Dolar : Alış : 3.7616 / Satış : 3.7684
Euro : Alış : 3.9863 / Satış : 3.9935
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir8°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11827 İçerik Bulunuyor.

‘Şu an yaşananlar devletin, hükümetin ve şahsımın tercihi değil’

08 Eylül 2015 - 333 kez okunmuş
Ana Sayfa » Güncel»‘Şu an yaşananlar devletin, hükümetin ve şahsımın tercihi değil’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda yaşanan olaylar, devletin hükümetin, ve şahsımın tercihi değil, tam tersine hiç arzu etmediğimiz halde karşı karşıya kaldığımız bir durumdur” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Yönetim Kurulu üyeleri ve üniversite rektörlerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti. Burada bir de konuşma yapan Erdoğan yaşanan olaylarla ilgili konuştu.

Erdoğan’ın konuşmalarından satır başları şöyle:

“Pazar günü Dağlıca bölgesinde yapılan saldırıda 16 askerimizi şehit verdik. Bu sabah da Iğdır’da düzenlenen bombalı saldırıda 13 polisimizi şehit verdik. Dağlıca’da şehit düşen aralarında yarbayımızın da bulunduğu askerlerimizle, polislerimize Allah’tan rahmet yakınların TSK’ya emniyet teşkilatımıza ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Şairin dediği gibi “bu ülkede şehitler tepesi hiç boş kalmadı” öyle anlaşılıyor ki boş da kalmayacak. Bütünüyle şehitlerimizin toprağa akan her damla kanı, bu coğrafyayı tescil eden birer mühürdür. Milletimizi Anadolu coğrafyasından atmak isteyenler bugüne kadar hep hezimete uğradılar. Birliğine dirliğine göz dikenler aynı hüsranı yaşayacaktır. Bu vesileyle hangi kökene, hangi meşrebe sahip olursa olsun tüm milletime, siyasetçilerine, medya mensuplarına, aydınlara, akademisyenlere, STK temsilcilerine seslenmek istiyorum. Her karışıyla Anadolu ve Trakya toprakları hepimizin ortak vatanıdır. Bu ülkenin ve bu devletin 78 milyon vatandaşımızın her birine ihtiyacı var. Aynı şekilde bu ülkeye yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de hepimizin ihtiyacı var. Ülkesini ve devletini kaybedenlerin yürek yakan görüntülerini her gün televizyonlarda seyrediyoruz. Türkiye bizim ortak sevdamız, ortak geçmişimiz, ortak geleceğimizdir. Ülkemize sahip çıkmak hayatımızın diğer alanlarındaki tüm farklılıklardan ayrı olarak her birimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için birliğimize sahip çıkmalıyız. Unutmamalıyız ki TBMM hepimizin meclisidir. Hükümet hepimizin hükümetidir. TSK hepimizin ordusudur. Yöntemde söylemde anlaşamıyor olabiliriz. Ama hedeflerimiz konusunda birlik olmalıyız. Siyasette rekabet başka bir şeydir. Ülkenin ve milletin bekası söz konusu olduğunda bir araya gelmek başka şeydir. Bölücü terör örgütünün ve diğer terör örgütlerinin saldırılarını, ama fakat gibi kaçma yolları kullanmadan açıkça mertçe samimiyetle kınamayan herkesin bu ülkeyle bu milletle olan bağında sorun vardır. Milletimiz dimdik ayaktayken, güvenlik güçlerimiz mücadelelerini yürütürken, moral bozmaya, gönülleri karartmaya yönelik her söz tavır, sadece terörün amacına hizmet eder.”

‘YAPTIKLARIMIN HESABINI VERMEYE HAZIRIM’

“‘Erdoğan kaybetsin de Türkiye ne olursa olsun’ gibi bir akıl tutulmasına kapılanların olduğunu görüyoruz. Şahsen ben yaptığım her şeyin hesabını bu dünyada milletime, ebedi dünyada rabbime vermeye hazırım. İşte şimdi önümüzde 1 Kasım var. Milletimiz inanıyorum ki bütün bu olanların hesabını birilerine soracaktır. Diğer zamanlarda, hele terör gibi hayati meselede ihtiyacımız olan birliktir, beraberliktir. Türkiye’nin iktidar partisi kadar muhalefet partilerine de ihtiyacı vardır. Türkiye’nin birlik beraberliğini korumaya ihtiyacı var. Siyasi partiler de medya da aydınlar da milletimizin bu ortak beklentisine cevap verdikleri oranda anlamlıdır. Kendi milletine onun değerlerine tercihlerine ve gelecek hedeflerine düşmanlık eden partilerle, medyayla, aydınlarla kat edeceğimiz bir yol yoktur. İlkesiz bir şekilde işine geldiğinde terör örgütüne destek veren, işine geldiğinde hükümeti polisi askeri suçlayan, kendi ülkesini yabancılara şikayet eden bir siyasi anlayışı kabul edemeyiz.”

‘VATANDAŞIMIZIN ZARAR GÖRMESİ BİZİ ÜZÜNTÜYE BOĞAR’

“Devlet çarkı biraz ağır işler. Ama bu çark bir dönmeye başladığında da önünde hiçbir gücün, çetenin, örgütün, algı operasyonunun durabilmesi mümkün değildir. Bunun da altını çiziyorum. Şu ana kadar örgüte yurt içinde ve yurtdışında çok ciddi zararlar verildi. Son gelişmeler de onun paniğidir. Örgütün verdiği kayıplar binlerle ifade ediliyor. Güvenlik güçlerimizin ve adalet teşkilatımızın çalışmalarıyla bu yapıda çökertilecektir. Şehitlerimizin acıları yüreklerimizi dağladığı kadar, bize çok büyük bir güç de veriyor. Bizim mücadelemiz sadece ve sadece terörizme ve teröriste karşıdır. Ekmeğinin peşinde olan, teröristle hiçbir ilişkisi olmayan herhangi bir vatandaşımızın zarar görmesi bizi en az şehitlerimiz kadar üzüntüye boğar. Güvenlik güçlerine yardımcı olarak, tahriklere gelmeyerek üzerimize düşenleri yerine getirmiş oluruz diye düşünüyorum.”

ÇÖZÜM SÜRECİ

“Bilindiği gibi biz terör sorununu suhuletle çözmek için samimiyetle her yolu denedik. Önce demokratik açılım dedik, onu ilerlettik, milli birlik ve kardeşlik dedik, onu da ilerlettik ve ardından çözüm süreci dedik. Ve ne yazık ki açılan eller karşılığını bulmadı. Acıların yaşanmasını, annelerin babaların çocukların kardeşlerin sevenlerin gözyaşlarını engellemek için gerçekten çok uğraştık, çok mücadele verdik, vermeye devam edeceğiz. Fakat Terör örgütü yeniden silaha şiddete kan dökme yoluna başvurarak bizim arzu ettiğimiz çözüm yolunu kapattı. Elinde Molotof varsa bu bir silahtır. Dolayısıyla güvenlik güçlerimize silah kullanma yetkisini verir. Bu yasanın gereğidir. Bu saatten sonra devletin ve milletimizin razı olabileceği tek çözüm, terör örgütünün tüm faaliyetlerine son verip silahlarını bırakmasıdır. Terör örgütünün silahları ya devlete teslim edecek, ya da üzerine beton dökülüp bir daha kullanılamaz hale getirilecektir. Bunun dışında konuşulacak, görüşülecek tartışılacak hiçbir şey yoktur. Silahların gömülmesi, terörün durması konusunda somut adım atacak olan terör örgütüdür.”

‘ÇATIŞMALARI BENİM BAŞLATTIĞIM KARA PROPAGANDA’

“Terör örgütünün silah bırakması konusunda en büyük görev bölgede bulunan halkımıza düşüyor. Bölge insanı terör örgütüne karşı tavır koyarsa, bu mesele süratle çözüm yoluna girer. Çatışmaları başlatan, süreci bitiren, sabote eden terör örgütü ve onun uzantısı olan siyasilerdir. Örgüt bunu kendi açıklamalarıyla açıkta ifade etmiştir. Ceylanpınar’da evlerinde uyuyan polislerimizi alçakça kurşunlayarak şehit eden örgütün kendisidir. Trafik polisimizi çağırdıkları polisleri hunharca şehit eden örgütün ta kendisidir. Hastanenin acil servisinde nöbet tutan polisi kurşunlayarak şehit eden örgütün ta kendisidir. Karakollara, lojmanlara saldıran, ambulanslara saldıran, bomba atan, roket atan örgütün ta kendisidir. Cami dinlemeyen, okul dinlemeyen, nitekim az önce rektörümüzün de ifade ettiği gibi üniversitelerimize varıncaya kadar bu adımları atan terör örgütünün ta kendisidir. Patlattığı bombalarla, masum çocukları, kadınları, otomobil sürücülerini katleden örgütün ta kendisidir. Yolları mayınlayan, kazan, kapatan halkın günlük hayatını cehenneme çeviren örgütün ta kendisidir. Eylemler sebebiyle bölgede ticareti turizmi hayvancılığı durma noktasına getiren insanların ekmeğine kan doğrayan örgütün ta kendisidir. Örgüt yöneticilerinin bölge halkının hayatının zorlaştırılması için her türlü eylemin yapılmasını talimatını verdiğini bölgede bilmeyen yok. Israrla çatışmaların, devletin hükümetin hatta şahsımın başlattığı iddiası kara propagandadan başka bir şey değildir. Bu iftiraları yayan herkes, toprağa düşen her şehidin vebaline ortaktır.”

‘BÖLGEDEKİLERLE SORUNUMUZ YOK’

“Şahsım başta olmak üzere hükümet de devlet de yıllardır baskının değil yaşatmanın mücadelesini verdik. Özgürlüğün öldürmenin değil yaşatmanın mücadelesini verdik. Bunun için yaptıklarımız ortada. Bu ülkenin ayağa kalkması için neler yaptıklarımız ortada. Şayet bugün ortaya çıkan tablo için bir suçlu aranacaksa, bakılacak olan yer Ankara değil, Kandil’dir. Sorumlular hükümette değil, örgütün yönetiminde ve tercihlerini demokrasiden yana kullanamayan onların güdümündeki partide aranmalıdır. İşte yaptıkları açıklama “Biz gücümüzü YPG’den PKK’dan alıyoruz” Bu kadar açık. Bunu söyleyen kim, o partinin eş başkanı. Vahşet ortada, tablo ortada. Başka aranacak bir şey yok. Ülkesinin ve milletinin yanında huzurunda, dağdaki teröriste araç yüklü erzak götüren bakıyorsunuz o partinin milletvekili bayan. Tablo ortada. Güçlü bir duruş sergilemeyen her parti, her medya kuruluşu, her STK da buna ortaktır. Bizim bölgede yaşayan kardeşlerimizle en küçük bir sorunumuz yok.”

 ‘GEREKEN HER YOLU VE YÖNTEMİ KULLANARAK ÇIKARACAĞIZ’

“Biz de muhalefet yaşadık, ama ortalığı şiddete hiçbir zaman mahkum etmedik. Şu anda yaşanan olaylar, devletin hükümetin, ve şahsımın tercihi değil, tam tersine hiç arzu etmediğimiz halde karşı karşıya kaldığımız bir durumdur. Bingöl Üniversitesi rektörünü dinlediğimiz zaman, demek ki üzerimize düşen daha farklı görevler de var. Çünkü orada gerek hocalarımızın, gerek öğrencilerimiz can güvenliğini koruma devlet sorunudur, bunu yapmaya mecburuz. Gereken her yolu ve yöntemi kullanarak çıkaracağız. Milletimize karşı hesap verme sorumluluğumuz bunu gerektiriyor. En büyük güç kaynağımız milletimizin kendisidir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizle, polisimizle, istihbaratımızla çok daha sıkı bir işbirliği içinde yürütülen mücadelenin başarıya ulaşacağından kimsenin şüphesi olmasın. Biz bu devleti sokakta bulmadık. Devletin geleceğini üç beş teröriste, üç beş işbirlikçiye terk etmedik etmeyeceğiz. Terör örgütüyle ve diğer çetelerle mücadele ederken, devletin tüm işlerini de takip edecek, gündemimizdeki işleri hayata geçireceğiz.”

*Haberde hurriyet.com.tr’den yararlanılmıştır.

erdoğan

77 Total Views 3 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort