Dolar : Alış : 3.5583 / Satış : 3.5647
Euro : Alış : 3.8787 / Satış : 3.8857
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir24°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12513 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Ünsal: “Diyarbakır giderse Türkiye gider”

13 Mart 2016 - 726 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Ünsal: “Diyarbakır giderse Türkiye gider”

İki gün boyunca Diyarbakır’da çeşitli temaslarda bulunan Birleştirici İş Dünyası Konfederasyonu (BİRKONFED) Genel Başkanı Osman Ünsal, temaslarını ve ziyaretlerini yenigün gazetesine değerlendirdi. Diyarbakır’ın Güneydoğu Anadolu’nun dokusuna en güzel temas edilen illerden bir tanesi olduğunu ifade eden Ünsal, “Diyarbakır giderse Türkiye gider, Diyarbakır ağlarsa Türkiye ağlar. Biz bundan sonra kendi topraklarımızda ağlayan gözü yaşlı, çaresiz insanları görmek değil, birbirini sevgiyle kucaklayan, sevgiye, kardeşliğe, hoşgörüye, barışa ve milletine vefaya, ilgiye alakaya kendini teessür hisseden bir toplum görmek istiyoruz” dedi.

İşte Ünsal’ın, çarpıcı röportajının tamamı;

İki günden bu yana Diyarbakır’da bir dizi temaslarda ve ziyaretlerde bulundunuz. Diyarbakır’a geliş amacınızı öğrenebilir miyiz?

“ACILAR PAYLAŞTIKÇA GÜZELDİR”

Son dönemlerde Diyarbakır’ın yaşadığı sıkıntılı süreci yerinde tespit etmek, sorunları yerinde okumak bir sivil toplum kuruluşu olarak sorumluluk addederek, Diyarbakır’a geldik. Tabiki Diyarbakır’ın içinde bulunduğu durumun özellikle son Sur’da yaşanan olaylardan ötürü son derece üzüntülüyüz. Bu sıkıntılarda dolayı Sur’u terk etmek zorunda kalan Diyarbakır’lı kardeşlerimize de tekrar geçmiş olsun diyorum. Allah bu acıyı yaşatmasın. Biz tabiî ki dün Sur’dan göç eden aileleri de ziyaret ettik. Onların dertlerini dinledik. Elimizden geldiği kadar yardımlarda bulunduk. Bu yardımlara devam edeceğiz. Türkiye çekilmek istenen nokta Kürt-Türk çatışmasıdır. Kürt-Türk çatışması bizim lugatımızda yoktur, çünkü biz yıllardan beri, bin yılı aşkın bir tarihten beri Türk-kürt kardeştir. Türk-Kürt kardeşliği buradan bütün Dünyaya göstermeye geldik. Unutmayalım ki acılar paylaştıkça güzeldir. Biz Kürt kardeşlerimiz böyle derin acılar yaşarken, böyle belirsiz kadere terk edilmiş bırakılmışken, bizim İstanbul, Ankara’da rahat nefes alma gibi bir durumumuz olamaz. Çünkü kardeşlik duygumuz buna el vermez.

Bilindiği gibi Diyarbakır son dönemlerde hep olumsuzluklarla gündeme geldi. Ve ister istemez Diyarbakır’da yaşanan olumsuzluklar tüm Türkiye’yi de etkiliyor. Bunu değerlendirebilir misiniz?

DİYARBAKIR’SIZ BİR TÜRKİYE MÜMKÜN DEĞİLDİR

Diyarbakır üstlendiği misyon sebebiyle Güneydoğu Anadolu’nun pilot ilidir. Dolayısıyla Diyarbakır’daki sorun Güneydoğu Anadolu’nun sorunudur. Güneydoğu Anadolu’nun sorunu da Türkiye’nin sorunudur. Türkiye’siz bir Diyarbakır, Diyarbakır’sız bir Türkiye mümkün değil, düşünülemez. Burada baktığımız zaman gerginlik ortamından sonra psikolojik noktada bir çöküş gördük. Derhal bunu rehabilite etmek adına insanlarımızı teselli etmek, toplumumuza güzel şeyler kazandırmak adına bir takım sosyolojik projeler üreteceğiz. Akabinde Ülkede yeniden istikrarın, huzurun sağlanması noktasında bize Sivil toplum kuruluşu olarak düşecek görev neyse bunu yapacağız.

Yaptığınız görüşmelerde, ziyaretler ve temaslarda ne tür mesajlar aldınız?

ÖNCE HUZUR, SONRA EKONOMİ

Özellikle sivil toplum kuruluş temsilcileriyle yaptığımız toplantıdan çıkan sonuç da buydu zaten. Hep bir ağızdan denilen şuydu: Gelin önce huzuru sağlayalım. Sonra ekonomiye can verelim.’ Çünkü esnafın da hali perişan maalesef. Belirsizlikten ötürü. Öncelikle bizim burada huzur ortamı nasıl sağlarız? Buradaki STK’larımızla kanaat önderlerimizle iyi bir çalışma toplantısı düzenleyeceğiz. Daha detaylı olarak. Çünkü Diyarbakır Türkiye tarihinin önemli bir yeridir. Diyarbakır bir kültür ve tarih ilimizdir. Diyarbakır Güneydoğu Anadolu’nun dokusuna en güzel temas edilen illerden bir tanesidir. Diyarbakır giderse Türkiye gider, Diyarbakır ağlarsa Türkiye ağlar. Biz bundan sonra kendi topraklarımızda ağlayan gözüyaşlı, çaresiz insanları görmek değil, birbirini sevgiyle kucaklayan, sevgiye, kardeşliğe, hoşgörüye, barışa ve milletine vefaya, ilgiye alakaya kendini teesür hisseden bir toplum görmek istiyoruz.

Ekonomik olarak sorunların çözümü için Hükümet nezdinde bir girişiminiz olacak mı?

Tabi ki olacak. Şuanda Özellikle buradaki esnafları rahatlatacak bir takım paketleri biz hükümete sunacağız. Bunlar nedir? Şuan vergi ile alakalı, işsizlik ve işsizliğe bağlı iş sıkıntıları da var. Esnaflarımızda ve işadamlarımızda. Bir vergi indirimi olabilir. Teşvikler en azından Doğu bölgesinden Diyarbakır’a aktarılabilir. Projeler yapılabilir. Gençlerimizin özellikle sorunlarını dinledik. Şuan gençlerimizin çoğu işsiz. Onları tekrar topluma kazandırmak ve kafaları bulandıracak mihraklardan uzak tutmak için onları kesinlikle bir iş teşvik projesi hazırlamayı düşünüyoruz. Özellikle bu süreçten sonra bu huzur ortamı sağlandıktan sonra Diyarbakır’ı tarih mirası şehri olarak Dünya’ya tanıtmak ve bütün turistleri Diyarbakır’a çekerek bütün esnaflarımızı bundan faydalandırmak istiyoruz.

Sur’un tarihi ve kültürel varlıklarının açığa çıkması için ne tür katkılarda bulunacaksınız? Özellikle tarihi ve kültürel varlıkların onarımına ne tür katkılarınız olacak?

Tabiki derin bir tarihi olan Diyarbakır’ın bu çatışmalardan zarar görmüş bölgelerini onarmamak bizim ayıbımız olur. Çünkü Diyarbakır denilince tarih denilir, kültür denilir. Biz eğer tarihine, kültürüne sahip çıkamazsak, bunca yıllık kardeşlik duygularını burada savunamayız. Öncelikle bizim tarihsel duygularımızı pekiştiren kültür varlıklarını korumaya ihtiyacımız var. Bu anlamda gereken neyse yapılacaktır. Sayın Başbakanımızın tabiî ki Toledo’yu benzer bir mimari kuracağız demesi, bizi umutlandırmıştır. Güzel bir çalışmadır. Destek verilmesi gerekir. Ama şunu da unutmamak gerekir. Türkiye’de terörün yarattığı bir takım tahribatlar var. Bunlar onarılmadan, bunlar sarılmadan, buradaki mücadele tamamen bitirilmeden burada bir şey yapma şansı yoktur. Öncelikle temizlenme sürecinde devletin arkasında durmalıyız.

SUR’DAKİ VATANDAŞLARI BAĞRIMIZA BASMALIYIZ

Sur’dan çıkarılan vatandaşları kucaklayıp bağrımıza basmalıyız. Onların yaralarını sarmalıyız. Çünkü biz yaralarımızı sararsak, zor günde kardeşliğimizi gösterirsek, bütün Dünyaya Kürt-Türk kardeşliğini gösterebiliriz. Öbür türlü söylemlerle bunu yaparsak, çok da karşılık görmeyecektir. Biz İstanbul, Ankara, İzmir ve Kayseri gibi çeşitli illerdeki temsilcilerimizle birlikte geldik. Bunlar arasında ilk defa Diyarbakır’ı görenler oldu. Özellikle basın mensuplarına da buradan seslenmek istiyorum. Diyarbakır’ı olandan başka göstermeyin. Diyarbakır gelinecek bir şehir. Gecenin birinde çok rahat, korumasız, tek başıma sokaklarda dolaştım, gezdim. Kimse bizi roketle, topla, tüfekle, önümüzü kesmedi. Böyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

HEP BİRLİKTE ALGIYI DEĞİŞTİRELİM

Özellikle Diyarbakır halkımıza bu konuda sesleniyorum; lütfen buradaki algıyı değiştirin, yıkın. Bu istismarı basın mensuplarına fırsat vermeyin. Diyarbakır’ı bir savaş ve harabe şehri gibi gösteren zihniyetleri burada barındırmayın. Çünkü Diyarbakır böyle bir şehir değil. Rahatlıkla ve güvenle gezilebilecek bir şehir. Ayrıca bütün STK’ları da Diyarbakır’a gelmeye, buradaki saçları okşamaya, elleri tutmaya, buradaki kardeşlerine destek vermeye davet ediyorum. (Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

BİRKONFED (1)

164 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika