Dolar : Alış : 3.4956 / Satış : 3.5019
Euro : Alış : 4.1183 / Satış : 4.1257
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir38°CSıcak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13086 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Amed Göç-Der: “Göçler geçici”

10 Ekim 2015 - 966 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Amed Göç-Der: “Göçler geçici”

Amed Göç-Der, Diyarbakır’ın Lice, Silvan ve Sur ilçeleri ile ilgili hazırladığı gözlem ve izleme raporunu açıkladı. Raporda, köylerin boşaltılmadığı, ilçe merkezlerinde olayların yaşandığı yerlerde geçici göçlerin olduğunu vurgulandı. Amed Göç-Der Eş Başkanı Fatma Esmer, köylülerin günlük yaşamlarını sürdüremediğini belirterek, baskılara rağmen köylerini boşaltmamak için direndiklerini kaydetti. Esmer, Sur’da da durumu iyi olan bazı ailelerin başka semtlere taşındıklarını, yoksul olanların da yakınlarının yanına yerleştiğini anlattı.

Amed Göç-Der, Diyarbakır’ın Lice, Silvan ve Sur ilçeleri ile ilgili hazırladığı gözlem ve izleme raporunu açıkladı. Amed Göç-Der binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklanan gözlem ve izleme raporunda, yaşanan çatışmalar ve sokağa çıkma yasaklarının sonuçlarına dikkat çekildi. Raporu okuyan Amed Göç-Der Eş Başkanı Fatma Esmer, “22 Temmuz da Suruç ta 32 SGDF’li gencin katledilmesiyle çözüm sürecinin bittiği, bugüne kadar yapılan gözlemlerde ise 90’lı süreçlere dönülmeyecek söylemine rağmen aslında 90’lı süreçleri kat be kat aşan bir sürece girildiği görülmektedir” dedi.

‘5 BİN KORUCUNUN ALINMASI, BÜYÜK BİR TEHLİKEYE İŞARETTİR’

Cizre’de 8 gün süren sokağa çıkma yasağına dikkat çeken Esmer şunları söyledi: “Burada yaşanan çatışmalardan kaynaklı yaralanan sivil vatandaşların hastaneye götürülmemeleri yine yaşamını yitiren sivil insanların cenazelerinin defnedilmesi engellenmiş olup bu cenazeler günlerce evlerde derin dondurucularda bekletilmiştir. Varto da yaşamını yitiren kadın gerillanın infaz edildikten sonra bedeni teşhir edilerek saatlerce cadde ortasında bekletilmiştir. Bölgenin her tarafı askeri yasak bölge ilan edilerek insanlar keskin nişancılar tarafından infaz edilmekte meraya çıkmalarına izin verilmemekte tabiri caizse askeri yasak bölgelerden kaynaklı adım atılacak yer bırakılmamıştır. 90’lı süreçlere dönülmeyecek denilmesine rağmen yeniden 5 bin korucunun alınması aslında bu sürecin çok daha farklı ve tehlikeli noktalara gideceğinin bir göstergesidir. Geçmişte birçok faili meçhul cinayetlere, karanlık bir çok işlere ve köy boşaltmalarına karışmış olan köy korucuları ve özel timler bu süreçte de Kirli bir savaşın yürütülmesinde birinci aktör rolüne girmişlerdir”

Esmer, değerlendirmenin ardından Lice, Silvan ve Sur’da yaşanan olaylar ve sokağa çıkma yasağı ile ilgili gözlemlerini sırasıyla şöyle aktardı:

LİCE

‘KÖYLÜLER GÖÇ ETMEMEK İÇİN DİRENİYOR’

“Lice’ye girişte FİS Ovası karşısında Hure (Gömeçli) canlı kalkan bölgesinde Kalekol yapımı için inşaat makinelerinin konumlandığı görülmektedir. Aslında sözü edilen yer SİT alanı olarak belirtilmektedir. Asfalt yolda top atışlarıyla yollarda çukurların açıldığı, ekolojik tahribata yol açacak şekilde ormanlık alan ve meşe ağaçlarının yandığı geniş tarım arazileri ve çayır meralarının yakıldığı görülmüş, çıkan yangınlara halk duyarlılık göstererek yangın söndürme çalışması yapmıştır. 7 Haziran sonrası hazırlıkları çok önceden yapılmış olan çok kapsamlı bir savaş konsepti gelişmiş ve bölgemizde bir çok alanda askeri, güvenlikli yasak bölgelerin oluşturulduğu görülmüştür. Haninin Hurê  köyünde başlayan ilk operasyonla beraber Yakılan köyler Hüseynik (Arıklı), Pirik (Serin), Çağdaş köylerinde bağ bostan yakılmıştır. 17 Ağustosta telefon ve elektriklerin kesilmesi operasyonların başlamasının göstergesi idi denmektedir. Halk yaklaşık olarak 32-33 günden beridir canlı kalkan eylemini başlatmış ve bu etkinliğini hala da devam ettirmektedir. Köylerin boşaltılması haberi muhtarlara bildirilmiş başka her hangi bir önlem veya bildirim yapılmamıştır.

‘KÖYLERDE VE İLÇELERDE TEDİRGİNLİK VAR’

93’te yakılan ve boşaltılan köylere tekrar dönen halk bu kez kesinlikle köylerini boşaltmayacağını ve köylerinden ayrılmayacaklarını belirtmiştir. 93 konseptini kat be kat aşan daha geniş ve kapsamlı olduğu görülmüştür. 15 ağustos ve 20-25  ağustos tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulanmış halkta büyük tedirginlik yaşanmıştır. Bu tedirginlik öyle ki savaş konseptinde kimyasal ilaç ve toplu ölümler beklenmiştir. Merkez ilçede hala tedirginlik yaşanmakta zaman zaman sokağa çıkma yasağı kısmi olarak ta uygulanmaktadır. Halk buradaki şehitliklere de saldırı yapılabileceği ihtimali üzerinden mezarlarımıza ve değerlerimize saldırı olabilir düşüncesi ile tedirginlik yaşamaktadır. Yapıldığında sorun teşkil etmeyen mezarlıkların bu süreçte yıkılma ihtimali halkta tedirginlik oluşturmuş ve halk bu tedirginliğinde de haklı çıkarak güvenlik güçleri ve helikopterler tarafından bir çok yerde mezarlıklar ve taziye evleri taranmıştır. Mahalle ve halk toplantıları yapılarak orada yaşayan insanlar birbirilerine destek olmaya çalıştıkları ve bizim bizden başka kimsemiz yoktur diyerek halkın birbirine kenetlendiği görülmüştür.

‘KÖYLÜLER GÜNLÜK YAŞAMINI SÜRDÜREMİYOR’

İnsanlar köylerini güvenli bölge olarak görmekte , şehirleri güvenli bölge olarak görmemekte ve  halk kendi yaralarını kendileri sararcasına birbirlerine kenetlenmektedir. Tüm bu yaşananlara rağmen halkın köy ve ilçeyi terk etmediği, sadece 1975 depreminde yapılan evlerin konut olarak güvenli olmayışından dolayı geçici olarak il merkezine gidip sonra tekrar geri dönmüşlerdir. Bu gün batı illerinde yaşananlar aşikardır. Onlar bize ne kadar saldırırsa saldırsın bizler burada yaşayan farklı kültür ve inançlara saldırmayacağız diye belirtmektedirler. Hüseynika da köy yakılmasına rağmen kimse köyünü terk etmemiş. Buradaki Otlak alanlar Yapılan bombalamalardan kaynaklı yakılmış hayvanlar aç ve susuz bırakılmıştır. 15 yasaklı bölge bulunmaktadır. Bu bölgelerde her gün artmaktadır (isimler ekte).Özel güvenlik bölgelerinde yasaklı bölge olduğuna dair bir gösterge veya yön levhası bulunmamaktadır. Güvenlik güçleri ilçe merkezinde halka hakaretler etmiş ve ateşli silahlar kullanmıştır. Halk Kobani süreci ve 93 yılında Lice süreci de yaşadıklarımızın göstergesidir. Artık kaybedecek bir şeyimiz yok demektedir. 93 yılında boşaltılan köylere insanlar kendi imkanları ile tekrar dönüş yapmış ve kendi üretimlerini yapmaya başlamıştır. Halk bu çatışmalardan dolayı köylerine belediye tarafından yapılması planlanan asfalt çalışmalarını durdurmak zorunda olduğunu belirtmiştir. Günlük yaşamlarını sürdüremediklerinin her gün baskı ve şiddete maruz kaldıklarını, güvenlik güçlerinin halkı tahrik ettiği belirtilmektedir. Halkın talebi müzakere sürecinin başlaması ve çift taraflı ateşkesin tahkim edilmesidir.

SİLVAN

‘SİLVAN’DA KÖYLER BOŞALTILMAMIŞ’

Silvan da köyler boşaltılmamış. İlçe merkezine bağlı Tekel, Konak ve Mescid Mahallerinde oturan kişiler çatışmalardan kaynaklı geçici süre ile başka mahallere yakın akrabalarına gitmiştir. Bu mahallelerde yüzde 60-90 arası evlerin cam ve kapılarının kırık olduğu ve kurşun izlerine rastlanmıştır. Eski Bitlis caddesi denen caddede 5-4 dükkanın yakıldığı,1-2 evin kullanılamaz hale geldiği, sağlık ocağı bahçesinde özel harekat tarafından yakılmış 30 aracın yanmış halde olduğu belirtilmiştir. Kamu zararı dışında 3 milyon civarında halkın zarar gördüğü anlaşılmıştır. Belli aralıklarla 4 gün boyunca sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. Kırsal bölgenin hemen hemen tamamı özel güvenlik bölgesi olarak ilan edilmiştir. Gerçekleştirilen orman yangını halk 10 km yürüyerek yangın söndürme gitmiştir. İnsanlar yaşam tehlikeleri olmasına rağmen köylerini boşaltmamada ısrarlı davranmıştır. Silvan’ın Boşat( Boyun) köyünde yüzde 50 ye yakın korucu olan  bu köye çatışmalarda yer almaları söylenmiş.Kabul edilmeyince köy  askerler tarafından ateşe verilmiştir. Korucular askerler ile restleşerek kendi yaşam alanlarını yaktırmayacaklarını belirtmişlerdir. Batman (Sasondan ) korucuların çatışma için getirildiği belirtilmektedir.

‘İLÇE MERKEZİNDE GEÇİCİ GÖÇ VAR’

Halk tarafından Dolmabahçe mutabakatı ile başlayan sistemin yaptırımı ve 7 haziran sonrası savaş çığırtkanlığı olarak belirtilmiştir. Elektrikler kesilmiş sosyal medyadan uzaklaştırılmış ve insanların dünya ile bağlantıları kesilmiştir. Gece saat 1 de sokağa çıkma yasağı uygulanmış ve sabaha dek zırhlı araçlar ilçe merkezine getirilerek sabaha doğru  04;30 sıralarında mahallelere müdahale başlamıştır. Sokağa çıkma yasağı olmayan mahallerde sokakta gördükleri insanlara gaz bombası atılmıştır. Çatışmaların büyümemesi için Selahattin ve Bahçe mahallesinden yaklaşık 500 kişi Tekel Mahallesine yürümüş katliamın önüne geçmiştir. Halk devlete güvenmediği için yaralılarını hastaneye götürmemiş kendi imkanları ile tedavi etmeye çalışmıştır. DBP Belediye eşbaşkanları üzerlerindeki yoğun baskıdan kaynaklı görev yapmaları engellenmiştir. Keyfi uygulamalar ile vatandaşlar hakarete uğramış ve engelli, hasta (diyaliz hastası) çocuk demeden şiddet uygulanmıştır. Bu üç mahallede öz yönetim oluşturulmuştur. Tüm yaşananlara rağmen mahalle sakinleri evlerini boşaltmayacaklarını belirtirken gece mahallede komşu sohbetleri ve dayanışma geceleri düzenlediklerini belirtmişlerdir. Güvenlik görevlilerinin ilçe merkezinde hala tedirginlik yaşattığı akşam 7 den sonra keyfi uygulamalar ile caddelerde ses bombası atıldığı havaya silahlı ateşlerle ateş açıldığı insanları tedirgin edip sokak ve caddeleri boşaltmaya çalıştıkları belirtilmiştir. İlçe merkezde esnafın ciddi anlamda maddi zarara uğradığı belirtilmiştir.

SUR

‘DURUMU İYİ OLANLAR TAŞINMAYA BAŞLAMIŞ’

Fatihpaşa, Hasırlı ve Savaş mahallerinde 2 günlük sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır Pazar akşamı bir sorun olamadığını belirten vatandaşlar diğer gün saat 3’te çatışmaların başladığını belirtmektedir. İki gün boyunca mahallenin elektrik ve suyu kesilmiştir. Hasırlı halkevi ve belediye ye ait Hasırlı Çamaşırevi yakılmış, mahallede yangın riski oluşmuştur. Dar olan bu sokaklarda evlere silah mermilerinin girdiği belirtilmiştir. Çatışmada güvenlik kuvvetlerinin ağır ateşli silahlar ve patlayıcılar kullandığı belirtilmiştir. Mahalle sakinlerinden ekonomik durumu iyi olanlar taşınmaya başlamıştır. Bazı kişiler ise yakın akrabalarına gitmiştir. Gittiğimiz gün itibariyle 4 ev taşınmıştır. Halk barışı sahiplenmek için barış çadırı kurmuştur. Sur ilçesinde bulunan ibadet yerlerinin tarandığı ve tahrip edildiği görülmüştür” denildi.

TALEP

“Bizler Amed Göç der olarak Karşılıklı olarak ellerin bir an önce tetikten çekilmesi gerektiğini ve ülkenin derhal savaş ve şiddet sarmalından çıkarak daha güçlü ve kalıcı bir düzeyde  çift taraflı tahkim edilmiş müzakere sürecinin başlamasını talep etmekteyiz” Daha sonra basının göç edenlerin sayısına ilişkin soruya yanıt veren Esmer, bu konuda ellerinde bir veri olmadığını ancak göç edenlerin de zaten geçici olarak gittiklerini, olayların durulmasıyla geri döneceklerini ifade etti.

50024

393 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika