Dolar : Alış : 3.5344 / Satış : 3.5408
Euro : Alış : 3.7579 / Satış : 3.7647
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir10°CYağışlı

eskişehir escort izmir escort

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11401 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA
eskişehir escort izmir escort

Coşkun: “Özerklik, Kürtlerin birlikte yaşama talebidir”

26 Aralık 2015 - 1.100 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»Coşkun: “Özerklik, Kürtlerin birlikte yaşama talebidir”

HDP Merkezi Örgütlenme Komisyon üyesi Cemal Coşkun, son günlerde yeniden dillendirilen ve Demokratik Toplum Kongresi’nde yeniden tartışılmaya açılan ‘öz yönetim’, ‘demokratik Özerkliği’ ve Hükümet’in Özerkliğe bakış açışını değerlendirdi. Demokratik Özerkliğin Kürtlerin ortak vatan anlayışı temelinde toprak bütünlüğüne bağlı birlikte yaşama talebi olduğunu belirterek, Hükümetin mevcut sorunları çözme niyetinin olmadığını söyledi.

Son günlerde yeniden dillendirilen Demokratik Özerklik nedir? Bunun bir karşılığı var mı?

KÜRTLERE STATÜ TALEBİDİR

Uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı haklar ışığında; ortak vatan anlayışı temelinde toprak bütünlüğüne ve demokratik ulus perspektifi temelinde Türkiye halklarının ulusal bütünlüğüne bağlı Kürtlere statü talep etmedir.

Konunun daha iyi anlaşılması için biraz açar mısınız? Yani ne isteniyor?

TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK DEĞİŞİMİ ESAS ALAN STRATEJİK BİR PROJEDİR

Yani Demokratik Özerklik bir statüdür. Kürtler, halkımız hem statüsüz yaşamak istemiyor hem de Türkiye’nin bütünlüğü içerisinde kalmanın formülasyonu olarak görmektedir.  Diğer yandan şu şekilde de DTK’yı ve öngördüğü Demokratik Özerkliği formüle edebiliriz.

Ulus devletçi, tekçi, ırkçı, egemen anlayışa karşı, Türkiye’nin çok dilli kültürlü mezhepçi ve çok renkli bileşen gerçekliğini göz önüne alarak, Demokratik Ulus temelinde hiç birinin birbirini ret etmeden barış içinde yaşamasını öngören başta da Kürtler olmak üzere, Tüm Türkiye’nin demokratik değişimin esas alan stratejik bir projedir de diyebiliriz Demokratik Özerklik için.

Peki Demokratik Toplum Kongresi (DTK)’nin buradaki hedef ne? Nasıl bir rol oynuyor

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), bu özerkliğin yaşam bulması için sosyal, siyasal, kültürel, demokratik ve öz savunmayı da esas alan (ahlaki vb.) boyutlarını hayata geçirme organizasyonudur. Aynı zamanda bileşen gerçekliği de göz önüne getirildiğinde Devlet’le (ki tanısa) demokratik özerklik hukukunu belirleyen mekanizmadır. Devlet Tanımasa da Devlete rağmen Barışçıl yöntemlerle saydığımız boyutların hayat bulması için rol oynar. Özerklik kısacası ulus devlete karşı demokratik ulus felsefesidir.

TEKÇİLİĞE KARŞI ÇOĞULCULUĞU ESAS ALIR

Tekçiliğe karşı çoğulculuğu esas alır. Dikkat edilirse Wilson prensiplerinde her ulusa bir devlet, Stalin’in ulusların kendi kaderini tayin hakkı yaklaşımı da, Devleti kutsayan imparatorlukların çok renkli gerçekliği hesaplanmadan ve bunun yol alacağı tehlikeler görülmeden Dünya ve bölgemize bir sistem olarak ulus devlet dayatılmıştır. Bunun karşılığı Avrupa’da Hitler, Musoloni, Franko vb. olmuştur. Ortadoğu’da Saddam, Esad ve Şah vb. olmuştur. Bugünde BM’nin çatısı altında 200’e yakın Ulus devlet vardır. Bir tek devlet gösteremesin ki, doğa ve toplum barışını sağlamış olsun, kadın sorununu özgürlük ve eşitlik temelinde çözmüş olsun. Aynı zamanda toplumların ekonomik sorunlarını (işsizlik ve yoksulluk) çözmüş olsun o zaman bu sistemin oluşumunda sorun var. Kendisi sorun olan bu sistem sorun çözmez. İşte tam da bu noktada Demokratik Ulus perspektifi devreye giriyor. Çünkü Demokratik Ulus Ahlaki politik toplumun formülasyonudur.

Hükümet’in Özerkliği kabul etmemesindeki etken nedir? Neden ısrarcı bir politika yürütüyor?

HÜKÜMET 20. YÜZYIL STATÜKOCU KAFASINDA ISRARCI

Hükümet hala 20. yüzyıl statükocu kafasında ısrar ediyor. Başta Kürtler olmak üzere Aleviler, yolsuzluk, yokluk, işsizlik vb. sorunları, dünyadaki gelişmeleri, bölgedeki gelişmeleri okumayarak çözme perspektifi oluşturmuyor. Hala 1924’te oluşan, İnönü, ittihat terakki ve İngiliz ittifakına dayalı kafadan medet bekliyorlar. Mevcut sorunları çözme niyeti de yok. Dolayısıyla geleneksel devlet refleksini Türk-İslam (sünni) sentezini Türk usulü güncelleştirerek sürdürüyor.

AKP’nin yeni Osmanlı’yı inşaat etme sürecinin başlattığına dair genel bir kanı var? Sizde buna katılıyor musunuz?

YENİ OSMANLIYA PADİŞAH LAZIM

Yani sarayı boşuna yaptırmadılar, dillendiriyorlar da, 2023 yılına kadar Kemalist Cumhuriyetin 100 yılını doldurma ve AKP’nin yeni Osmanlı’yı inşa etme süreci olarak tamamlanması olarak değerlendiriliyor ve 2071’e kadar sürecek bir devlet stratejisi belirliyorlar ve başkanlık sistemini bunun için topluma dayatıyorlar. 7 Haziran’daki iradeyi bunun için tanımadılar ve darbe ile 1 Kasım tiyatrosunu askeri ve bürokratik aktörlerini devreye sokarak sahnelediler. Çünkü yeni Osmanlıya padişah lazım. Kısacası Türkiye’yi yeni Osmanlı ve RTE’yi de yeni dönemin M. Kemal’in yerine koyacaklar. Niyet bu. Tutar mı tutmaz mı ki 7 Haziran, Rojava, Suriye, Irak, Bölgesel Hükümet politikaları tutmadı. Şimdiden iflas eden bir yaklaşımla yüzyüzedirler bu kadar saldırganlıkları, tankları, topları, belde, ilçe ve kentlerde kullanmaları da sonun başlangıcı olarak okunabilir. Ve dünya genelinde devletler merkezi yetkileri yerellerle paylaşmaya giderken, bizde tam tersi olan yetkiler de az görülüp daha otoriter bir yapılama öngörülmektedir. Ve bu yapılanmada biat ettirme kültürüne dayanıyor. Ve referansı toplumcu özünü yitiren, Emevi-Muaviye-yezit soylu iktidarcı-devletçi İslam zihniyetidir.

Kürtlerin bu politikaya tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÖRKEMLİ BİR DİRENİŞ SERGİLENİYOR

Dünün Kerbela şehitleri, biat etmediler ve zalimin zulmüne karşı bir direniş kültürü geliştirdiler. Bugünde özgürlük şehitleri boyun eğmedi ve zalimlerin zulmüne karşı bugünde görkemli bir direniş sergiliyorlar. Kısacası son 30 yılın Cumhurbaşkanı ve Genel Kurmay başkanlarının söylemlerine bakmak gerekir ki 12. Cumhurbaşkanı ve 12. Genel kurmay başkanı hem bitirmek, yok etme, ezme vs. söylemleri dillerinden düşürmemiştiler. Aynı akıbeti 13. cumhurbaşkanı ve Genel Kurmay başkanı bekliyor. Çünkü çözemeyen çözülür. Bunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Demokratik özerklik, Kürtlerin Türkiye ile birlikte yaşama tutumudur. Bunun reddedilmesi birlikte yaşamın reddedilmesidir.

KÜRDÜN ULAŞTIĞI TOPLUMSAL BİLİNCİ GERİ GÖTÜREMEZSİN

Ne inkârcı Kemalist siyasette ne de cilalı Türk-İslam yaklaşımı ile Kürdü zoraki birlikte yaşamda tutamazsın. Kürdün sosyal, siyasal örgütlenme boyutu ve Kürdün ulaştığı toplumsal bilinci geri götüremezsin. Bunlar için de zaman daralıyor. Çünkü İsrail tarzı AKP kendi bürokratlarını, öğretmenlerini ailelerini şehirlerden geri çekiyor. Bu durum asker ve polisin yarı çıplak olarak bölgede kalmadır. Bunun ne anlama geldiği de çok iyi biliniyor. İsrail’in Gazze saldırısı ve Erdoğan’ın yaklaşımları yine bu yönlü Esad’a dediklerini, bölgemizde Tank ve toplarla, 10 binlerce polis ve askerle Erdoğan yapmaktadır. Cizre, Silopi, Sur vb yerler de İsrail yok. Esad yok Erdoğan var.  DTK, HDK, DBP ve HDP’nin Demokratik özerklikte gönüllü yaşamak bilinci olduğu için neden ısrar ettikleri sanırım yazının içinde cevabını bulmuştur. (Sait BAYRAM’ın Özel röportajı)

Cemal Coşkun

213 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika