Dolar : Alış : 3.8323 / Satış : 3.8392
Euro : Alış : 4.5316 / Satış : 4.5398
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir13°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 13806 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

“Sanki ölüme terk edilmişiz!”

23 Şubat 2016 - 793 kez okunmuş
Ana Sayfa » Güncel»“Sanki ölüme terk edilmişiz!”

Sur’da mahsur kaldıkları iddia edilenlerden Tosun ve Abiş aileleri, herkesi harekete geçmeye çağırdı. İki çocuğuyla birlikte bodrumda kaldığını ileri sürülen Remziye Tosun, “Gün boyu kızıl kıyamet alanı, bina üstümüze düştü düşecek” dedi. Aynı bodrumda bir çocuğuyla birlikte kaldığı savunulan Amine Abiş de, “Sanki ölüme terk edilmişiz” diye konuştu

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki yasaklı mahallelerde bir bodrum katında mahsur kaldığı iddia edilen sivil yurttaşlar HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp ile yaptıkları telefon görüşmesinde, “Sur’da katliamın önüne geçmek için halkın harekete geçmeye” çağırdı.  Önceki gün akşam Saat 20: 30’da yapılan ve çocuk seslerinin kesilmediği telefon görüşmelerinde, geçen diyaloglar şu şekilde:

Sibel Yiğitalp: Remziye kendini bana anlatır mısın? Telefonlarınızı düşüremiyorum bana orada olup biteni anlatır mısın?

Remziye Tosun: Burada, resmen cehennem hayatı yaşıyoruz. Burada iki kızımla başka bir komşumla evden çıktık. Savaş Mahallesi’ne kadar geldik. Savaş Mahallesi olup olmadığını tam bilmiyorum. Aile diyor çatışma alanı en yoğun oradadır. Savaş Mahallesi olduğunu tahmin ediyorum. Su yok, bir binanın alt katındayız. Bodrum katındayız. Burada asla çıkmayı cesaret edemem çünkü her tarafta keskin nişancı olduğunu biliyoruz. Gün boyu kızıl kıyamet alanı. Binanın en altı katındayız. Üstü hep havan, bombaatarla yanıyor. Yani bina üstümüze düştü düşecek. (Çocuk sesleri geliyor)

Sibel Yiğitalp: Remziye çocuklar kaç yaşında?

Remziye Tosun: Kızım bir tanesi 10 yaşında, bir tanesi de 20 aylık.

Sibel Yiğitalp: Çocukların ismi nedir?

Remziye Tosun: Şevin Tosun, Beritan Tosun.

Sibel Yiğitalp: Şevin kaç yaşında?

Remziye Tosun: Şevin 10 yaşında (Çocuk sesleri gelmeye devam ediyor)

Sibel Yiğitalp: Diğeri, arkadan gelen çocuk kimin sesi Beritan’ın mı sesi o?

Remziye Tosun: Evet, Beritan’ın sesi (Çocuk sesi gelmeye devam ediyor)

Remziye Tosun: Beritan 20 aylık.

Sibel Yiğitalp: Tamam orada mı otuyorsunuz Remziye? (Çocuk sesleri gelmeye devam ediyor)

Remziye Tosun: Efendim.

Sibel Yiğitalp: Başka yanında kimler var?

Remziye Tosun: Şu an yanımda Emine diye bir arkadaşım var. Komşum, beraber çıktık. Beraber kalıyoruz, 3 aydır burada.

Sibel Yiğitalp: Emine’nin çocukları var mı?

Remziye Tosun: Onun da bir oğlu var.

Sibel Yiğitalp: Onun oğlu kaç yaşında?

Remziye Tosun: 8 yaşında.

Sibel Yiğitalp: İsmi nedir? Bir anlatır mısın? Çocuklarla görüşebilir miyim? Şevindi değil mi? (Çocuk sesleri geliyor)

Remziye Tosun: Emine ile mi?

Sibel Yiğitalp: Yok çocuklarla bir konuşayım. Şevin ile konuşayım. Şevin ile.

Remziye Tosun: Tamam bir dakika. Şevin gel. Şevin gel. (Çocuklar ağlıyor)

Şevin Tosun: Merhaba.

Sibel Yiğitalp: Şevin nasılsın?

Şevin Tosun: Alo.

Sibel Yiğitalp: Şevin nasılsın canım?

Şevin Tosun: Kötüyüm?

Sibel Yiğitalp: Ne oldu Şevincim bana anlatır mısın?

Şevin Tosun: Bombaatar geliyor, havan geliyor, hepimiz korkuyoruz.

Sibel Yiğitalp: Nasılsın? Hasta falan değilsin değil mi? Sağlığın nasıl?

Şevin Tosun: Valla çok kötüyüm. Durumum hiç iyi değil. Hepimizin psikolojisi bozulmuş.

Sibel Yiğitalp: Şevin kaç yaşındasın?

Şevin Tosun: 10 yaşındayım.

Sibel Yiğitalp: Doğum tarihin ne zaman?

Şevin Tosun: Doğum tarihim 23 Şubat 2006 yarın doğum günüm?

Sibel Yiğitalp: Öyle mi?

Şevin Tosun: Evet.

Sibel Yiğitalp: Kardeşin nasıl?

Şevin Tosun: Bağıra bağıra, çağıra çağıra diye anne koş.

Sibel Yiğitalp: Sen nasılsın? Sen korkuyor musun peki?

Şevin Tosun: Çok korkuyorum. Evimize her gün bombaatarlar geliyor. Binaların altında öleceğiz. Kimse bizi bile görmeyecek.

Sibel Yiğitalp: Öyle Allah korusun Şevincim inşallah öyle bir şey olmaz. Şevin annen nasıl?

Şevin Tosun: Annemin de psikolojisi bozulmuş.

Sibel Yiğitalp: Peki soğuk mu? (Çocuk sesleri ve bağırışları geliyor)

Şevin Tosun: Alo.

Sibel Yiğitalp: Soğuk mu diyorum?

Şevin Tosun: Isınamıyoruz. Helikopter sobanın dumanını görünce direk bombaatarlar yağdırıyor evimize. Evime bombaatarla geliyor. Onun için soba yakamıyoruz. Soğuktayız.

Sibel Yiğitalp: Okula gidiyor musun Şevin?

Şevin Tosun: Bizi kurtarıyorsanız kurtarın. Kurtarmıyorsanız ya biz kendimiz öldüreceğiz ya da polisler.

Sibel Yiğitalp: Canım benim canım benim. Tamam Şevincim annene verir misin?

Şevin Tosun: Anne gel hele.

(Şevin’in annesi Remziye telefonu alıyor)

Sibel Yiğitalp: Remziye diğer komşuna da verebilir misin telefona?

Amine Abiş: (Çocuklar sessiz olun) Valla hiç iyi değiliz, hiç iyi değiliz. Tam 3 aydır burada 4 duvar arasındayız.

Sibel Yiğitalp: Senin çocuğun kaç yaşında?

Amine Abiş: Benim oğlum da 7 yaşında.

Sibel Yiğitalp: İsmi nedir?

Amine Abiş: Talat, Talat Abiş?

Sibel Yiğitalp: Senin eşin de orada, yanında mı?

Amine Abiş: Eşim de yanım da oğlum da yanımda. Diğerleri de zaten kaynanamda kalıyor. Bir tane yanımda kaldı. Biz burada kaldık, çıkamadık. Kaldığım yeri bile bilmiyorum. Bombalardan böyle sokağa bile bakamıyorsun. Evler hep üstümüze yıkılıyor. Aşağıya geliyor. Yanıyorlar evler. Durumumuz gerçekten durumumuz hiç iyi değil, durumumuz gerçekten çok zor yaa… Belki anlıyorsun konuşmada bile fark ediyorsan yani hiç iyi değilim ben.

Sibel Yiğitalp: Anladım biliyorum ben.

Amine Abiş: Gerçekten bak inan diyorlar ya ekmek yapmakta zorlanıyoruz.

Sibel Yiğitalp: Var mı yiyecek bir şeyiniz?

Amine Abiş: Şu an şimdiye kadar kimse bize sahip çıkmadı. Kimse sormadı ne yaptınız? Ne yapıyorsunuz ne ediyorsunuz? Yani hiçbir destek, hiçbir bir şey bize gelmedi. Yani burada sanki ölüme terk edilmişiz.

Sibel Yiğitalp: Soba yakabiliyor musunuz?

Amine Abiş: Soba yakıyoruz, yaktığımız gibi duman çıkıyor bombalar yağıyor. Kaldığımız yerde alt kısımda kömür vardı, kömür katıyorduk. Eski bir şeyler falan kattık. Zaten odun da yok. Onu yakmaya çalışıyoruz. Valla diyor ya bu 3 ay gerçekten zor, yani çok zor bilmiyoruz yani.

Sibel Yiğitalp: Tamam tamam. Ben bunları ileteceğim. Söylemek istediğin bir şey var mı Amine?

Amine Abiş: Bizim evler zaten hepsi gitmiş. Biz de başkasının evinde yaşıyoruz. Yiyecek sıkıntısı var, su sıkıntısı var. Elektrik yok diyorlar ya üstümüz başımız kir içinde görünmüyor. Görünmeyecek şekildeyiz yani.

Sibel Yiğitalp: Tamam başka komşulardan kimse var mı? Sivil kimse var mı?

Amine Abiş: Valla önceleri komşu vardı. Şu an onları biz görmüyoruz. Onlar artık nereye gittiler, nasıl oldular, her biri bir yerde kimseyi göremiyoruz. Ben zaten iki arkadaş, iki aile tek buradayız. Beraber iki aile kalıyoruz. İki odada yaşıyoruz. Onun da 2 çocuğu var. Benim de 1 çocuğum yanımda. Ve beraber bir evdeyiz.

Sibel Yiğitalp: Çok yıkılmış mı etrafınız? Nasıl durum yani?

Amine Abiş: Dışarıda hiç sağlam bir yer yok. Her yer yıkık, dökük, yanık. Sağlam bir yer yok, bir şey yok. Daha önce diyorlardı ya etrafında biraz boş evler yiyecek falan alabiliyordun. Şimdi hiçbir şey yok. Yiyecek, giyecek sıkıntısı var. Oğlum zaten üstü başı şey içinde üst yoktur ki ona giydireyim yani? Bir yere çıkamıyoruz yani? Öyle ki zor bir şeye girmişiz ki çıkamıyorsun.

Sibel Yiğitalp: Tamam Aminecim ben anladım seni, ben ararım sizi, ara ara tamam mı?

Amine Abiş: Tamam, bize sahip çıkın yani, diyorlar ya yarın gece bir hava topu atılsa belki burada sabah ölmüşüz de, onu Allah bilir yani. (DİHA)

“Sanki ölüme terk edilmişiz!”

394 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika