Dolar : Alış : 3.8176 / Satış : 3.8244
Euro : Alış : 4.0684 / Satış : 4.0758
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir11°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11868 İçerik Bulunuyor.

Alkan: “Kardeşlik bağı koparılmak isteniyor!”

17 Ocak 2016 - 646 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Alkan: “Kardeşlik bağı koparılmak isteniyor!”

78’liler Dayanışma ve Araştırma Derneği Başkanı Gani Alkan, son süreci haberdiyarbakir.gen.tr’ye değerlendirdi. Kendi ülkesinin şehir merkezinde tank ve ağır silahların kullanılması bu savaşın dozunu artırmak olduğunu ileri süren Alkan, “Bana göre bu savaşı biraz daha tırmandırıp, halklar arasındaki kırılmayı sağlamaktır. Kardeşlik bağı koparılmak isteniyor” diye konuştu. Alkan, Türkiye’de buna karşı dur diyebilen bir muhalefetin güçlü bir ses çıkarması gerektiğine işaret ederek, Kimsenin bu savaşta bir çıkarı yoktur. Yapılması gereken herkesin kendi cephesinde ciddi ve demokratik bir ses çıkarması gerekir” diye konuştu.

Süreci değerlendirirsek, nasıl bir tablo ortaya çıkar?

ÇÖZÜM SÜREÇİNDE ADIMLAR ŞARTLI ATILDI

Şimdi aslında biraz da geri bakmak gerekiyor. Yani 7 Haziran değil daha da gerisine gitmek, müzakere süreçlerine bakmak gerekir. Türkiye’nin çözüm sürecine nasıl değerlendiriyordu. Bütün bunlara iyi bakmak gerekiyor. Çünkü bunlarla ilgili yapılan birkaç girişim sonrasında unutulmuş. ‘Ben yapmadım, başkası yaptı’ hesapları yapıldı. Müzakere süreçlerine baktığımız zaman, tarafların durumuna bakmakta fayda var. Yani tarafları zorlayan nedenler neydi? Sürecin acilen 2012 Newroz’una acilen yetiştirilmesinin nedenleri neydi? Bunlar biraz önemli noktalardır. Çünkü daha öncesinde biliyorsunuz ki, Uludere-Şemdinli civarında gerilla taktiksel bir gelişme yaparak, ’45 gün boyunca alanı tutuyoruz’ denildi. 45 günden sonra bu yöntem Türkiye’yi yeni arayışlara itti. Bunun önlemini alabilmek için acilen bir çözüm süreci başlatıldı. Sayın Öcalan ile görüşmeler yapıldı. Akil heyetler oluşturuluyor. Türkiye’nin 7 bölgesinde oluşturulan akil heyetler, görüşmeler yapıyor. Bu girişimler, Türkiye’deki herkesin kafasında, ‘tamam bu dava çözülüyor. Demek ki bir çözüm düşüncesi oluşturuluyor’ denildi. O zamanki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın görüş ve düşüncelerini tam okuyamadık. Neden okuyamadık? Çünkü attıkları adımların tümü şartlıydı. KCK operasyonunda tutuklananların serbest bırakılmasında, Gerillaların tam manasıyla çekilmediği yönünde bahanelerde bulunuluyordu. Fakat üsluba ve zihniyete baktığımız zamanda çözüm adına bir güvensizlik vardı. Dolmabahçe mutabakatına geldiğimiz noktaya kadar hep Kürtler tarafından adımlar atılmıştır. Kürt siyasi hareketi tarafından adımlar atılmıştır. 3 yıl süren çözüm sürecinde Kalekol, karakol ve HES Barajlarının yapımı da sürüyordu. Bunlar da insanları düşündürüyordu. Bunun yanı sıra Türkiye’nin Ortadoğu’da bir itibar kaybı söz konusuydu. Bu itibari yeniden sağlaması gerekiyordu. Son Rojava olaylarında hepimizin bunun tanığıydık.

Peki, Dolmabahçe mutabakatı neden olmadı? Masa neden devrildi?

ERDOĞAN ÖNCE GÖMLEK SONRA SİSTEMİ DEĞİŞTİRDİ

Masa neden devrildi? Kendilerine göre yasalar oluşturuldu. Bunların arasında güvenlik yasaları adı altında çıkarılan yasalar. Eğer bugün Vali ve Kaymakam rahat bir şekilde hareket ediyorsa, istedikleri kararları rahatlıkla alabiliyorsa, belki bunun daha ötesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘bizim aslında yaptığımız fiilen sistemi değiştirmektir’ diyor. Önceki gömlek değiştirmeydi, şimdi ise sistemi değiştirdiler. Bu ne anlama geliyor? “Biz darbe yaptık” demek oluyor. Bu sivil darbeyi yaparken de bu gibi siyasi yapılanmalar kendilerine göre önce alt yapıyı oluştururlar. Bütün kurumları kendine bağladılar. Kendine göre kurumları düzenledi. Her kesime bunu yaptı. Son olarak cemaati de dizayn ettikten sonra bu hareketler artık bir güç durumuna geldi.

HDP’nin tavrı neydi? Sürecin nasıl çözülmesini istiyordu?

HDP SÜRECİN YASALLAŞMASINDAN YANAYDI

Kürt siyasi hareketi de sürecin yasallaşması için Meclis gündemine taşımak, biraz da gizli kapılar arakasından açığa çıkartmak istedi. Ve bu taleplerin geleceğini de çok iyi biliyordu. Tayyip Erdoğan’da bunun hesabını biliyordu. Çünkü 3. göz olarak sekretarya oluşturdular. Bu süreci halka anlatabilmek adına bunu yaptılar. Ama çözüm zihniyeti yoktu. Kabullenmeme olayına baktığımız zaman Kürtleri kabullenmeme olayı vardır. Sistemin kabullenmeme olayı vardır. Bunun hesapları yapılmıştı.

HDP’NİN OYLARI HAZMEDİLMEDİ

Haziran ayına geldiğimiz zaman Erdoğan böyle bir rahat bir şekilde iktidar olamayacağını kendisi de biliyordu. Yöntem ve tarzlarda, yapılan eylemliklerde, provokasyon olaylarından da bunu fark ettiler. 8 Haziran’da HDP’ nin aldığı oy bütün demokrat, barıştan ve çözümden yana olan insanların ve soğukkanlı, provokasyonları soğukkanlılıkla kabullenen insanlardan dolayı oylarda ciddi artış görüldü. Bu oy artışının hazmedilmemesi nedeniyle Hükümet kurulamadı, 45 gün sonra seçime gidildi. Artık kanunların dışında hareketlendiler.

Hendek olayına gelirsek, sizce nedir bütün bunlar?

KÜRTLERİN İRADESİNİN TESLİM ALINMASIDIR

Bu hendek değil, Kürtlerin iradelerini teslim almadır. Yerel yönetimleri, kendini yönetme, yerinde yönetim, özyönetimler, dediğimiz kelimeler DTK’ nın yaptığı konferansta açıklanan 14 maddelik bildirgesini Türkiye’ye bir demokrasinin yerleşmesini isteyen, demokratik bir toplum, demokratik ulus paradigmasının, düşünce özgürlüğünün geliştirebilmesi için herkesin düşüncesini rahatça ifade edebildiği ortam yaratılabilmesi için okuyan herkesin ‘bu ülkeyi parçalar, böler’ şeklinde bir durum bulamazsınız. Tam aksine geliştirilmiş demokratik toplumların belki bazen de ilerisinde olan talep ve istemlerdir. Net karşı koymak çok kötü bir şeydir.

Sur’da devam eden 48 gündür devam eden sokağa çıkma yasağı ve operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?

SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VARDIR

Savaşın da bir ahlakı vardır. Savaşan iki güç ise ki Türkiye savaşan kesimi güç olarak kabul etmiyor. ‘Terör örgütüyle mücadele ediyoruz’ deniliyor. Kullandığı silahlara baktığımızda Tanklar var. Benim bildiğim kadarıyla savaş hukukunda tankların iki farklı ulus arasında, cephe ve sınır savaşlarında ülke geneline savunma temelinde tanklar kullanılabilinir. Kendi ülkesinin şehir merkezinde tank ve ağır silahların kullanılması bu savaşın dozunu artırmaktır, savaş ahlakı değildir. Bir insanı gözaltına almak farklı, bir şehri gözaltına almak çok farklıdır. Bu şehir gözaltına alındığında yaşlısıyla, çocuğuyla, hastasıyla, herkesimi gözaltına almaktır.Bütün yaşam koşullarını ortadan kaldırmak,yeme-içme  koşularını ortadan kaldırmak dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen bir durumdur. Cizre, Silopi, Yüksekova’ya baktığımızda bu nedir? Bana göre bu savaşı biraz daha tırmandırıp, halklar arasındaki kırılmayı sağlamaktır. Kardeşlik bağı koparılmak isteniyor. Avrupa Birliği’nin, Birleşmiş Milletlerin ve uluslar arası güçlerin bu duruma karşı bir sessizliği vardır. Kobeni’de bir hareketlenme olduğundan bütün dünya sesini yükseltirken, burası yapılanlara bakarsak Kobanê’yi geçti. Sur’a dikkatleri çekmek için illaki IŞİD ile mi savaşmak gerekiyor.

Önerileriniz neler olacak?

MUHALEFETİN GÜÇLÜ BİR SES ÇIKARILMASI LAZIM

Türkiye’de buna karşı dur diyebilen bir muhalefetin güçlü bir ses çıkarması gerekir. Bir araya gelinde yapılan cezalandırılmalardan korkmamak gerekir. Ankara’da yapılan bir barış mitinginde 100’den fazla insan öldürülüyorsa bu Kürtler ve Türklerin bir araya gelerek barış talebini dile getirmesinden korkmaktır. Onun için herkesin buna sesini çıkarması gerekiyor. İnsanlık ayıbı yaşanıyor. Kimsenin bu savaşta bir çıkarı yoktur. Yapılması gereken herkesin kendi cephesinde ciddi ve demokratik bir ses çıkarması gerekir. O sürecin yeniden Buzdolabından çıkarılması gerekir. Bu işin muhatapları kimler ise o silahların sustuğu döneme dönülmesi gerekir. (Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

78'liler Derneği Gani Alkan

198 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort