Dolar : Alış : 3.8323 / Satış : 3.8392
Euro : Alış : 4.5316 / Satış : 4.5398
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir14°CSisli

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 13806 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Yılmaz: Terör ekonomiye de, demokrasiye de zarar veriyor

17 Eylül 2015 - 423 kez okunmuş
Ana Sayfa » Siyaset»Yılmaz: Terör ekonomiye de, demokrasiye de zarar veriyor

Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NTV’de ‘Özel Röportaj’ programında soruları yanıtladı.

Çok acı hadiseler yaşadıklarının altını çizen Başbakan Yardımcısı Yılmaz, “Terörden başlayacak olursak, öncelikle tabii şehitlerimiz var, son dönemlerde gerçekten çok acı hadiseler yaşadık. Ben bir kez daha şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınları başta olmak üzere tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Böyle haberleri almadığımız günleri temenni ediyorum tekrar. Maalesef terör son dönemlerde önemli oranlarda bir ivme kazandı. Burada tabii bölgemizde Suriye başta olmak üzere yaşanan gelişmelerin de bize etkileri var, diğer taraftan başka faktörler de tartışılabilir” dedi.

TERÖR EKONOMİYİ DE DEMOKRASİYE DE ZARAR VERİYOR

Terörün zamanda doğrudan ve dolaylı maalesef ekonomiye de, demokrasiye de zararlar verdiğini işaret eden Yılmaz, “Ben hep şunun altını çiziyorum: Terör demokrasinin de düşmanıdır, kalkınmanın da düşmanıdır. Terörün olduğu bir ortamda insanlar bir defa özgürlüklerini yaşayamazlar. Yani çoluk çocuğuyla çıkıp sokaklarda dolaşmaktan çıkıp işte başka birtakım sosyal faaliyetlere kadar hayatı daraltır bir defa terör. Diğer taraftan iş ve yatırım ortamını kötüleştirir. Özellikle de terörün yaşandığı bölge için bu geçerli. Tüm ülkemize bu anlamda bir maliyeti var ama, en büyük maliyet de Doğu’da, Güneydoğu’da yaşayan insanımız için. Oradaki sorunumuz Ahmet Bey, daha fazla gencimize iş bulmak, yoksulluğu ortadan kaldırmak, daha üretken bir toplum yapısı oluşturmak. Bu amaçla işte eğitime yatırım yapıyoruz, havalimanları yapıyoruz, sağlığa yatırım yapıyoruz, gümrük kapılarını iyileştiriyoruz, teşvik politikalarımızla üretime, yatırıma destekler veriyoruz. Ama terör bütün bu çalışmalara maalesef darbe vuruyor. Bunu da çok özellikle yaptığını da görüyoruz, işte gümrük kapılarına saldırıyorlar örneğin. Ne olacak, yani o kapıdan kim ticaret yapıyor? O bölgede yaşayan insanlar. Ve o ticaret nereye kaymış oluyor? Belki başka ülkelere gidiyor. Dolayısıyla bir taraftan da yatırımlar, bakın nispi olarak bu huzuru birkaç yıl yaşadık. Bu dönemde Şanlıurfa’da üçüncü organizeden bahsetmeye başladık, Gaziantep zaten beşinci, altıncı organizelerden bahsediyor, Batman ikinci organizeyi talep etmeye başladı, birçok ilimiz aynı durumda. Ama ne oldu terör ortamında?” dedi.

YATIRIMCILAR TERÖRDEN ŞİKAYETÇİ

Geçen gün bütün Doğu-Güneydoğu ticaret sanayi odası başkanları ile basına kapalı yaptığı toplantıda, hepsini tek tek dinlediğini ifade eden Başbakan Yardımcısı Yılmaz, “Hepsi çok şikayetçi, hepsi terörün, görüşleri ne olursa olsun, siyasi anlayışları ne olursa olsun hepsi şunu hayatlarından görüyorlar: Terör gerçekten adeta bu bölgemizin kanını emiyor, bütün kaynaklarına büyük bir darbe vuruyor ve bu uzadıkça orada yaşayan gençlerimiz, yoksullarımız, çiftçilerimiz, çalışanlarımız, hepsi zarar görüyor. Bırakın bölgeye sermayenin gitmesini, bölgeden sermayenin başka bölgelere kaçması ortaya çıkıyor. Bütün bunlar bir maliyet ve buna karşı da işte bugün yapılacak yürüyüşler, teröre hayır mitingleri çok çok önemli. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, anlayışımız ne olursa olsun, bakın 30 yıldır biz bu tecrübeyi yaşıyoruz, ağır kayıplarını yaşıyoruz. Bu topraklarda yaşayan hiç kimseye terörün faydası yok. Ne Türk’e, ne Kürt’e, ne Arap’a, ne Laz’a, ne Çerkez’e, hiçbirimize faydası yok ve hep birlikte buna tepkimizi net ve açık bir şekilde göstermeliyiz” diye konuştu.

Tam da bu noktada şunu sormak istiyorum. Terör olaylarını ya da bu sözünü ettiğiniz tabloyu tersine çevirmek için bir yeni yol haritası, yeni yol çizebilecek bir durum var mı? Özellikle HDP kanadından gelen çözüm yolu müzakeredir, barış masası devrilmiş de olsa düzeltmek elimizdedir açıklaması var, masa yeniden kurulabilir mi?

ÖRGÜT SİLAHLANMA YOLUNA GİTTİ

Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Hiç kimsenin algı operasyonlarıyla, yalan-yanlış bilgilerle halkı atlatmaması gerektiğine değinerek, şöyle dedi:“Maalesef örgüt geçtiğimiz dönemde çözüm sürecinin ruhuna aykırı bir şekilde dağdan insanların inmesi yerine, daha fazla insanın dağa çıkması için gayret sarf etti. Silahları yurt dışına çıkarmak yerine tam aksine daha fazla silahlanma yoluna gitti, bunları hep birlikte gördük. Dolayısıyla hiç kimse bu seçimlerle, şununla-bununla bunun bağlantısını kurmasın. Epeyi bir süredir maalesef çözüm sürecinin ruhundan, özünden ayrıldığını görüyoruz. Burada tabii Suriye’deki ortam başta olmak üzere birtakım faktörlerin, terör örgütünü bir araç olarak kullanmaya çalışan birtakım güçlerin etkilerini de hep birlikte biliyoruz.

KAMU DÜZENİ SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ

Şimdi bu noktada Hükümet olarak biz şunu söylüyoruz:  Bir; kamu düzenini sağlamak zorundayız. Bir devletin, bir hükümetin en temel vazifesi vatandaşın emniyetini, huzurunu sağlamaktır, bunun için ne gerekiyorsa yapacağız, yapmaya devam edeceğiz, bu bizim birinci vazifemiz. Bakın devletin güvenliğinden bahsetmiyorum, vatandaşın emniyetinden, güvenliğinden bahsediyorum. Vatandaşın seyahat özgürlüğü, vatandaşın yaşam özgürlüğü, vatandaşın iş yapma özgürlüğü, biz bunları yapmak durumundayız. Kamu düzenini tam manasıyla tesis etmek durumundayız. Bir şehrin içine silahlı birtakım unsurlar girmişse, sivil vatandaşlarımızın hayatını çok farklı bir noktaya taşımızsa, biz ona müdahale etmek durumundayız. Kamu düzenini sağlayacağız, buradan hiçbir şekilde geri adım atamayız. Ama aynı zamanda demokratik kazanımlarımızı koruyacağız ve geliştireceğiz. Bu da, terörle ilgili bir hadise değildir. Terör olsun-olmasın, bizim vatandaşımızın hakkı-hukuku varsa buna sonuna kadar sahip çıkacağız ve burada da muhatabımız 78 milyondur, bütün vatandaşlarımızdır. Türkiye, hem kamu düzenini sağlayacak, hem de demokratikleşmesine devam edecek inşallah”

TÜSİAD Başkanının da demokratikleşme çabalarına her durumda ara vermeden devam etmek yönünde bir mesajı oldu. Ayrıştırıcı söylemden uzak durulması gibi tüm siyasi çevrelere bir mesajı oldu. Yine bunun yanı sıra iş dünyasının son dönemde tedirgin olduğunu ifade ettiği gelişmelere değindi. Bu açıklamalar çerçevesinde bir değerlendirmeniz ne olur?

DEMOKRATİKLEŞME KONUSUNUN ALTINI HEP ÇİZİYORUZ

Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Demokratikleşme konusunun altını hep çizdiklerini ifade ederek, “Bakın son 13 yılda Türkiye şunu başardı: Ekonomisini büyütürken demokrasisini geliştirdi ve sosyal politikalarını güçlendirdi, üçünü aynı anda gerçekleştirdi; Türkiye’nin başarısı da burada zaten. Ve bunlar arasında da bir olumlu ilişki var, bunu biz yaşayarak gördük Türkiye’de son 13 yılda. Aynı şekilde de inşallah devam edecek bu demokratikleşme süreci.  Diğer taraftan, birtakım mücadeleleri de yapmak durumundayız ama, onu da iş dünyasının görmesi gerekiyor. Şimdi yargı içinde bir paralel yapı varsa ve o paralel yapılanma iş dünyasını da tehdit ediyorsa, siyaseti de tehdit ediyorsa, bununla mücadele etmek de bir hukuk devletinin görevidir. Öyle bir yapı devam etsin gitsin diye hiç kimse bakamaz. Ha bunun doğurduğu birtakım sıkıntılar, sorunlar olabilir, ama bunu aşan bir Türkiye’nin ben çok daha güçlü bir hukuk devleti olarak yoluna devam edeceğine inanıyorum. Bu bir topyekun mücadele. Ve burada iş dünyasının da buna destek vermesi lazım. Bakın Türkiye geçmişte maalesef yargının siyasi amaçlarla veya ekonomik amaçlarla kullanımına şahitlik etti, bunları aşmak durumundayız. Ha tek tek bireysel meseleler ayrı, tabii o yargının konusu, yargının kararları, süreçleri, bir yerde bir hata, eksiklik varsa üst mahkemeler var vesaire, ben o konuda bir yorum yapmak istemem. Ama biz geçmişte şunu gördük, gözlerimizi kapatmayalım: Belli bir grup yargı mensubu yargı hiyerarşisi dışında yapılar kanalıyla kararlar aldılar ve çok siyasal bir hamle içine girdiler. Şimdi bunu görmeden, bunu düzeltmeden Türkiye demokratik hukuk devleti olabilir mi? Kim yaparsa yapsın, hangi amaçla yaparsa yapsın yani şu gerekçeyle veya bu gerekçeyle bizim objektif bir yargıya ihtiyacımız var. Hiçbir siyasi görüşe alet olmayan tamamen hukuk mantığı içinde işleyen bir adalet sistemine ihtiyacımız var. Geçmişte bazı rejim kaygılarıyla adalet düzenimiz maalesef arzu ettiğimiz şekilde işlemiyordu, son yıllarda işte paralel yapı tartışmalarıyla bunu yaşadık, şimdi biz gerçek anlamda bir hukuk ve adalet düzeni talep ediyoruz ve bu yönde de bir stratejimiz, eylem planımız var, Adalet Bakanımız, Başbakanımız ilan etti gelin hep birlikte bu adalet reformuna destek olalım ve çok daha güçlü bir adalet sistemini hep birlikte objektif, tarafsız, bağımsız bir sistemi inşa edelim”

1 Kasım seçimleri sonrasında da oy dağılımı 7 Haziran sonrasına benzer olursa ekonomi ve yatırımlar nasıl etkilenir, piyasalara, yatırımcıya böyle bir durumda nasıl bir hikaye sunmak lazım?

ENDİŞELİ BİR DURUM TABLO GÖRMÜYORUM

Kendisini endişeli bir durum ve tablo hiç görmediğine işaret eden Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bir defa çok kısa bir süre içinde Türkiye tekrar seçime gidiyor böyle çok uzun bir belirsizlik dönemi yaşamayacağız. İşte bu 1,5 ay civarında bir süre 1,5 ay bile kalmadı şimdi bu günden sayarsanız böyle bir süreden 6 haftalık bir süreden bahsediyoruz. Bu 6 hafta süre demokratik bir ülkeyiz biz, seçimler demokratik ülkelerde bazı ülkelerin birkaç defa seçim yaptığını hep birlikte gördük geçtiğimiz dönemlerde bu Türkiye’ye özgü bir hadisede değil. Zaman zaman demokrasilerde bu tür şeyler yaşanabilir, biz bunu böyle çok abartmak durumunda da değiliz. Keşke dediğiniz gibi şey olabilseydi 7 Haziran’dan sonra hızlı bir şekilde bir hükümet kurulabilseydi. Bunun için gayretler sarf edildi, görüşmeler yapıldı ben onların boşa gittiğini de düşünmüyorum, partiler arası diyalog son derece olumlu görüşmelerde oldu, ama şu veya bu sebeple işte belli konularda anlaşmazlıklar olmadı. Şimdi vatandaşın hakemliğine gideceğiz, 1 Kasım’da vatandaş son sözünü söyleyecek, yani nasıl bir tablo istediğini vatandaşımız özgür iradesiyle sandığa gidip yansıtacak ve ondan sonra da siyasi belirsizlik biteceği gibi 4 yıl boyunca Türkiye’de bir seçim olmayacak, 2019’a kadar ne bir yerel seçim, ne bir genel seçim dolayısıyla seçimleri özleyeceğimiz bir döneme gireceğiz inşallah. O dönem Türkiye içinde bir fırsat penceresi, bakın altın değerinde yıllar. Biz bazı gereksiz tartışmaları bir tarafa bırakıp 1 Kasım’a odaklanmalıyız ve halkımızın önüne bu gelecek perspektifini koymalıyız. Birtakım kısır tartışmalar içinde boğulmak yerine Türkiye bakın dünya zor bir dönemden geçiyor coğrafyamızda, çevremizde Irak, Suriye, Ukrayna bizim elimizde olmayan birçok olumsuz jeopolitik gelişmeler var, içeride az önce bahsettik terör tehditleri var bu ortamda siyasi istikrar eskisinden de çok daha önemli hale gelmiş durumda ve inşallah Türkiye 1 Kasım’da siyasi istikrarını koruyan bir ülke olarak, belirsizliklerinde azaldığı bir ortamda çok daha güçlü bir ekonomik perspektifle ve gelecek vizyonuyla 2016’ya girecek bu da çok olumlu bir durum, ben bunu hiç de olumsuz bir tablo olarak görmüyorum. Türkiye 1 Kasım’dan sonra çok daha olumlu bir perspektifle girecek ve seçeneklerimizde çok fazla değil aslında teorik olarak hani bir belirsizlik diyoruz ama, çok büyük bir belirsizlik de değil aslında sonuçta birkaç ay önce bir seçim yaşadık, şimdi vatandaşımız son sözünü söyleyecek, ondan sonra ya tek başına bir hükümet diyecek, güçlü bir hükümetle, tek başına siyasi istikrarla gidelim diyecek veya farklı bir tablo tercih edilecek, bunlar aşağı yukarı belli. Dolayısıyla vatandaş son sözünü söyleyecek biz de demokrasilerde efendi vatandaştır, seçmendir o ne derse o yolda devam edeceğiz” dedi.

Şimdi seçim beyannamesine yönelik aslında biraz mesajlar gelmeye başladı yine ekonomi ağırlıklı olacağı, sosyal kesimlere yönelik taahhütlerin olacağı açıklamaları var. Emekliler başta olmak üzere sizden beklenen haberler var, çünkü son dönemde yine bir emekli maaşlarına yönelik bir iyileştirme haberi dolaşmaya başladı, ne yapacaksınız emekliler için?

Yılmaz, 1 Kasım’da bir seçim beyannamelerinin olduğunu belirterek, “Bizim çok kapsamlı o temel politika çerçevesi olarak geçerliliğini koruyor. Birkaç ayda her şey değişmedi malum, ama bir taraftan da dünyada ve Türkiye’deki değişimler ve vatandaşımızın talepleri, bu 7 Haziran’dan çıkardığımız bazı sonuçlarla birlikte seçim beyannamemizi güncellemiş olacağız, bunu vatandaşımızla paylaşmış olacak o henüz tabii bitmiş bir çalışma değil, o bittiğinde Başbakanımız paylaşacak. Emekliler konusuna gelince tabii bu çalışmalar yapılırken sosyal kesimlerin beklentileri bizim için son derece önemli elbette. Makro dengelerimizi bozmadan, makro dengelerimiz içinde, makro politikalarımızla tutarlı bir şekilde sosyal kesimlerin beklentilerine de maksimum düzeyde inşallah cevap oluşturan bir perspektifimiz olacak. Burada emekliler konusuyla ilgili şunu ifade edebilirim: 7 Haziran seçimlerinden önce biz konuşmadık, yaptık, yani belli bir oranda zaten adımlar attık, kanuni bir düzenleme yaptık biliyorsunuz. 1000 liranın altında maaşı olan emeklilerimize yıllık 1200 lira seyyanen bir artış yaptık normal artışın ötesinde. 1000 ile 1100 arasını 1100’e tamamladık, diğer kesimlerde de normal artışları gerçekleştirdik. Ancak Başbakanımız seçimden önce yani 7 Haziran’dan önce Diyarbakır’a geldiği zaman orada bir açıklama yapmıştı, yani biz bunları bu adımları attık ama bu seyyanen artışlardan istifade etmeyen kesimlere dönük olarak da hepsini kapsama alan yeni bir çalışma yapacağız demişti, yani bu ta o tarihte söylendi. Doğrusu seçimlerden önce, seçimlerden sonra da belli ortamlarda Başbakanımız bunu teyyiden yine konuşmalar yaptı. Bu çerçevede biz de hazırlıklarımızı yapıyoruz yani ama burada düzenleme ihtiyacı var. Yani şu an Meclis çalışıyor olsa şimdi yapılırdı bu düzenlemeler, ama teknik olarak bunu yapmanız mümkün değil, çünkü Meclis’in kanun çıkarması lazım bu iş için. Dolayısıyla yeni Meclis’imizi bekleyerek bu düzenlemeleri inşallah gerçekleştireceğiz. Buradaki temel perspektifimizde bu artışlardan faydalanamayan kesimleri faydalandırmak. Memurlarla ilgili düzenleme gerekmiyordu biliyorsunuz toplu sözleşme görüşmelerinde o adımları da attık 3 milyona yakın memur emeklimizde o artışlardan faydalandı, geri kalan kesimlerle ilgili de aynı çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

Dışarıda da aslında Türkiye’yi de etkileyecek önemli başlıklar var örneğin, bugün akşam itibariyle beklediğimiz bir FED kararı var siz ne bekliyorsunuz, tahmininiz ne, FED’in nasıl bir adım bekliyorsunuz ve Türkiye’ye etkisi ne olur?

Bugünlerde dünyada tartışılan üç konu olduğunu vurgulayan Başbakan Yardımcısı Yılmaz, şöyle konuştu:

“Birincisi FED kararları, ikincisi Çin’in yavaşlaması, üçüncüsü de petrol dahil olmak üzere emtia fiyatlarındaki gelişmeler bu üçü dünya ekonomisinin bugünkü durumunu aşağı yukarı tarif ediyor. FED uzun süredir gündemde, yani FED’in ne yapacağını aşağı yukarı biliyoruz, ama ne zaman, ne kadar yapacağı konusu bir anlamda önemli sorun. Burada büyük oranda da aslında fiyatlara yansıtılmış durumda, fiyatlanmış durumda FED’in bu yeni politikası. Ama tabii ki bir karar devreye girdiğinde ilave etkileri de söz konusu olabilir, bunu hep birlikte göreceğiz. Yalnız şunu rahatlıkla söyleyebilirim: G-20’nin Dönem Başkanlığını yaptık biliyorsunuz oradaki tartışmalardan da, diğer platformlardan da şunu rahatlıkla ifade edebilirim: FED bu normalleşmeye ani bir şekilde geçmeyecek. Zamana yayılmış, küçük küçük değişimlerle farklı bir düzleme geçecek. Aşırı genişlemeci bir politikadan, sıkı bir politikaya geçmeyecek, aşırı bir genişlemeden, genişlemeci bir politikaya geçmiş olacak, yani bunu görmemiz lazım, yine aslında ekonomiyi destekleyici bir pozisyonunu koruyacak. Özellikle küresel piyasalardan dolayı bunu yapma eğilimi var Amerikan ekonomisi bir miktar toparlamış durumda ama küresel piyasalardan dolayı FED’in daha ihtiyatlı bir şekilde konuya yaklaştığını biliyoruz, ama sonucu bugün hep birlikte görmüş olacağız. Hak ettiğinden daha fazla bir endişe kaynağı olmamalı bunlar, maalesef bazen bu tür kararların kendisi bir belirsizlik kaynağı haline dönüşebiliyor. G-20’de de bu anlamda şunun altı çizildi: Daha güçlü bir iletişim stratejisiyle bu belirsizliklerin azaltılması gerekiyor.

Yine bizim açımızdan yarın önemli, Fitch Türkiye için bir kredi notu açıklayacak, beklenti o yönde. Ne dersiniz, nasıl bir tablo çizerler Türkiye için.

Şimdi Türkiye bakın bütün bu küresel finansal piyasalardaki çalkalanmaya rağmen bölgemizdeki jeopolitik olumsuzluklara rağmen, birtakım farklı gelişmekte olan dünyaya ilişkin birtakım genel küresel düzeyde yine bazı sorunlara rağmen ilk 6 ayda yüzde 3.1 büyümeyi başardı. Enflasyonumuz döviz kurundaki artışın olumsuz etiklerine rağmen tek haneli rakamlarda devam ediyor. Daha geçen bütçemiz açıkladı ilk 8 ayı Maliye Bakanımız…

BÜTÇE AÇISINDAN TÜRKİYE BİRÇOK ÜLKEYİ KISKANDIRACAK PERFORMANS SERGİLİYOR

Bütçe açısından Türkiye gerçekten birçok ülkeyi kıskandıracak bir performans sergiliyor. Bütün bunlar istihdama baktığınız zaman yine son bir rakam TÜİK açıklandı biliyorsunuz. İstihdamda da rakamı tam söyleyeyim 675 bin yeni istihdam oluşturdu ekonomimiz. Yani bütün bunlarla baktığınız zaman Türkiye gerçekten iyi bir yolda 1 Kasım’la birlikte siyasi belirsizlikler azalacak. Avrupa Birliği bizim temel ihraç pazarımızda bir toparlanma var ve bu Türkiye açısından son derece olumlu bir haber. Ağustos’ta ihracatımıza bunun yansımalarını görüyoruz ve yılın geri kalan kısmında da inşallah Avrupa pazarı başta olmak üzere ihracat perspektifimiz olumlu yönde etkilenmiş olacak. Diğer taraftan, yine Türkiye para ve maliye politikaları dışında çok güçlü bir yapısal reform gündemine sahip bir ülke ve az önce bahsettiğim gibi önümüzdeki dört yılda bu reformları peyderpey hayata geçirecek bir konuma sahip. Bütün bunlarla baktığımda ben doğrusu olumlu bir perspektif görüyorum. Fitch’in kararında çok doğru bir değişiklik beklemiyorum açıkçası ama tabii kendi değerlendirmeleri. Daha ziyade bu değerlendirmelerin seçim sonrasında ve orta vadeyi daha net bir şekilde gördükten sonra yapacaklarını tahmin ediyorum”

cevdet-yilmaz

206 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika