Dolar : Alış : 3.4862 / Satış : 3.4925
Euro : Alış : 4.1763 / Satış : 4.1838
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir32°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13288 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Devlet, bu olup bitenlerin baş sorumlusudur

24 Nisan 2016 - 358 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»Devlet, bu olup bitenlerin baş sorumlusudur

İlginçtir hala eski devlet elden gidiyor diye kıyameti koparanlar var.

Atatürk milliyetçiliği, laiklik, Türk vatandaşlığı her biri bu günlere damgasını vuran birere beladır.

Ne Atatürk ne O’nun milliyetçiliği bu ülke insanı için birleştirici özelliğe sahiptir.

On binlerce Kürdün atası getirdiği sisteme kurban gitmiş, dini bütün Anadolu insanı öz vatanında esaret hayatını yaşamıştır. Eğer barış huzur adına huzurlu günler istiyorsak bu tür dayatmaları bir adım geride tutacağız, ya da ortadan kaldıracağız.

Laiklik;

Laiklik riyakar vatandaşların yetişmesine neden oldu, bir zamanlar televizyon ekranlarında birileri başkasına soruyordu “sen laik misin? değil misin? onu söyle.” Karşıdaki de mecburen “ben laikim” diyordu. Halbuki birey laik olmaz devlet yönetimi laik olabilir.

Laiklik adına yedi açıdan dine ve dindara müdahale edildi, öyle ki din kültürü ve ahlak bilgisi dersi kitabında yer alan aile fotoğrafında bile örtülü bayan profiline yer verilmiyordu.

Şu laikliğe aykırı, bu laikliğe aykırı diye diye halkımız devletten soğutuldu.

Türk vatandaşlığı;

Ey okuyucu, en muhterem vatandaşım, Ankara’da 23 Nisan 1920 yılında dua ve Fatiha ile açılışı yapılan ve “bu meclis Kürtlerin ve Türklerin meclisidir” denilerek açılan meclisin asıl adı Büyük Millet meclisiydi(BMM), daha sonra TBMM olarak uygun görüldü.

O Meclis ki bir ara varlığı tehlikeye girince bazı vekiller tedbir niyetiyle acaba Meclisi Kayseri’ye mi taşısak? diye fikir beyan edince Siverek vekili Deyab Ağa bir Kürt akil adamı edasıyla ilk olarak Mecliste söz alır ve “Biz buraya ölmeye geldik, bu can bu bedende oldukça Meclisin yeri değişemez” demiştir.

1921 Anayası’nda Kürd’ün dini ve dili tanınıyor, her geçen gün Anadolu’ya huzur yayılıyordu. Her ne niyetle olduysa Meclis feshedildi ve oluşan yeni Meclis 1924 anayasasını çıkardı ne var ki bu yasadan İslam ve Kürt kelimesine yer vermedi.

Türkiye geneli bir tepki hareketi oluştu, Şeyh Sait ve arkadaşları bunu kabul etmenin mümkün olmadığını söylemişlerdi, bir tarihte Türkiye geneli bir kıyam yapılacaktı, bundan daha doğal bir hak da olamazdı, ne yazık ki düşünülen gün gelmeden iki ay önce hareket gelişen ani olaylarla Diyarbakır’dan başladı.

O gün bu gündür her fırsatta Anadolu insanının Dini ve Kürtlerin de ekstradan diliyle mücadele edildi. Bu uğurda dünya kadar zulümler yaşandı, sayılamayacak kadar insanlar öldürüldü. Olup bitenleri bir yazıya sığdırmam mümkün değildir.

Yetmiyor bir de birileri Türkçülüğü gündemde tutmaya çanak tuttu.

-Türk vatandaşı,

-Ne mutlu Türk’üm diyene,

-Varlığım Türk varlığına armağan olsun,

-Türkiye Türk’lerindir…vs.

O ceberut devletin korkusundan ülkemizin aydınları da sesini yükseltip demediler ki “Ağır ol arkadaş bu gevezelik de neyin nesi? Bu sloganlarla Türk vatandaşlarımızı oyalayacağına geleceği için ajandanızda bir şey varsa onu söyleyin”

Ne yazık bu arada bir de Türk milliyetçileri ortaya çıktı, buna karşı Kürt milliyetçiliği gelişti, derken mesele dışarıdaki düşmanların da katkılarıyla bu güne dek geldi.

Kürt vatandaşlarımız çocuklarını okullara gönderdiler, maalesef çocukları ya hapse gittiler ya da dağa çıktılar, sahada kalanlar da çoğu Rafizi oldu, tek tük ailesinin etkisinde kalmayı becerenler hariç.

Pakistan’lı alim merhum Mevdudi’nin bir ifadesi aklıma geldi;”Bir ülkede, huzur, mutluluk ve zenginlik varsa aslan payı devletindir, sıkıntı, açlık, sefalet varsa yine aslan payı devletindir”

Şimdi iki kere düşünelim suç kimde acaba?

AK Parti döneminde bir şeyler tamir ediliyor ama yeterli mi? değil mi? Takdir sizin.

Eyüphan KAYA

282 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika