Dolar : Alış : 3.7678 / Satış : 3.7746
Euro : Alış : 4.0447 / Satış : 4.0520
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir10°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11884 İçerik Bulunuyor.

BES: “Yasak yasaklansın”

23 Ocak 2016 - 183 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»BES: “Yasak yasaklansın”

Kısa adı BES olan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası, geçen yıl ağustos ayından bu yana bölge il ve ilçelerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile ilgili ayrıntılı bir rapor hazırladı.

Sendikanın merkez yöneticileri ile Diyarbakır, Hakkâri, Mardin Şubeleri ve bölgedeki diğer temsilciliklerin bizzat katılımıyla, yasak ilan edilen yerlere gidilerek hazırlanan raporun önsözünde, Ortadoğu’da ve ülkemizde devam eden çatışma ve savaşların, tüm halklara ve yurttaşlara zarar verip, onların emeklerini gasp ettiği, başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve hürriyetlerini kısıtladığı vurgulandı.

ADI KONULMAMIŞ BİR UYGULAMA

Sokağa çıkma yasaklarının toplamda milyonları aşan il ve ilçelerde adı konmamış bir sıkıyönetim uygulamasının uzantısı olarak ortaya çıktığı belirtilen raporda “Bu sokağa çıkma yasakları herhangi bir anayasal ve hukuksal dayanak olmadan uygulanmaya başlanmış ve yüzbinleri etkileyecek şekilde uygulama devam etmektedir. Aralarında kadın, bebek ve çocukların da olduğu yüzlerce yaşam yitimi ve binleri aşan yaralanmalar ülkemizin geldiği durumu gözler önüne sermektedir. Ölü ve yaralı sayısının tam olarak tespit edilememesi, ölenlerin cenazelerinin gördüğü muameleler, “yaşamda kalabilenlerin” ise mahrum bırakıldığı temel hak, hürriyet ve ihtiyaçlar, genel tablo için karamsarlık sunmaktadır. Ülkemizin hukuk düzeni içerisinde yönetilmediğine ilişkin birçok veri günden güne artmaktadır” denildi.

Çatışmalı sürecin bir an geciktirilmeden durdurulması, başta yaşamsal temel haklar olmak üzere ihlallerin durdurulması, yapılan ihlallerin sorumlularının belirlenip adil bir şekilde yargılanması ve sorunların şiddet araçları kullanılmadan çözülmesi için gerekenlerin yapılması talep edilen raporda, şöyle denildi.

“Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Ağustos 2015’ten itibaren başlayan sokağa çıkma yasakları;  7 ilde bulunan 21 ilçede uygulanmıştır. Bu ilçelerde yaşayan toplam nüfus 1,5 Milyondan fazladır. Yasak ilan edilen 11 ilçenin Nüfusu 60.000’den fazladır. 200 binden fazla kişinin yaşadığı ilçe de bile sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Yasak, 15 Ocak 2015 tarihi itibariyle nüfusu 100 binden fazla 3 büyük ilçede devam etmekte Silopi’de ise akşam saat beşten sonra sokağa çıkma yasağı sürmektedir. (Cizre, Silopi, Sur’da 2014 yılı nüfus verilerine göre toplam nüfus 375 binden fazladır.) Bu üç ilçede yasak gün sayısı 50 günü geçmiştir. Sur’da neredeyse kesintisiz yasak gün sayısı 56’dır (17 saat ara verilmiştir yasağa).  Tüm ilçelerde toplam yasak gün sayısı 280’i geçmiştir.  21 ilçede 61 defa ilan edilen sokağa çıkma yasağı, Mardin-Nusaybin’de 7 defa, Diyarbakır Lice-Sur-Silvan’da 6 defa, Şırnak-Cizre’de 4 defa ilan edilmiştir”

YAŞAMINI YİTİREN VE YARALANANLAR

Türkiye genelinde devam eden şiddet ve çatışmalı ortamın, sokağa çıkma yasaklarının olduğu ilçelerde sivil, kamu emekçisi ve güvenlik gücü mensubu yurttaşların yaşamlarını yitirmesine ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğu kaydedilen raporda “Herhangi bir anayasal ve hukuksal dayanağı olmayan ve mülki amirlerin yetkisizliklerine rağmen ilan ettikleri sokağa çıkma yasakları, Türkiye’yi tipik bir Ortadoğu ülkesine çevirmiştir. Neredeyse her gün bir ölüm ve yaralanma olayının yaşandığı sokağa çıkma yasaklarının olduğu ilçelerde yurttaşların can güvenliği büyük bir tehdit altındadır. Ağır silahların, büyük patlayıcıların ve keskin nişancıların neden olduğu sayısız yurttaş ölümü, telafisi mümkün olmayan kayıplara neden olmaktadır. Yaşamını yitiren yurttaşların tümü emekçi halk çocuklarıdır. Bu çatışmalı sürecin derinleşmesi can yitimlerimizi ve yaralanmaları arttıracaktır. Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği 9 ilçede 142’den fazla sivil yurttaş hayatını kaybetmiştir. Yaşamını yitirenlerin içerisinde çocuk olanların sayısı 23’ten fazladır. En temel hak olan yaşam hakkının ağır bir şekilde ihlal edildiği bu çatışmalı süreçte korunmasız sivillerin cenazelerine ilişkin kamuoyuna yansıyan haberler durumun vahametini göstermektedir. Yaralanan sivil yurttaşlara ilişkin verilere erişim çok mümkün değildir” denildi.

KAMU EMEKÇİLERİ

Sokağa çıkma yasaklarının tehdit etmediği herhangi bir nüfus kesimi olmadığı kaydedilen raporda “Birçok yerde hizmet içi eğitim, izin, idari izin ve benzer gerekçelerle çatışmalı alanlardan uzaklaştırılan veya çatışmadan kendi yaşam hakkını güvenceye almak için uzaklaşan kamu görevlileri de tehdit altındadır. Hiçbir kamu hizmetinin yerine getirilemediği süreçte en temel ihtiyaçlar karşılanamamaktadır. Her koşulda görevini yerine getirmeye çalışan Kamu Emekçileri ise bazı yerlerde çatışmaların gölgesinde hizmet sunmaktadır. Örneğin Diyarbakır Sur ilçesinde işe gidip gelirken veya hizmet sunarken yaşam hakkı tehdit edilmekte, gereksiz üst aramalarından geçme, güvenlik güçlerinin hakaretlerine maruz kalınma durumlarının yaşandığı ifade edilmiştir. Sokağa çıkma yasağı olan yerlerde yaşamını yitiren Kamu Emekçileri olmuştur. Aziz Yural, Eyüp Ergen, Şeyhmus Dursun gibi sağlık emekçileri yaşamını yitirmiştir. Birçok Sağlık Emekçisi her gün işe gidip gelirken veya hizmet sunarken yaralanma ve ölüm riski ile yüz yüzedir. Sokağa çıkma yasağının devam ettiği Cizre (4.500’den fazla Kamu Emekçisi çalışmaktadır), Silopi (2.500 fazla Kamu Emekçisi) ve Sur da (2.500 fazla Kamu Emekçisi)  9.500’den fazla Kamu Emekçisinin temel yaşam hakkı tehdit edilmektedir. Diyarbakır Sur ilçesinde sendikamıza bağlı bulunan 4 işyerinde çalışan kamu emekçilerinin işyerlerine gidiş-gelişlerinde zaman zaman çatışmaların ortasında kaldığı, bazen çatışma nedeniyle mesai bitmesine rağmen saatlerce işyerinde kalmak durumunda bırakıldıkları ifade edilmektedir. Ayrıca çalıştıkları işyerlerine SGM ve Adliye binasına ateşli silahlarından çıkan kurşunların  isabet etikleri belirtilmiştir olup can güvenlikleri tehlike altındadır.   Sadece Büro Emekçileri Sendikası’nın sokağa çıkma yasağı uygulanan il ve ilçelerde binlerce üyesinin başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hakkı tehdit altındadır. Çatışmalı sürecin ilk başladığı günlerde Van ve Hakkari gümrüklerinde çalışan ve içerisinde üyelerimizin de bulunulduğu 21 kişi PKK tarafından alıkonulmuştur.İHD,Şırnak Baro ve sendikamızında içinde bulunduğu bir heyetin girişimleri neticesinde kısa bir süre sonra serbest bırakılmaları sağlanmıştır. Sendikamızın Diyarbakır’da 1.230, Hakkari’de 330, Mardin’de 250, Şırnak’ta 158 üyesi, aileleri ve akrabaları bu çatışmalı yaşamın gölgesinde yaşamak durumunda bırakılmaktadır” denildi.

GÜVENLİK GÜÇLERİ

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre sokağa çıkma yasaklarının başladığı dönemde yaşamını yitiren güvenlik güçleri mensubu kişilerin sayısı 2015 yılı içerisinde 190 kişiden fazla olduğu kaydedilen raporda “Yaralanan kişi sayısı ise 480 kişiden daha fazladır. Yaşamını yitirenlerin önemli bir kesiminin 40 yaş altı, üniversite mezunu, çoğunlukla yoksul-emekçi halk çocukları yurttaşlar olduğu görülmektedir. Çatışmalı süreci derinleşmesi, var olan sorunların demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmemesi siviller ve kamu görevlileri gibi güvenlik güçlerinin de yaşamlarının yitimi ile sonuçlanmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Hazırlanan raporun sonuç ve öneriler kısmında ise özetle şu görüşlere yer verildi: “Sokağa çıkma yasakları ölüm ve yaralanma riskini çok yükseltmiş yüzlerce yurttaş yaşamını yitirmiş, binlercesi yaralanmıştır. Telafisi mümkün olmayan  kayıpların bu  yöntemlerle çözülmesi mümkün değildir, tam tersine bu yöntemler var olan sorunları büyütecektir. .  Bu şekilde sokağa çıkma yasağı uygulaması TBMM yoluyla acilen yasaklanmalıdır. Çözüm/müzakere süreci yeniden şeffaf bir şekilde başlatılmalı, yoksul emekçi halkların çocukları ölümlere gönderilmemelidir. Toplumsal ve tarihsel tüm sorunların çözümü için diyalog ve müzakere koşulları hukuki koruma altına alınmalıdır. Gelir dağılımın adaletsiz, işsizlik ve yoksulluğun yoğun olduğu Türkiye’de kamu kaynakları ve bütçe, güvenlikçi politikalara ve silah tüccarlarına heba edilmemelidir. Kamu Emekçilerinin evrensel örgütlenme ve sendikal haklarını kısıtlayanlar hakkında acil tedbir önlemleri alınmalıdır ve bu temel hakkın Anayasal kaynakları pekiştirilmelidir. Kamu Emekçilerine yönelik tüm kayıplar durdurulmalıdır. Silahlı ve ateşli araçların kullanımı hususunda sivil halk göz önünde bulundurularak evrensel ve yerel hukuka uyulmalıdır. Bu hukuka aykırı uygulamalara yol açan mülki amirler görevden el çektirilmelidir. Adil bir şekilde yargılanmalıdır. Bu süreçte medya üzerine getirilen kısıtlamalar acil bir şekilde kaldırılmalıdır. Medya mensuplarının haber alma, haber yapma ve haber yayma özgürlükleri sınırlandırılmamalıdır. Haber yapma görevini yapmaya çalışan gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve diğer saldırılar acilen durdurulmalıdır. Medya kurum ve kuruluşları toplumun haber alma özgürlüğünü taraflı değil objektif bir şekilde sağlamalıdır. Sokağa çıkma yasağı uygulanmış/uygulanan bölgelerde; Yaşamını yitiren veya yaralananlara ilişkin veriler ayrıntılı bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Ölüm nedenleri ve öldürülme şekillerine ilişkin kamuoyu aydınlatılmalıdır. Birçok yurttaşın faili meçhul olarak öldürüldüğü açık olan bu süreçte, ilgili hukuksal takip için gereken özen ve sorumluluk gösterilmelidir. Türkiye’nin bir hukuk devleti olması gerektiği savunulmalı ve Hukuk devleti olduğu ispatlanmalıdır.    Sokağa çıkma yasağı uygulanmış/uygulanan bölgelerde Kamu hizmeti üreten/üretecek olan Kamu Emekçilerine yönelik; İzin, tayin, ve benzeri  kayıpları karşılanmalıdır. Çatışmalı ortam nedeniyle etkili kamu hizmeti veremeyecek Kamu Emekçilerine ise gerekli terapi destekle birlikte uygun izin ve tayin hakları tanınmalıdır. Maaş, ek ödeme ve buna benzer ödemeler geriye dönük kayıpları giderilecek şekilde ödenmelidir. Çatışmalı süreçten etkilenenlere psikolojik destek sunulmalıdır. Göç ve buna benzer nedenlerle ekonomik kaybı olanların kayıpları karşılanmalıdır. Kendisi veya aile mensuplarından herhangi bir kimsenin ihlal edilen eğitim, sağlık ve seyahat özgürlüklerinin gerekleri tazmin edilmelidir. Ödenemeyen kira, fatura, kredi ve benzeri giderlerin ortaya çıkardığı zararlar tazmin edilmelidir. Çatışmalardan kaynaklı evleri, eşyaları ve benzeri hasar görenlerin zararları tazmin edilmelidir. Görevlerinden kopartılanların yeniden göreve başlamadan önce görev yerlerinin çatışma izlerinden arındırılması gereklidir. Göreve çatışma nedeniyle ara verenlere yönelik “hizmet içi eğitim” uygulanmalı ve motive edici düzenlemeler getirilmelidir. Barış talebini dile getiren tüm yurttaşlara yönelik kovuşturma ve soruşturmalar durdurulmalıdır. Sokağa çıkma yasağı uygulanmış/uygulanan bölgelerde tüm yurttaşlara yönelik; Sokağa çıkma yasaklarının sonuçlarını ve yol açtığı maddi zararların bağımsız uzman heyetler tarafından ortaya konulması gereklidir. Çatışmalardan kaynaklanan kent üst/altyapısı, imar düzeni, ulaşım düzeni ve benzeri bozulma ve tahribatlar hızlı bir şekilde giderilmelidir. Kentlerdeki savaş görüntüleri ve kalıntıları ortadan kaldırılmalı, yurttaşların psikolojik, ekonomik ve sosyal maliyetleri  karşılanmalıdır. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle iş yapamayan, hizmet üretemeyen, borçlanan, borçlarını ödeyemeyen esnaf ve tüccarların zararları tazmin edilmelidir. Günlü, süreli ve yapılmaması durumunda cezai tazmin durumuyla karşı karşıya kalınan durumlarda kayıpların tazmin edilmesi gerekmektedir. Çatışmalardan dolayı ortaya çıkan sağlık, eğitim ve benzeri giderlerin hızlı bir şekilde karşılanması gerekmektedir” (Sait BAYRAM) 

BES

82 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort