Dolar : Alış : 3.7941 / Satış : 3.8009
Euro : Alış : 4.0420 / Satış : 4.0493
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir10°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11864 İçerik Bulunuyor.

İsyankâr ve sabıkalı kent: Lice

26 Ekim 2015 - 442 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»İsyankâr ve sabıkalı kent: Lice

Büyük İskender’e bile kafa tuttular, Şex Said ve PKK’ye kucak açmakla anıldılar, bedelini ise yüzyıllardır ödüyorlar. 1975’te depremle yıkıldı, 1990’lı yıllarda askerler tarafından yakıldı. Ama Lice küllerinden yeniden doğdu.

“Önce bir ıslık sesi, sonra büyük bir patlama. Lice’nin nazlı bedenine roketler iniverdi kobralardan. Acılı çığlıklar adeta kulakları sağır etti. Kanadı Lice’nin nazlı bedeni… Mavi, gri ve kara dumanlar kapladı Lice’yi. Evler birer birer yandı, insanlık orada kanadı. Gökyüzü şahit, yeryüzü ise dövülendi o gün.” Bu ifadeler 22 Ekim 1993’te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve 17 kişinin hayatını kaybettiği Lice katliamının canlı tanığı avukat Yunus Muratakan’dan. Aslında bir yıldır 20 yıl önceki vahşetin tanıklarını ararken kapısını çaldığım her Liceli ‘Lice’nin Feryadı/Hewara Lice’ belgeseli için hemen hemen aynı ifadeleri kullandı: “O gün kıyamet günüydü bizim için.”

 SAVCI FIRAT’IN ÖTE YAKASINDA

Bu vahşet, 20 yıllık zamanaşımı dolmadan Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun’un hazırladığı iddianameyle durduruldu. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 21 Ekim’de kabul edilen iddianame, Ergenekon’un Fırat’ın öte yakasındaki faili meçhulleri açığa çıkarma adına da fırsat doğurdu. İddianameye göre, tanıkların anlattığı gibi Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, devlet içindeki derin güçler tarafından öldürüldü ve bu cinayet Lice’nin yakılmasına gerekçe yapıldı. İddianamedeki ifadeler de Licelilerin 20 yıllık feryadını haklı çıkardı.

GİZLİ TANIK İTİRAFI

Savcı’nın iddianamesinde şöyle deniyor: “Operasyonu Diyarbakır Jandarma Komutanı olan şüpheli Eşref Hatipoğlu yönetmiştir. Resmi tutanaklarda PKK ’nın ilçeye saldırması nedeniyle bu sonucun meydana geldiği yazılmış, ancak örgüt o gün ilçeye kendilerine ait hiçbir gruptan saldıranın olmadığını ileri sürmüştür. Aradan geçen 20 yıla rağmen saldırıya katıldığı tespit edilen örgüt mensubu olmamıştır… ‘Ataç’ kod isimli gizli tanık, beyanında, 1993’te Bahtiyar Aydın’ın Diyarbakır’a Jandarma Bölge Komutanı olarak atandığını, o zamanki rütbesinin tuğgeneral olduğunu, aynı dönemde Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın da Abdülkerim Kırca’ya bağlı olarak Diyarbakır JİTEM’de Tim komutanı olarak görev yapmakta olduğunu, okuldaki anlaşmazlıklarının da Diyarbakır’da devam ettiğini, Yanardağ’ın Aydın’ı kast ederek, ‘ Ankara ’da bu heriften kurtulamadım, buraya geldim yine kurtulamadım, bu adam benim kurmay olmamı engelleyecek, bundan ancak öldürürsem kurtulurum, başımıza bela oldu’ şeklinde kendi kendine sürekli konuştuğunu anlatmıştır. Tanık, ayrıca, Cemil kod isimli itirafçı şahısla birlikte Tünay Yanardağ’ın, JİTEM adına bir duyum raporu hazırlayarak 22 Ekim 1993 tarihinde Lice’ye kalabalık bir terör örgütü mensubu tarafından eylem ve saldırı yapılacağını Diyarbakır’daki bölge komutanlığına bildirmesi neticesinde, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da birlikleri yerinde kontrol etmek, herhangi bir olumsuzluk yaşanmasını engellemek amacıyla korumaları ile birlikte helikopterle Lice’ye gittiğini, helikopterin iniş yaptığını, Aydın’ın helikopterden indikten sonra tugaya girdiği sırada, yaklaşık 300 metre mesafede çaprazında kavaklık bölgeden ‘Kanas’ ile Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın organizesi ile tetikçilik görevini yapan Cemil kod veya aynı infaz timinde görevli bir başka kişi tarafından vurularak şehit edildiğini beyan etmiştir.”

LİCELİLER MÜDAHİL OLACAK

İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Bu davayla ilgili olarak 2001’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) dostane çözüme giderek “yaşam hakkını ihlal”den devletten 4.1 trilyon lira tazminat alan Liceliler, 16 Ocak 2014’te ilk duruşması görülecek davaya müdahilliğe hazırlanıyor.

KADERİNİ DEVLET ÇİZDİ

1925’te Şex Said isyanında, 22 Ekim 1993 ve 4 Ağustos 1994’te PKK saldırıları gerekçe gösterilerek yakılan Lice, neden hep olaylarla anılır oldu? Yaşadıkları, ezelden ebede feryat ve çığlık seslerinin eksik olmadığı ilçenin kaderi miydi? Sadece bu vahşeti mi yaşamışlardı? Bu soruların yanıtını, isyanların mekanı Lice’nin geçmişinde bulmak mümkün. Tarih kitaplarında geçer Büyük İskender, Pers seferine giderken askerlerini sakladığı Bırkleyn Mağaraları’nın yanındaki Lice’ye de el koyar. Burada Şiro isimli halk kahramanı Büyük İskender’in zulmüne karşı dağa çıkar. Şiro Dağları’nın hikayesi de buradan gelir. Şex Said ana karargahını Lice’de kurup iki bin atlıyla Diyarbakır’a buradan saldırır. Abdullah Öcalan ve arkadaşları PKK’nın kuruluş yeri olarak tercih ettiği yer, yine Lice’dir.

Kürt ulusal bilincinin ilk yerleşim yeri olmasının bedelidir aslında yaşadıkları Lice’nin. 1990’lı yıllarda dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in deyimiyle “denizi kurutma”nın ilk uygulama merkezi Lice oldu. Kürt işadamlarının infazına ilk olarak Liceli işadamı Behçet Cantürk’le başlandı, ilk köy boşaltmalar, gözaltında kayıplar, yerinde infazlar burada yaşandı, 22 Ekim 1993’teki toplu katliam provası ise tarihe kara bir leke olarak girdi. 4 Ağustos 1994’te de 70 yaşındaki Tahir Kozat evinde diri diri yakıldı.

38 YILDIR PREFABRİKTE

Devlete göre nifak tohumlarının ekildiği bir yerleşim merkezi oldu Lice. 1975’te sadece 23 saniye süren 6.6 şiddetindeki depreme 4 bin kurban verdi, aradan geçen 38 yıla rağmen hâlâ bir kalıcı konut yapılmaması bunun en bariz göstergesi. MİT’in 1971’de Diyarbakır Askeri Mahkemesi tarafından yürütülen Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) dava dosyasına eklenen, 1965 tarihli “çok gizli” ibaresine sahip ve kırmızı mührün vurulduğu bir istihbarat raporu ise, devletin Lice’ye olan bakış açısını açıkça ortaya koyuyor. DDKO davasının avukatı, Diyarbakır eski Baro Başkanı Fethi Gümüş, bakın nasıl anlatıyor o raporu: “O raporda Lice’nin bombalanması şöyle ifade ediliyordu; Lice, tüm isyanların merkezi olmuştur. Çıkacak ilk Kürt isyanında da havadan bombalanmalıdır. Lice dağlarında hava boşluğu var, bombaların sekmemesi için pilotlarımız bu hava boşluklarını dikkate almalıdır.”

MİT’in bu raporu ve Lice’nin geçmişte yaşadıkları, ne hükümetlerin bu kente bakış açısını değiştirdi ne de Licelililer muhalefetinden vazgeçti. (Veysi POLAT)

fft64_mf1741868

112 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort