Dolar : Alış : 3.5090 / Satış : 3.5153
Euro : Alış : 4.1775 / Satış : 4.1851
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir35°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13265 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Doğal antibiyotik: Paça

01 Şubat 2017 - 1.121 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Doğal antibiyotik: Paça

Diyarbakır’da ciğerden sonra en çok tüketilen yemeklerin başında gelen Paça Çorbası (Kelle Paça), 7’den 70’e herkes tarafından büyük ilgi görüyor. Sabahın erken saatlerinde ustaların büyük özverili çalışmaları sonucu hazırlanan paça çorbası, genellikle sabah kahvaltılarında ve gece geç saatlerde tüketiliyor. Kış mevsimde daha fazla rağbet gören doğal şifa kaynağı Paça Çorbası, uzmanlar tarafından da öneriliyor. Asırlardır yenilen bir yemek olan paça çorbası, “doğal antibiyotik” olarak ta kabul ediliyor

Küçükbaş ve büyükbaş hayvanların kelle ve ayaklarının temizlenerek bir araya getirildiği kelle paça çorbası kimilerini görüntüsünden dolayı şoka uğratırken kimilerinin ise vazgeçemediği bir çorba türü. Özellikle sarhoşların ayılmak için panzehir olarak gördükleri kelle paça çorbasının birçok yararı da var. Kolestrol açısından değeri yüksek olan bu çorbayı gelişim dönemindeki çocukların içmesini öneriyor doktorlar. Merkez Bağlar ilçesi İskanevleri semtinde 20 yıla yakın bir süredir kelle paça lokantası işleten Aziz Ekinci, kent sakinlerinin kelle paçaya uzun yıllardır ilgi gösterdiğini vurgularken, Cihan Üşen ise bölge insanı için kelle paçanın vazgeçilmez olduğunu söylüyor. Ufuk Kaplan da kelle paçayı ilk yediği zamanlarda vampir gibi hissettiği fakat daha sonra kelle paçayı çok sevdiğini belirtti.

 “KUZUDAN PAÇA YAPIYORUZ”

Kelle paça çorbasını yapmanın büyük bir emek istediğini belirten Kelle paça lokantası işletmecisi Aziz Ekinci, “Kelle paça Diyarbakır’ın meşhur yemeklerindendir. Buna kibe bumbarı da ekleyebiliriz. Ben 15 yılı aşkındır kelle paça müessesi işletiyorum. Genellikle kuzudan paça yapıyoruz. Kent sakinlerinin kelle paçaya her dönemde ilgi gösterdiğini söyleyebilirim. Ben araştırdığım kadarı ile kelle paça bize burada yaşayan Ermenilerden gelen bir yemek çeşidi olduğunu biliyorum. Kelle paçayı yapmak çok zahmetli bir iş olduğu için İnsanlar genellikle dışarıda yemeyi tercih ediyor. Biz uzun yıllardır bu işi yapıyoruz. Babam 40 yılı aşkın bir süredir lokanta kültürünün içinde ve bu işin bütün püf noktalarını biliyor. Bu yüzden olsa gerek insanlar yaptığımız kelle paça çorbasına yoğun ilgi gösteriyor. Kelle paça çorbasını yapmak gerçekten büyük bir emek ve beceri istiyor. Çünkü kelle paça çorbasını yapmadan önce çok iyi bir şekilde temizleyip kıvamında haşlamak çok önemli. Bu yüzdendir ki her yerde yenmiyor bu güzel yemek” diye konuştu.

TURİSTLER DE BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR”

Diyarbakır’a gelen yerli turistlerinde paçaya ilgi gösterdiğini söyleyen Ekinci, “Biz yoğunluğu en çok geceleri yaşıyoruz. Saat gece yarısına yakın çiftler ve yerli turistler paça içmeye geliyor. Saatler şafağa doğru evrildiği Zamanda ise genellikle taksiciler ve özellikle sarhoşlar kelle paça yemeye geliyor. Batı diye tabir ettiğimiz bölgelerde kelle paça buradaki kadar yoğun tüketilmese de Diyarbakır’a gelen birçok yerli turistin kelle paça yemeye geldiğini söyleyebilirim. Kelle paçanın çeşitli faydaları da vardır. Mesela kuzunun ayak kısmı paçada kullanılıyor. Kuzunun ayağındaki kıkırdak ve ilik ilaç görevi görüyor adeta. Bir tarafında kırık olan hastalara çok şifalı olduğunu söyleyebilirim” dedi.

“KELLE PAÇA BİR KÜLTÜRDÜR”

Kelle paçayı genellikle Kürtler’in tükettiğini söyleyen Cihan Üşen, “Her şeyden önce kelle paça bir yemek türü olmaktan öte kültürel bir değerdir. Özellikle bölge insanımızın mutlak vazgeçilmezlerindendir. Hangi sınıfa tabi olursa olsun her kesimin sofralarından eksik olmaz. Eve gelen misafirlere bir kıymet göstergesidir. Bu geleneği kendi hayatımdan bir örnekle pekiştirmek isterim. Dedemlerde piştiği zaman ailenin her kesimi davet edilir. Böylelikle tencerede pişen bir yemek türü sıcak sohbetlerin lezzeti olur. Her yaşta insanı aynı sofra etrafında toplar. İşin bu boyutu aslında kelle paça veya yenilen diğer hayvansal bölgelerin bir vahşilik boyutu değil bir geleneksel boyutunun olduğunu gösterir. Bunların yanında besin değeri açısından yüksek bir yere sahip olduğunu belirtmekte fayda var. Bir besin zinciri olan ve yaşamanın temel taşını oluşturan bu halka bir vahşilik değir bana göre bir gerekliliktir. Bende yıllardır severek kelle paça yiyorum. Sanırım kelle paçayı Kürtler genellikle tüketiyor. Batıya gittiğimde oralarda kelle paça kültürünün pek yığın olduğunu görmedim” ifadelerini kullandı.

“İLK YEDİĞİMDE VAMPİR GİBİ HİSSETTİM”

Kelle paçaya ilk olarak önyargılı yaklaştığını fakat şu an paça hastası olduğunu belirten Ufuk Kaplan, “Ben kelle paçaya ilk gördüğüm zamanlar hep mesafeli yaklaştım ve yemedim. Hatta birgün annem kelle paça yapmıştı ve akrabalarımızı da çağırmıştık. Ailece kalabalık bir şekilde kelle paça yerken ansızın kafamı kaldırıp gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Biri göz yiyordu, bira ayağın etini yiyordu, birisi hayvanın dilini yemeye çalışıyordu. En sonunda da babamın kuzunun kellesini kırıp beynini çıkardığını gördüm. Şoka uğramıştım adeta. Aman tanrım neler oluyor diye sordum kendime. Bir an vampir gibi hissettim kendimi. Tabi sonra yedikçe tadının çok güzel olduğunu gördüm. Birde kelle paçanın birçok faydasının olduğunu biliyorum. Kilo problemi olanlara iyi geliyormuş. Yani ilk olarak paçaya önyargılı yaklaştım fakat şimdi kelle paça hastası olduğumu söyleyebilirim” şeklinde konuştu.

(Mehmet Uğur ÇAKIL’ın Özel Haberi-Yenigün Gazetesi)

1108 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika