...
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12818 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

“Halk Kayyumu tanımaz”

30 Haziran 2016 - 407 kez okunmuş
Ana Sayfa » Siyaset»“Halk Kayyumu tanımaz”

selahattin demirtas

DBP, DTK, HDP ve HDK eşbaşkanları ve sözcüleri tarafından Diyarbakır’da düzenlenen ortak basın toplantısına katılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Demirtaş’a yöneltilen ilk soru DBP’li belediyelere kayyum iddiası oldu. Demirtaş, yöneltilen bu soruya “Türkiye’deki iç hukuk sistemi hali hazırda belediyelere kayyum prosedürünü ön görmüyor. Ama geçmişte de hatırlıyorsunuz şu anda basın toplantısı yaptığımız Sur Belediyesi, çok dilli belediyecilik kararı aldığı için belediye başkanı ve meclis üyelerinin tamamı görevden alınmıştı. Onların yerine seçimlere kadar Vali Yardımcısı atanmıştı. Bu bir tür kayyumdu. Fakat Türkiye’deki hiçbir yasada belediye başkanını siyasi faaliyetlerinden dolayı ya da partisinin politikalarından kaynaklı uyguladığı gerekçesiyle görevden alma, soruşturma açılma ve açığa alma gibi bir prosedür yoktur” yanıtı verdi.

“HALK KAYYUMU TANIMAZ”

Bu sözlerinin devamında AKP’nin kayyuma yasal dayanak oluşturma yönünde hazırlık içinde olduğunu belirten Demirtaş, “Zaten hali hazırda 31 belediye başkanı hukuk dışı bir şekilde görevden alınmış, 21’i kanun dışı bir şekilde tutuklanmıştır. Ama AKP’nin bahsettiği şirketlere kayyuma benzer bir atama yapabilmesi için yeni bir yasa koyması lazım. Anladığımız kadarıyla zaten hazırlıklarını bu yönde yapıyorlar. Ama şu var; AKP parlamentoda oy çokluğu olduğu için ‘ayakkabı giymek yasaktır’ gibi bir kanun da yapabilir. Ama uygulayabilir mi, uygulayamaz. Yani Türkiye’de ayakkabı giymek yasaktır diye bir kanun çıkarsınlar, ne kadar uygulanabilirse belediyelere kayyum yasası da o kadar uygulanır. Kayyum, halk tarafından tanınmaz, dikkate alınmaz. Ne belediye meclis üyeleri, ne personeli ne çalışanı ne de o bölge halkı seçmediği bir AKP memurunu belediye başkanı olarak tanımaz. Kısacası kayyum yasası yapsalar bile uygulanması imkansızdır” dedi.

“AKP DIŞ DÜNYADA NEFESSİZ KALDI”

Bir gazetecinin “Kürt karşıtlığı üzerine Türkiye-İsrail ittifakı mı kuruluyor?” diye sorduğu Demirtaş, bu soruya şu yanıtı verdi: “Bu anlaşmaların özü Kürt karşıtlığının üzerine kurulmuyor. Tabi ki hükümet ve Saray’daki zat, içerdeki sıkışmışlığını ve Kürtlere karşı düşmanlığı sadece Kürtlere karşı değil, Türkiye’deki bütün muhalif kesimlere karşı yürütüyor. Bu kapsamlı savaşta güç ve zaman kazanabilmek için İsrail, Rusya, Suriye ve Mısır ile anlaşma yolları arıyor. Çünkü Saray’daki zat şuanda işte Uganda ve benzeri dışında, hiçbir ülke kabul etmiyor. Uganda’dan randevu alabiliyor. Ne Amerika ne Avrupa ile randevu alamıyor. Amerikan, Avrupa, Asya ile hiçbir hukuku yok. Hiç kimse ile görüşmek istemiyor. Dış dünyada nefessiz kaldı. İçerideki savaşı da yürütemez hale geldi. Yeni bir nefes borusu açabilmek için savaşı derinleştirip sürdürülebilir halde tutmak için bu ilişkileri yeniden kurmaya çalışıyor. Biz dış dünya ile ilişki kurulmasına karşı değiliz. Ama ilkesizlik, omurgasızlık ve kaypaklık üzerine bir dış politika yürütülmez. Daha geçen haftaya kadar kabadayılık ile yürütmeye çalıştığı dış politikada, bugün tükürdüğünü yalayan bir dış politika anlayışına geçilmişse böyle bir dış politikaya hiç kimse saygı duymaz.

“BATI, TÜRKİYE’DEN ÇOK ÜRKÜYOR”

Türkiye zaten çok itibarlı bir ülke olarak yönetilmiyordu. Ama AKP döneminde hani sıfırlarda olan itibar eksilere düştü diyebilirim. Dış dünyadan Türkiye’ye bakılınca artık IŞİD destekçisi hatta IŞİD ideolojisine sahip bir partinin iktidarda olduğu ülke olarak görülüyor ve herkes Türkiye’den korkuyor. Özellikle batı, Türkiye’den çok ürküyor. IŞİD’i desteklediği, beslediği dünyaya terör yaydığı şeklinde bir artık terör hükümeti algısı oluştu. Bunu da herhalde biz yaratmadık. Mevcut hükümet kendi pratiğiyle yarattı. Şimdi İsrail, Rusya anlaşmaları bütün bunları da kolay kolay düzeltmez. Bir defa da bu ilişkiler düzelmez. Çok ciddi kırılmalar, yıpranmışlıklar var. Özellikle ekonomiye yansıması birkaç yıl sonra ancak olabilir. Türkiye ve Erdoğan taviz vermeden bu anlaşmaların ve barışın olmayacağı görülüyor.”

“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SATIŞ MÜDÜRÜ”

Demirtaş’a, yine Erdoğan’ın Mavi Marmara gemisiyle Gazze’ye yardım götüren İHH’ya yönelik “Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün Başbakanına mı sordunuz?” çıkışı da soruldu. Öncelikle buna şaşırmamak gerektiğini söyleyen Demirtaş, Erdoğan için sarf ettiği bu sözleri nedeniyle “Türkiye’nin en büyük satış ve pazarlama müdürü” tanımlamasında bulundu. Demirtaş, devamında ise “Satmadığı kimse kalmadı. Sata sata Saray’a çıktı. Değerlerini, arkadaşlarını, yoldaşlarını birlikte parti kurduğu insanları, cemaatleri, ona destek olmuş olan demokratları, liberalleri, gazetecileri, Avrupa Birliği’ni, Kürtleri, Alevileri ve kiminle diyalog kurmuş ise tamamını bugüne kadar satarak iktidar gücünü elde etti ve sağlamlaştırdı. Mavi Marmara ile ilgili bizden önce İHH’nin ve Mavi Marmara’da yaşamını yitiren ailelerin çıkıp bir şey söylemesi lazım. Yani bu kadar büyük bir katliamdan sonra bunun rantını yemek için meydanlarda Mavi Marmara diye dolaşmış, oy toplamış birinin yıllar sonra Mavi Marmara’yı bir kenara bırakıp İsrail’den yana tavır koyması herhalde küçük bir detay olarak tarihe not düşmeyecek. Bu büyük bir kırılmadır. Çok açık ve net bir şekilde terör devleti olarak ilan ettiği İsrail’i Gazze’de ablukayı ve Filistin’e karşı katliamlar yürüttüğünü söylediği, İsrail devletini şu anda ittifak müttefik ve güçlü bir işbirliği yürüteceği devlet olarak tanımlıyorsa, bunun hesabını sadece bizim değil AKP’ye oy vermiş toplumsal kesimlerinde sorması lazım. Samimiyetle söylüyorum ben hiç şaşırmadım. Yani tam da kendisinden beklenen tavır budur. Kullanıp mendil gibi atmak kendisinin tarzıdır. Zannedersem Türkiye artık daha iyi anlıyordur bunları. Kendisini yıllardır çözmüştük ama Türkiye toplumu bu karakteri bu zihniyeti her gün biraz daha iyi anlıyor” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan için bunları söyleyen Demirtaş’a basın mensuplarınca yöneltilen bir diğer soru “Dış politikada bu tavır değişikliğine gidilmesiyle, içeride size nasıl yaklaşılacağını düşünüyorsunuz. Yeni bir ittifak var mı?” oldu.

“ERDOĞAN BÜTÜN KAPILARI KAPATMIŞ DURUMDA”

Bu soruya “Kısa vadede bir müzakere ihtimali görünmüyor. Erdoğan bütün kapıları kapatmış durumda ve savaştan besleniyor. Cenazelerden besleniyor. Dikkat edin her gün ‘Toprak ancak kanla sulanırsa vatan olur’ diyor. Oysa dünyanın en fazla kanla sulanmış topraklarında yaşıyoruz. Bu topraklar insanlığın var olduğu medeniyetin var olduğu topraklardır. Dünyada bu kadar kanla sulanmış başka toprak yoktur. Ama beyefendi doymuyor. Toprağın değil, kendi gıdasının kanla beslendiğini artık herkes iyi biliyor. Yoksa topraklarımız kana ziyadesiyle doydu. Binlerce yıldır bu topraklarda kan akıyor” sözleriyle yanıt veren Demirtaş, şöyle devam etti: “Şimdi bu kafa, devleti avucunun içinde tuttuğu müddetçe ille de kanla besleyeceğiz, sulayacağız bu toprakları dediği müddetçe bu ülkeye barış gelir mi? Savaşın açık çığırtıcısı ve çağırıcısı belli işte. Kendisi her gün yapıyor. ‘Daha fazla kan sulayalım yoksa vatan olmaz’ diyorlar. Biri de çıkıp bu ‘Kan kimin kanı kardeşim’ diye sormuyor. Fakir fukaranın kanı. Bakanların, vekillerin, bürokratlarının ve generallerinin hangisinin evladı buralarda askerlik yapıyor. Hangisi Cudi’de, Gabar’da bir gece nöbet tutuyor. Bir tanesi de yapsın. Kan ise senin çocuğunun kanı da kırmızı. Senin çocuğunun kanı daha mı kırmızı yani daha mı değerli? Niye halkın evlatları üzerinden bu kadar popülist politika, kendi iktidarını güçlendirecek politika yapıyorsun. Bu anlayış orada olduğu müddetçe barış müzakerelerinin ihtimali hiç yoktur. Bu anlayışın geriletilmesi lazım. Bunu da sadece halklar yapabilir. Kimse bize yüklemesin. Kim ki bu gidişattan şikayetçi ise sesini yükseltsin. Karadeniz’de, Trakya’da, Ege’de, İç Anadolu’ da eğer buna karşı bir itirazı varsa insanlar sesini yükseltsin. Bizimle el ele versinler ve ‘barış istiyoruz’ desinler. Biz evlatlarımızı saraya kurban etmek istemiyoruz desinler. Bu vatan, daha ne kadar topraklarında kan emecek bunu asker ve polis anneleri çıkıp söylesin. Kürt anneleri bu kadar barış barış diye sokaklarda iken onlar da çıksın itiraz etsinler. O zaman ülke daha aydınlık olacak barışa müzakere edecek. Diyalog bu şekilde ilerleyecek. Onun dışında Suriye, Rusya, Mısır görüşmeleri tam tersine buradan aldığı güçle içerdeki savaşı büyütmeyi hesaplayacaktır.”

216 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika