparak bir şekilde bu süreci atlatmaya çalışıyorlar. Eğer bu süreç devam ederse bölgede sadece sağlıkçılar değil, kamu ve güvenlik personellerinin birçoğu burayı terk edecekler. Mecburi olanlar kalabiliyor. Bizler özellikle ılımla hava ile birlikte tüm kamu hizmetlerinin durma noktasına gelmemesi adına halen de çağrılar yapıyoruz. Çabalar içerisindeyiz.

ÇATIŞMALI SÜREÇ DEVAM EDERSE HİZMETLER DURMA NOKTASINA GELİR

Bu böyle devam ederse sadece sağlık sektöründe değil tüm kamuda ciddi anlamda hizmet durma noktasına gelecektir. Eğitim ve diğer hizmetler durma noktasına gelmiş. Bizler yine sağlıkçılar olarak fedakarlık ederek bu sürecin daha iyi evirilebilmesi için çalıştığımız alanlardayız. Ve bu hizmetlere devam edeceğiz. Özellikle güvenlik personellerinin böyle fütursuzca hastane basmalarının engellemelerini rica ediyoruz”

ÖCALAN’IN METNİ RAHATLATMIŞTI!

Yaşanan çatışmalı süreçle ilgili kaygılarınız var mı?

Tabiî ki var. Bilindiği gibi 2013 yılında Sayın Öcalan’ın Newroz’da okuduğu metin herkesi rahatlattı. Herkesin bir diyalog sürecinin başlayacağını dile getirdi. Ve gerçekten o dönemi hepimiz yaşadık. İyi bir atmosfer vardı. İnsanlar ölmüyordu. Ekonomik canlandı. Ama biz de sırf bu süreç sonlanacak diye hep iyi şeylerden bahsettik. İyi niyetli şeyler söyledik. Geriye dönüp baktığımız zaman müzakerenin en temel maddesi olan hasta tutsaklar bırakılmadı. Ve dünde cezaevinde tabutlar çıktı. Ve bakıyoruz, işte kalekol, karakol, güvenlik barajlarının yapımı sürdü. PKK’nin boşalttığı alanları askeri üsler indirildi. Bir güvenlik konsepti devreye sokuldu. Baktığımız zaman sivil, çocuk ölümleri arttı. Operasyonlar devam etti. “Siyasi soykırım” denen operasyonlar devam etti. Cezaevindekiler bırakılmadı. Hepsi müzakerenin temeli olan maddelerdi. Ve buna rağmen toplumda bir algı vardı. İyi gidiyor denildi. Her ne kadar sıkıntılarda olsa bu sorunun çözümü işte son Dolmabahçe mutabakatı ile sonuçlanacak diye beklerken ne olduğunu anlamadığımız ve birilerinin sanki bir düğmeye bastığı gibi savaş sürüklendi.

YİNE ÖLÜMLER OLDU

Bölgede özellikle sokağa çıkma yasağının ilan edildiği yerlerde ölümler oldu. Annesinin kucağındaki çocuktan tutun, kadınlar, yaşlılar, sağlıkçılar, memurlar, görevliler, güvenlik güçleri ve bu süreç böyle devam ederek, yüzlerce insanımız öldü. Özelikle 10 Ekim’de PKK’nin eylemsizlik kararı ile tekrardan bir dönemece girdik. Biz Sivil Toplum örgütleri çatışmaların başladığı ilk günden itibaren defgalarca açıklama yaptık. Ancak sesimizi duyuramadık. Çatışmanın olduğu kanın, gözyaşının olduğu bir yerde maalesef sesimiz duyulmuyordu. 10 Ekim’de PKK/KCK’nin açıkladığı bu eylemsizlik kararı hepimizde bir heyecan yaratırken, Ankara’daki patlama ile tekrardan yasa boğulduk. Yeniden öfkeye boğulduk, var olan sürece ya da gelişmelere olan inancımız kırılmaya başlandı. Buna rağmen yine 3 günlük bir çalışma ile bölgede 750 sivil toplum örgütüne ulaştık ve yeniden KCK’nin bir sivil toplum örgütlerinin açıklamasına verdiği bu cevaba karşı bizlerde taraflardan biri olan devlet yetkililerine özellikle bu sürece cevap vermelerini, çatışmalara ve operasyonlara son vermelerini istiyoruz. KCK’nin eylemsizlik kararından sonra Lice, hani, Kocaköy’de yine sokağa çıkma yasağı ve bu yasaktan sonra insanların öldüğünü, güvenlik güçlerinin öldüğünü görüyoruz. Yüksekova’da iki kişi öldü. Dağlıca’da yine 4 güvenlik gücü hayatını kaybetti. Yani bu sürecin bu şekilde kimseye bir kazanç ve fayda sağlamadığı, iki tarafında bu çatışma ve savaş ile birbirini bitirmeyeceği ortadadır.

90’LI YILLARA GİTMEYE GEREK YOK

Bölgede 90’lı yıllara bir giden bir süreç işletiliyor galiba…Buna katılıyor musunuz?

90’lı süreçlere gitmeye gerek yok. 90’lı yıllardaki o uygulamalar Varto’da çıplak kadın bedeninin teşhir edilmesi, Şırnak’ta bir gencin cesedini aracın arkasına sürüklemek bunlar tamamıyla 90’lı yılların konseptiydi. 90’lı yılların konseptinin bittiğini tarih çöplüğüne gittiğini ve o dönemdekilerin de hiç birinin şuanda tarihin hiçbir yerinde anılmadığı ve çoğununda yargılanacağı bir dönem içerisindeyiz. Biz bu dönemi yaşadık., Biliyoruz. Bunun kimseye faydası olmayacağını tekrar dile getiriyoruz. Özellikle seçimlerde demokratik güçlerin ve kamuoyunun rahat bir şekilde seçime gidilmesi açısından da verilmiş bir olumlu karar olarak görüyoruz. Bu pozitif kararın da Devlet tarafından da karşılık bulmasını istiyoruz. Sadece devletin bu adım atması ötesinde uluslar ve uluslararası kamuoyunun da bu konuda gözlemci olmalarını istiyoruz. Bunun nihai sonucu da Sayın Abdullah Öcalan’ın bu müzakere sürecine dahil edilip net bir şekilde çözümün Türkiye halklarının demokratik bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz”

(Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

cengiz günay (1) cengiz günay (2)

247 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika