...
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12818 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Destek çıkın!

15 Aralık 2015 - 707 kez okunmuş
Ana Sayfa » Güncel»Destek çıkın!

Diyarbakır’da günlerdir süren sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar, şehir hayatını durma noktasına getirirken, ikinci bir göçe maruz kalan vatandaşlar sokakta kalarak, mağdur olmaya başladı. Diyarbakır’daki STK temsilcileri, Sur’dan mecburi bir göçe itilen vatandaşlara başta yerel yönetimler olmak üzere tüm Valilik ve STK’ların geçici olarak tedbir alması gerektiğini ifade eden temsilciler, en azından barınma, giyecek ve yiyeceklerinin karşılanmasını talep ettiler.

Çatışmalı ortamda ateşin herkesi yakacağını belirten STK Temsilcileri, bölgedeki şiddet sarmalının önüne geçilmesi için Hükümetin ve Kürt siyasal hareketin yeni bir müzakare sürecini başlatması için harekete geçmesini istedi.

KAYA: 90’LI YILLARDA GÖÇ EDEN İNSANLAR!

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya, Sur’da yaşayan insanların önemli bir kısmı 90’lı yıllarda zorunlu göçe tabi tutularak, kentte gelen insanlar olduğunu ifade ederek, “Bunların gidecek hiçbir alanları yok. Büyük bir kısmı can güvenliği endişesi ile kentteki yakınlarının yanına veya köylere geri dönüp yakınlarının yanına geçici olarak barınmaktalar. Ve bu 90’lı yıllardan daha büyük bir travmaya neden oluyor. Çünkü 90’lı yıllarda nispetten bu insanları bir şekilde yerel yönetimler olsun, STK’lar olsun, Vilayet olsun destek bir şekilde geçici de olsa bir barınma çalışması yapmışlardı. Ama bugün gelinen noktada çatışmalar ve birbirlerini dinlemeyen siyasi kesimler öyle bir hale gelmiş ki vatandaşlar evsiz barksız ve gıdasız bir şekilde kalmaktalar. Bu tabi o insanlar kadar 10 bine yakın öğrenci de Sur içindeki okullara devam edemedikleri gibi sokağa çıkma yasağı nedeniyle sur dışındaki okullara olan transferleri de tam olarak gerçekleşemediği için eğitimlerini alamıyorlar. Aynı konu sağlık içinde geçerli toplum sağlık ve ilaca ulaşmada da aynı sıkıntıyı yaşıyor” dedi.

SUR HALKI CEZALANDIRILIYOR

Böylesi bir ortamda göç edenlere insani yardım ulaştıracak memlekette sağlıklı bir yapı oluşturulamadığına değinen Kaya, “Buna da en büyük engellerden biri de bu şekilde bir yasak uygulanması. Hendeklere yönelik olan operasyonlardan dolayı konan sokağa çıkma yasağı bunun önündeki en büyük engellerden biri. Sonuçta Diyarbakır Sur ilçesi 458 kilometre kare alanına sahip bir ilçe. Ama hendek ve çatışmaların olduğu alan toplam 8 kilometrekarelik bir alanda. 8 Kilometre karelik bir alanı güvenlik politikasını tutup, Sur’un tamamında sokağı çıkmayı yasaklamak güvenlikten öte halkı cezalandırmaktır. Halkı, esnafı, öğrenciyi cezalandırmaktır” diye konuştu.

HENDEK OLUŞTURULDUĞU İÇİN SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UYGULAMAK YANLIŞTIR

Kaya, Hendek oluştuğu için bu operasyonlar oluyor gibi bu ifadeleri kullanmak, bundan dolayı bir sokağa çıkma yasağı ilan etmenin yanlış bir güvenlik politikası olduğuna işaret ederek, şöyle dedi:“Nasıl Kandil, dağa çıkışlar Kürt sorunun bir sonucuysa aynı şekilde bugün hendek açılması da Kürt sorunun diyalog yöntemiyle çözülememesinin temel sonucudur. Artık Dünyada bu tür talepleri gelişmiş ülkeler özerklik taleplerini de doğru bir şekilde tartışarak sonuçlandırmaktayken, sadece Afrika ülkelerinde bu tür talepler kanla, şiddetle bastırılmaktadır. Çevremizde ülkelerdeki bu tür taleplerin ne kadar kısa zamanda ve doğru bir diyalogla çözüldüğünü görmemiz gerekir.

AFRİKA ÜLKELERİNDEKİ GİBİ BÖLÜNMELERE MARUZ KALIRIZ!

Eğer biz bunu doğru okuyamazsak, Afrika ülkelerindeki çatışmalarda yaşanan bölünmelere biz de maruz kalırız. Onun için öncelikle biran önce diyalog kanallarının açılarak, bu sürecin yeniden başlatılması gerekir. Bu hem çatışmaları durduracağı gibi, mağdur olan vatandaşın, öğrencinin ve esnafın da sorunun kendiliğinden çözülmesini sağlayacaktır.  Bunun başka bir yöntem olmadığını daha büyük acılar çekerek, öğrenmek gelişmiş ülkelerin değil az gelişmiş ülkelerin yöntemidir. Burada insanlarımız ölüyor, mağdur oluyor ve bu sorunun şiddetle bastırılarak çözülen dünyada başka bir ülkede yoktur”

HÜKÜMETİN SÖYLEMİ ÇATIŞMALARI MEŞRULAŞTIRIR

Hükümetin ‘tek bir terörist kalıncaya kadar operasyonlara devam edeceğiz’ yaklaşımının çatışmaları meşrulaştıracağını vurgulayan Kaya, “Toplumsal kutuplaşmayı artırır. Süreci içinden çıkılmaz bir hale getirir. Er veya geç ya kendimiz masaya oturarak bu sorunu çözeceğiz veya üçüncü ülkelerin müdahalesi ile masaya oturacağız. Bunu kendimizin oturacağı yöntemin üzerinden fırsatı kaçmadan hükümetin buna yanaşması gerekir” dedi.

BATI’DAKİ STKLAR SORUNA KATKI SUNABİLİR

Kaya, Bölgedeki STK’lar gibi yapılar diyalog kanallarının açılmasıyla ilgili çaba sarf etmelerinin gerektiğini ifade ederek, “Ama aynı zamanda özellikle Batı Kamuoyunun, Batı’daki STK’ların, demokratik kuruluşlarının da bu konuda görev alması ve hükümeti zorlaması gerekir. Batı’da bir toplumsal duyarlılık artırılması gerekir. Yoksa 90’lı yıllardaki gibi Batı üzerinden bir dezenformasyon uygulaması buradaki sesin daha yanlış anlaşılmasına neden olur ki bu daha tehlikeli bir süreçtir. Onun için özellikle Batı’daki STK’ların bu süre içerisinde bölge stk’ları ve hükümet ile diyaloga geçerek, bu sorunu doğru bir şekilde katkı koymaları gerekir” şeklinde konuştu.

TOPLUMSAL KARŞILIKLARI ZAYIF!

İktidar partisi vekillerinin bir toplumsal karşılıklarının zayıf olduğunu 1 Kasım seçimleri öncesinde de ifade ettiklerine değinen DİTAM Başkanı Kaya, “Dediğimiz doğru çıktı, çünkü bölge yanarken bölgedeki hiçbir milletvekilinin bu konuda sıradan bir STK kadar çalışma yapmadığı, yapamadığı, etkisiz olduğu, toplumsal talebin olmadığı bu şekilde ortaya çıkmış oldu. Ama bu çok önemli. Türkiye’de iktidar olan bir partinin bölge milletvekillerinin bölgedeki her sorun karşısında sorunu hükümete taşıma ve toplumsal duyarlılığının geliştirilmesine katkı koyma anlamında etkisinin olması gerekir. AK Parti son dönemlerde bunları tamamen yitirdi maalesef. Hiçbir şey yapılamıyor” dedi.

BEDİRHANOĞLU: TOPLUMDA AĞIR BİR TABLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Doğu ve Güneydoğu Sanayici İşadamları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED) Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, Hendekler ve sokağa çıkma yasağı ile birlikte toplumda ağır bir tablo ile karşı karşıya olduklarını vurgulayarak, “Sur içindeki esnaflar 15 gün işyerini kapattı. İnsanlar o mahallelerden göç etti. Kimileri akrabaların yanına kimileri toplu konutlara, kimi spor salonlarına dolayısıyla şehir içinde büyük bir travma ile karşı karşıyayız. Bu anlamda bunlara yerel yönetimlerin, kent dinamiklerini harekete geçirerek, yardımlaşmaya çağırması en doğrusu olacaktır. Şiddetin durdurulması, hendeklerin kapatılması, hükümet ve Kürt siyasal hareketin bir diyalog süreci başlatarak bu gerilimin düşürülmesi lazım” dedi.

BİR İÇ SAVAŞ GÖRÜNTÜSÜ VAR

“Bir iç savaş görüntüsü yaşıyoruz” diyen Bedirhanoğlu, şöyle konuştu:“Toplum olarak da endişeliyiz, kaygılıyız ve en karamsar dönemi yaşıyoruz. Bunu aşma noktasında herkesin akli selim soğukkanlı ve sağduyulu olması gerekiyor. Hükümetin de Kürt siyasal hareketinin de bu şiddetin sonlandırılması ve tansiyonu düşürülmesi noktasında çaba göstermesi gerekir. Omuzlarında sorumluluk bulunan herkesin STK temsilcileri, aydın ve yazarların bu tehlikeli gidişatı görmesi ve okuması lazım. Geriye dönüşümsüz bir noktaya gelmek üzereyiz. O açıdan hepimizi bir yangın yerine dönüştürmemesi için çaba ve omuz vermemiz gerekiyor”

ÖZKILIÇ: GÖÇ EDEN İNSANLARIMIZA SAHİP ÇIKILMALI

Diyarbakır Organize Sanayici İşadamları Derneği (DOSİAD) Başkanı Aziz Özkılıç ise, İnsani ve vicdani sorumluluk gereği Sur’dan göç eden insanlara destek verilmesi gerektiğine işaret ederek, “Hem Belediyeler, hem valiliğin, bu insanlarımıza barınma imkanı sağlaması gerekir. Sokakta kalan bu kardeşlerimize devletin el uzatması gerekir. Özellikle hem Büyükşehir hem Valilik mutlaka bunları misafirhanelerde veya spor salonlarında ağırlamaları gerekir. Ayrıca yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir “dedi.

HİÇ KİMSENİN ÖLMESİNİ İSTEMİYORUZ

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın dönem başkanlığını yaptığı Diyarbakır İş Konseyi olarak, geçtiğimiz günlerde Ankara’da hem Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz hem de Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile görüşmelerde bulunduklarına işaret eden Özkılıç,  “Sayın Başbakan ile bir randevu talebinde bulunduk. Başbakan’dan randevu talebimize şimdiye kadar bir cevap alamadık. Başbakan ile görüşme imkanımı olursa Diyarbakır’daki mevcut durumu ileteceğiz. Konuyu orada tartışarak, Sur’daki olağanüstü durumu hükümete anlatmak istiyoruz. Onun içinde girişimlerde bulunduk. Herkes üzerine düşeni yapması gerekir. Hiçbir gencin ölmemesi için, hem hükümet hem de Kürt siyasal hareketi, hem belediye, hem STK’lar herkes elinden geleni yapması gerekir. Yapıcı rol üstlenmesi gerekir. Biz kimsenin ölmesini istemiyoruz” diye konuştu. (Sait BAYRAM’ın Özel Haberi)

DESTEK ÇIKIN

235 Total Views 3 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika