...
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12796 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

DİSA: ‘‘Diyalog süreci başlatılmalı’’

22 Aralık 2015 - 675 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»DİSA: ‘‘Diyalog süreci başlatılmalı’’

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) Vakfı Başkanı Dr. Necdet İpekyüz, mevcut tablonun sürdürülebilir bir durum olmadığını ifade ederek, Hükümetin biran önce güvenlikçi politikalar dışında diyalog sürecini başlatması gerektiğini söyledi. Yeniden bir diyalog sürecinin başlatılmaması durumunda; bu sadece bu bölge ile sınırlı kalmayacağının altını çizen İpekyüz, “Ve giderek bu yaygınlık kontrol dışına çıkabilecek, önlenemeyecek bir boyuta gelecek. Buradan siviller hepimiz büyük bir zarar görmüş olacağız” dedi.

Şuan mevcut durumu değerlendirebilir misiniz? Yani Başta Sur olmak üzere bölge’nin 6 İlçesi’nde devam eden sokağa çıkma yasakları, çatışmalar ve operasyonlar sürüyor. Süreç nereye gidiyor?

ŞUANDAKİ TABLO SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL

“Şuandaki tablo sürdürülebilir bir durum değil. Yani bugün yaşadığımız tablo; kimileri 90’lı yıllarla mukayese ediyor. Ancak bu 90’lardan çok farklı bir süreç yaşanıyor. Bugün kentler bombalanıyor, kentlere tanklar girmiş. İnsanlar yerinden yurdundan oluyor ve bir belirsizlik söz konusu. Geldiğimiz aşamada bir tarafta bir politika yürütülürken, ne oldu? Niye bu aşamaya geldik? Soruları pek sorulmuyor. Herkes bugüne endekslenmiş. Herkes bugünü konuşuyor. Tabi bugünü konuşmak çok önemli. Bir kere Türkiye’de Kürt meselesi konuşulmuyor. Bu çok tehlikeli bir şey. Çünkü sonuçta bugün PKK ile yürütülen mücadele, bu yapılanlar kendilerine ait gerekçeler olabilir. Ama Türkiye’den gördüğümüz Ortadoğu’daki dönemde mutlaka Kürt meselesiyle ilgili adım atılması lazım.

GÜVENLİKÇİ POLİTİKALARIN DIŞINDA DİYALOG SÜRECİ GELİŞMİŞTİ

Ve şuanda acilen belki de herkesin kendisine sorması gereken ilk defa güvenlikçi politikalar dışında bir diyalog süreci gelişmişti. Bunun niçin sürdüremedik? Nerelerde tıkanma yaşandı? Bundan sonra ne yapabiliriz? Nihayetinde ne olursa olsun bu mesele konuşulacak. Ve bu mesele ertelendiği sürece ötelendiği sürece artık Türkiye’nin iç meselesi olmaktan çıkmakta, Uluslar arası bir soruna düşünmekte. Ve bugün ciddi bir vahşet ve felaket denilecek düzeyde olaylar yaşanıyor. İşte uzun süre sokağa çıkma yasakları, kültürün, tarihin yok olması, insanların ölmesi, kadın, çocuk, yaşlı, insanların birçok sosyal olanaklardan yararlanamaması gibi şeylerle karşı karşıyayız. Uluslar arası tanımda sağlık sadece hastalık ya da sakatlık olmayışı değil, aynı zamanda ruhsal, sosyal, siyasal olarak da iyilik hali olarak tanımlanıyor. Bugün bunların hiç birisi yok. Bir diğeri de bu dönemlerde dikkat edilmesi gereken insanların dayanışma kültürünün gelişmesi lazım. Birinin sorması lazım. Özellikle Türkiye’de bu bölgede olan bitene insanların gözünü açması lazım, duyması ve konuşması lazım. Bugün Kürtler bölgede yaşayanların herkes görüyor, duyuyor, konuşuyor. Siz nereye giderseniz gidin, bombadan, sokağa çıkma yasağından, gelişmelerden ve Kürt meselesinden söz edilir. Ama Batı bugün 3 maymunun figürü gibi duymuyor, konuşmuyor, görmüyor veya tüm bunları onun lehine gibi yorumlayıp, öyle davranıyor.

KOPUŞ HIZLANDIRILIYOR

Bu kopuşu hızlandırıyor. Ve 90’lı yıllardaki kuşak bugünlerde geldiğinde çok farklı bir öfke ile karşı karşıyayız. Yeni kuşak bugün yaşayan kuşak daha öfkeli hale dönüşebilir.Biran önce tekrar diyalog sürecinin başlaması, nefes alınması lazım. Olmadığı taktirde bu sadece bu bölgede kalmayacak diye düşünüyorum. Ve giderek bu yaygınlık kontrol dışına çıkabilecek, önlenemeyecek bir boyuta gelecek. Buradan siviller hepimiz büyük bir zarar görmüş olacağız”

Hükümetin burada Kürt sorununu gündeme getirmemesi, operasyonlara devam edeceğiz açıklamaları, devam eden çatışmaları meşrulaştırıyor. Hükümet neden Kürt meselesini gündeme getirmiyor. Ya da Müzakereye oturmaya yanaşmıyor?

KÜRTLER ARTIK KÜRT GİBİ YAŞAMAK İSTİYOR

Zaten problemin kendisi orada. Bugün baktığımızda, PKK niçin ortaya çıktı? Veya PKK neden taleplerini dile getiriyor. Kürt meselesinin kendisinde buluyor. Siz Kürt meselesi ile ilgili kafanızdaki çözüm modellerini atamazsanız, yapamazsanız bugün bu yaşananlar olur, yarın daha farklı şeyler çıkar. Sonuçta ne olursa olsun, bu 30–40 yıllık süreçte bir yığın kayıtlar olmasına rağmen Kürtlerde şöyle bir durum gelişti; sınıfsal herhangi bir tabakaya bakmadan, yani ekonomik durumu iyi olan; yoksulu okumuşu, okumamışı, kentlisi, köylüsü, kadını, erkeği, herkes kendi kimliği konusunda artık bir kırmızıçizgi oluşturmuştu. Demokratik bir ülkede özgür eşit yaşamak üzere bir kural koymuş. Bunun modelleri ne olur, ne olmaz tartışılır. Ama Kürtler artık Kürt gibi yaşamak istiyorlar. Bunu herkes de biliyor. Gelenler, gidenler, araştırma yapanlar siz Kürt meselesini hep ötelerseniz, konuşmazsanız ve taksit taksit vermeye çalışırsanız, sonuçta buna benzer olaylar çıkıyor. Hükümetin veya Devletin biran önce adım atması lazım.

İki taraflı restleşmeleri neye yorumluyorsunuz?

RESTLEŞMELERDE PAZARLIK MESAJLARI VERİLİYOR

Şimdi anladığımız kadarıyla bu restleşmelerde bir nevi birbirlerine pazarlık mesajları veriliyor. Olmazsa olmazlar düzeyinde. Fakat olan genel kamuoyunun yaşadığı sürece oluyor. Burada dile çok dikkat etmek lazım. Dili çok iyi kullanmak gerekiyor. Dil dediğimizde siyasi aktörler birbirlerine seslenebilirler ama ortada bir halk ve millet var. Onunda incitilmemesi lazım. Bazen siyasetçiler birbirlerine bir şey söylediğinde, televizyonda izlediğimizde onların söylemlerinden daha çok kendimiz yaralanıyoruz. Kendimizi öfke duyabiliyoruz. Onu çok özen göstermemiz lazım.

DTK’nın 26-27 Aralık tarihinde ‘Özerkliği tartışacağız’ açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

STATÜ TALEBİ TARTIŞILMALI

Sonuçta aslında birbirlerine nefes almaya vesile. Çünkü insanlar neyin ne olduğunu tam anlamış değil. DTK’nın da böyle bir şeyi yapması anlamlı olacaktır. Söyledikleri mesajlarda, bunu tartışacaklarını belirttiler. Bir şeyin ilanıyla hayatta pratikteki karşılığı da olmayabiliyor. Daha önce Özerklik ilan edilmişti, şimdi öz yönetimler söylenmişti. Mutlaka onlar tartışılacak. Ama oradaki söylem artık Kürtleri bir statü talebi olacağı, bu statü talebinin konuşulması gerektiği, tartışılması gerektiği, muhtemelen diyaloga yönelik bir mesajlar olacağını düşünüyorum.

Çağrınız ne?

HEPİMİZİN NEFES ALMAYA İHTİYACI VAR

Şuanda hepimizin ihtiyacı olan bir nefes alma ihtiyacıdır., Bu sürecin sürdürülebilir olduğunu kimse iddia edemez, söyleyemez. Ne olursa olsun bu işin konuşularak çözülmesi lazım. Konuşulmadığı takdirde bu iş bölünmeye kadar gidebilir. Ne kadar erken davranılır; nefes aldırılırsa yararlı olur. Güvenlikçi politikalar Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne kullanılmış, son 40 yılda çok kullanılmış, hiç başarı elde edilmemiş, ilk defa Tayip Erdoğan 2005 yılında Diyarbakır’da söylediğinde, Kürt sorunu vardır. Benim meselemdir. Bu soruna sahip çıkacağız” diyalog meselesi başladığında bizim bilmediğimiz Oslo’da direk Kandil ile görüşmeler toplumda bir rahatlık getirdi. Ve bu iş konuşulabilir düzeye de gelmişti. Tekrar oraya dönmek, burada nefes almak ve konuşmak lazım. Güvenlikçi ve şiddet politikaları bu işin kopartma noktasına götürür” (Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

 Necdet İpekyüz

279 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika