Dolar : Alış : 3.6595 / Satış : 3.6661
Euro : Alış : 4.3219 / Satış : 4.3297
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir27°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13521 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

“Sanıklar zorlanmadı”

11 Nisan 2016 - 670 kez okunmuş
Ana Sayfa » Güncel»“Sanıklar zorlanmadı”

meral danıs bestas

7 Haziran seçimlerine iki gün kala HDP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yaptığı mitingde gerçekleştirilen iki ayrı patlamada Ramazan Yıldız, Necati Kurul, Şehmuz Kaçan, Civan Arslan ve Ali Türkmen adlı yurttaşlar yaşamını yitirmiş, 400’ü aşkın kişi de yaralanmıştı.  Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan iddianamede tutuklu sanıklar İsmail Korkmaz (35), Mustafa Kılınç (39), Orhan Gönder (20) ve Burhan Gök (37) ile firari şüpheli İlhami Balı’nın (33), ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ‘Nitelikli öldürme’, ‘Nitelikli öldürmeye teşebbüs’ ve ‘Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma’ suçlarından cezalandırılması istendi. Savcı, tutuklu şüpheliler İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç, Orhan Gönder, İlhami Balı, Burhan Gök hakkında 5’er kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 4 bin 101’er yıldan 6 bin 318’er yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

“SANIĞI DAHA FAZLA KAÇIRAMADILAR”

İddianameyi ve davanın “güvenlik” gerekçesiyle başka bir şehre nakil edilmesi talebini değerlendiren HDP Adana Milletvekili ve HDP Hukuk Komisyonu Üyesi Av. Meral Danış Beştaş, “gizlilik” kararından ötürü şimdiye kadar gerek patlamada yaşamını yitirenlerin yakınlarının gerekse avukatların bilgi alamadığına dikkat çekti. Ancak 10 ay geçtikten sonra iddianamenin hazırlanarak davanın açıldığını, iddianamenin de mecburen hazırlanan bir iddianame olduğunu belirten Beştaş, “Sanığı daha fazla kaçıramadılar ve kamuoyunda ciddi bir infial oluştu. Çünkü bir partinin mitingine ilk kez bu şekilde çok ciddi bir saldırı oldu. Bir anlamda kamuoyuna bunu ‘Biz yapmadık, yaptırtmadık’ demek için iddianameyi hazırlama zorunluluğunda hissettiler” diye konuştu.

 “RAHATLIKLA YAKALANIP TUTUKLANABİLİRDİ”

Patlamanın sorumlularından biri olan tutuklu sanık Orhan Gönder’in Suriye’ye gidip eğitim aldığı, ailesinin bu yönlü emniyette başvurusu olduğunu ve 2014 yılında yakalandığını içeren bilgilerin iddianamede yer aldığını aktaran Beştaş, “Gönder’in ilişkileri biliniyor. Eğer isteseydiler bu katliam olmadan rahatlıkla bu insanlar yakalanıp tutuklanabilirdi ve bu bombalama olayı engellenebilirdi. Yani önceden bilinen bir durum var” diye konuştu. İddianamede yer alan bilgilerin kamuoyu tarafından bilinen bilgiler olduğunu belirten Beştaş, “Suruç Katliamı’nın sorumlusu Abdurrahman Alagöz’le Orhan Gönder’in aynı yerde eğitim gördükleri ve birbiriyle bağlantıları tüm herkes tarafından biliniyor. Yani bir anlamda herkes tarafından bilinenleri en az haliyle iddianameye yazmış vaziyetteler” dedi. Patlamadan sorumlu faillerin ifadelerini verirken olayları çok rahat anlattıklarını belirten Beştaş, “Sanıklar ifadelerinde ‘biz buradaydık, işte birileri ile bağlantı kurduk, Suriye’ye gidip eğitim gördük’ gibi cümleler sarf ediyorlar. Ancak bu cümlelere ilişkin ‘Kim seni götürdü, nasıl gittiniz, kimlerle bağlantılısınız, 5 Haziran’a kadar olan hazırlık süreciniz nasıldı, başka hangi illere bu tip saldırı hazırlığındasınız?’ gibi sorular sorulmuyor bile. Yani dememiz o ki; ifadelerin alınması esnasında sanıklar, Savcı ve soruşturma makamı tarafından zorlanmamışlar” şeklinde konuştu.

“SORUŞTURMA DA İDDİANAME DE ÇOK YÜZEYSEL”

Savcı tarafından sorulan sorulara sanıkların da mümkün olan en az düzeyde isim vermeden, sadece olay gününü yüzeysel bir biçimde anlatarak cevap verdiğini aktaran Beştaş, “Gerçekten bir ceza hukukçusu ve ceza davalarını bilen biri, bu soruşturmanın ne kadar yüzeysel yapıldığını ve iddianamenin de bu şekilde hazırlandığını söyler” ifadelerini kullandı. Beştaş, İŞID’ın Türkiye’de düzenlediği toplu katliamlar açısından 5 Haziran patlamasının ilk katliam olduğunu belirterek, bu yönüyle 5 Haziran dosyasının ayrıntılı bir şekilde soruşturulması durumunda Suruç, Ankara ve İstanbul katliamlarının önüne geçilebileceğine işarete etti. Beştaş, bu nedenle hükümetin ve Adalet Bakanlığı’nın bu katliamlarda sorumluluğunun birinci derecede olduğunu kaydetti.

“TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ VE PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

İddianamede yer alan sanıkların korunmamasını ve buna karşı tüm kesimlerin ses çıkartması gerektiğini söyleyen Beştaş, sanıkların hak ettikleri cezayı mutlaka almasını ve arkasındaki güçlerin de ortaya çıkarılması gerektiğini kaydetti. Kovuşturma ve mahkeme aşamasında HDP olarak ölenlerin yakınları ve yaralılarla birlikte davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirten Beştaş, “Bu davanın peşini bırakmayacağız. Bu katliamcı zihniyeti aklamak isteyenlere de çağrı yapıyoruz; Daha fazla katliamların artmasını önlemek elimizde. Siz bu katliamcıları korudukça bombalar her yerde patlamaya devam edecek. Ne İstanbul, ne İzmir, ne Ankara, ne de Diyarbakır’da insanlar büyük bir özgüvenle özgürce yaşamayacak. Yani bu siyasetin sorumluluğundadır. Bu konuda irade göstermeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.

 “SUÇLULAR KORUNMAYA ÇALIŞILIYOR”

Davanın, “güvenlik” gerekçesiyle başka şehirde görülmesi talebine de değinen Beştaş, “Bu tarz katliam davalarının ‘güvenlik’ gerekçesiyle batı illerine nakledilmesi Uğur Kaymaz davası ile başladı ve ondan sonra bu bir devlet geleneği haline getirildi. Yani başta mecbur kalıp halkı oyalama ve kandırma sebebiyle dava açılıyor. Sonra da batıya naklediliyor. Bu şekliyle suç işleyenlerin korunması devam ettiriliyor. Bu davanın da batıya nakledilmesi talebiyle de yapılmak istenen budur. Yani onlara şu güvence veriliyor; ‘Rahat olun biz sizin hakkınızda dava açtık ama orada yargı sizinle ilgili en iyi kararı verecektir’ şeklinde mesaj veriliyor” dedi.

 “YENİ KATLİAMLARA DA YOL AÇIYOR”

Beştaş, “güvenlik” gerekçesinin gerçek ve ciddi bir gerekçe olmadığına vurgu yaparak konuşmasını şöyle sürdürdü: “Burada bu ilin belediye başkanları, il eşbaşkanları, milletvekilleri Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor ve burada bir infial, bir saldırı veya mahkemeye karşı bir tutum gelişmiyor. Tam aksine halk gelip mahkemesini izliyor ve sonra yargılama devam ediyor. Bu açıdan biz bu gerekçeyi göstermelik bir gerekçe olarak görüyoruz.” Beştaş, AKP iktidarı ve Adalet Bakanlığı’nın nakil kararlarıyla geçmişte yaşanan katliam, tecavüz ve işkenceleri korumakla birlikte yeni katliamlara da yol açtığını söyledi.

434 Total Views 4 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika