Dolar : Alış : 3.8176 / Satış : 3.8244
Euro : Alış : 4.0684 / Satış : 4.0758
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir11°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11871 İçerik Bulunuyor.

Kaya: AKP İttihat ve Terakki konseptinde!

05 Kasım 2015 - 843 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»Kaya: AKP İttihat ve Terakki konseptinde!

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya 1 Kasım seçimleri ve sonrasını değerlendirdi. Oldukça çarpıcı açıklamalarda bulunan Kaya, 7 Haziran seçiminden sonra AK Parti’nin izlediği siyaset mühendisliğinin tam da bir İttihat Terraki konsepti olduğunu belirtirken, Kırk yılını dolduran PKK’nin, 5 yılını dolduran bir PYD’de kadar akıcı ve stratejik davranamadığını savundu. Bugün gelinen noktada hem AK Parti’nin Devlet olarak hem de HDP’nin bu süreçte çok iyi ders alması gerektiğine işaret eden Kaya, AK Parti’nin şuanda Kürt sorunundaki çözüm önerisinin tamamen çatışmayı dayatan bir öneri olduğunu söyledi.

İşte o çarpıcı röportajın tamamı;

AKP’NİN İZLEDİĞİ SİYASET İTTİHAT VE TERAKKİ KONSEPTİYDİ

Sayın Kaya 1 Kasım seçimlerini kısaca değerlendirebilir misiniz? AK Parti 7 Haziran’da nasıl bir politika çizdi?

“7 Haziran seçiminden sonra özellikle Kürt siyasetinin bölge partisi olmaktan çıkıp Türkiye partisi olması ve bundan da büyük başarı elde etmesi yalnızca siyaseti ürkütmedi aynı zamanda Türkiye’nin Devlet refleksini de harekete geçirdi. Çünkü bölgeyi yönetmeye aday olan bir parti biran anda Türkiye’yi yönetebilir bir bütünün önemli bir parçası haline geldi. Devletin bu refleksi ve davranış kalıbı bize Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki İttihat ve Terraki davranış kalıbını hatırlatıyor. 7 Haziran seçiminden sonra AK Parti’nin izlediği siyaset mühendisliği tam da bir İttihat Terraki konsepti. Yaptığı uygulamalar tamamen onları andırıyor. Bu da zaten AK Parti’nin süreç içerisinde Devletten etkilenip onun kalıbına büründüğünü ve artık geçmiş kuruluş felsefesinden uzaklaştığını gösteriyor. Ama şunu da biliyoruz ki, İttihat Teraki’nin Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürt sorununa yaklaşımında olayın çözümünden değil ertelenmesini sağlamış hatta daha da derinleşerek, bugüne kadar gelmesine sebep olmuştur. Eğer AK Parti buradan 7 Haziran’dan ve bugüne gelinen noktadan doğru bir ders çıkarmazsa, yani aynı ruh hali ile devam ederse Kürt siyasetine karşı endişem odur ki Kürt sorunu daha da derinleşecek, Türkiye’nin bölünmesine sebep olabilecek kadar büyüyecektir. Umarım bu konularda hızla uzaklaşır gerçek anlamda sorunun kalıcı çözümün bulur.

Peki, Kürt Siyaseti yani PKK’nin izlediği politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

PKK, PYD KADAR AKICI VE STRATEJİK DAVRANAMADI

Kürt siyaseti de bu konuda çok masum değil. Onu da görmek lazım. Yani Kırk yılını dolduran bir PKK,5 yılını dolduran bir PYD’de kadar akıcı ve stratejik davranamadı. Çatışmayı kim başlatırsa başlatsın; ister AK Parti, ister PKK. PKK’nin buna karşı davranış kalıbı bu olmamalıydı. Şiddeti tırmandırmamalıydı, şiddeti sokaklara, kent merkezlerine taşıyacak bir boyuta getirmemeliydi. Çatışmaya girmemeliydi. Çatışmaya girmek; 7 Haziran öncesi Kürt siyasetinin, PKK’nin ve beraberinde PYD’nin Dünya kamuoyunda vicdanlarda geldiği noktayı biran da aşağı çektiler. Ama bakın PYD ne yaptı. PYD’ye üçüncü defadır Türkiye hükümeti operasyonlar ile taciz etmesine rağmen henüz 5 yıllık geçmişi olan PYD çok stratejik ve akılcı davranarak, uluslararası kamuoyu desteğinin ortadan kalkmaması için hiçbir karşılıkta bulunmuyor. Yani siz gerçekten bir mücadele veriyorsanız bu mücadeleyi sadece şiddeti uygulayarak ve gücü göstererek, kazanım elde edemezsiniz. Bazen yerinizde durmanız, sessiz kalmanız tepki göstermemeniz bile size büyük kazanımlar elde etmenizi Sağlar Maalesef PKK bunu gösteremedi. Bakın PYD çok net ve akılcı bir şekilde gösterebiliyor. Burada Hdp nin de PKK’ye yönelik tavrının yumuşaklığı da etken oldu. Daha net tavırlar, daha sert ve daha kapsayıcı tavırlar gösterebilirdi ama bunu yapmadı. Bu da bizim biraz da Kürt siyasetinin hatası olarak düşünebiliriz.

AK PARTİ’DE HDP’DE BU SÜREÇTE DERS ALMASI LAZIM

Bugün gelinen noktada Devlet refleksi ile hareket eden AK Parti’nin nasıl bir iç ve dış politika yürütmesi gerekiyor?

Bugün gelinen noktada az önce saydığım nedenlerden dolayı hem AK Parti’nin Devlet olarak hem de HDP’nin bu süreçte çok iyi ders alması gerekiyor. Çünkü sonuçta olay sadece olay Türkiye’nin kendi iç sorunu olmaktan çıkıp, Ortadoğu’nun en önemli sorunu haline geldi. İşin içine askeri birlikleriyle Rusya ve Amerika’nın girdiği bir Suriye olayı var. AK Parti’nin hızla Suriye politikasında yüzseksen derece bir dönüş yapması gerekir. Yapmadığı taktirde 4-5 yıl içerisinde bugün Suriye’de yaşananların aynısını Türkiye’de yaşayabiliriz. Çünkü şu bir gerçektir; Suriye’deki IŞİD teröristleri er geç Suriye’den boşaltılacak. Şuan bunların gidebileceği en uygun alan ve ülkenin onlara olanak sağlaması anlamında değerlendirdiğimiz zaman Türkiye’yi görebiliyoruz. Türkiye’nin bu politikayı değiştirmesi lazım. Yani burası IŞİD’in çöplüğü haline gelmemeli. Kesinlikle buraya yerleştirilmemeli. Eğer bu olay devam ederse, bu süreç içerisinde Türkiye’yi çok farklı noktalara götürür ve biz Suriye’den daha beter hale geliriz.

AK Parti’nin Kürt sorununa yaklaşımı ve çözüm stratejisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP’NİN KÜRT SORUNUNDAKİ ÇÖZÜMÜ ÇATIŞMAYI DAYATIYOR

AK Parti’nin şuanda Kürt sorunundaki çözüm önerisi tamamen çatışmayı dayatan bir öneri. Çünkü ‘ya terk edeceksin, ya savacağım’ ile bugüne kadar bir çözüm dünyanın hiçbir etnik çatışmalı bölgelerinde çözüm olarak olmamıştır. Bunun tek bir yolu vardır. Oda diyalog ve müzakeredir. Öncelikle PKK’nin 1 Kasım seçimlerinden önce başlattığı eylemsizlik modû oldukça önemli ve değerlidir. Bir kere bunu böyle görmek lazım. Gecikmiş olsa bile. Hükümetinde biran önce bu çatışmayı durdurması lazım.Yani siz sadece operasyonlarla ne örgüt üzerinde bir etkinlik elde edebilirsiniz, ne de bu sorunu çözebilirsiniz. Ayrıca Ülkenin ekonomisine de büyük bir yük bindirirsiniz. Burada çözüm yok. Burada başka bir şey hedefleniyorsa yani süreç içerisinde AK Parti kendini başka bir Milliyetçi noktada konumlandıracaksa şunu da görmesi lazım. 90’lı yıllarda Milli Güvenlik Kurulunda alınan kararlar, ülkenin tüm siyasi partilerinin kabulü ile hayata geçirilen kararlardır ve bu bölgede gerek sivillere gerekse örgüte yönelik çok yoğun operasyonlar yapıldı. Sonuçta ne oldu? Bugüne geldiğimizde AK Parti iktidarı bile o dönemin yapılan operasyonlarının bu dönemin yaratılmasındaki en büyük etken olduğunu söylüyorlar. Yani sorunun derinleşmesindeki en büyük etkenlerden biri 90’lı yıllara dayanan politikaların yanlışlığı.

90’LARDAKİ YANLIŞI ŞİMDİ AKP’YE YAPIYOR

Şimdi aynı yanlışı AK Parti’de yapmaya başladı. Yani güvenlik sınırları ortadan kaldırıp, tamamen barış kardeşlik mesajı veren AK Parti,biran anda 90’lı yıllardaki “tek bir terörist kalmayana kadar operasyonlara devam” söylemlerine döndü. Bu söylem sadece Türkiye’ye kaybettirir. İnsan ve mal kaybına sebep olur. Ve bu ülkeyi yaşanmaz hale getirir bu süreç içerisinde. Onun için AK Parti’nin bu sorunu kaba kuvvet ile çözmekten vazgeçip biran önce henüz ipler sorunun çözümünde tamamen Türkiye’nin ve Türk aktörlerinin elindeyken Hükümet’in ve Abdullah Öcalan’ın elindeyken, HDP varken, bunların değerini bilerek, bu sorunu yeniden konsepti daha kapsayıcı şekilde gerçekten hangi limana gidileceğini önceden bilineceği bir yol haritasının çıkarılarak bir sürecin başlatılması gerekir. Sadece çatışma ile sorunu çözmeye kalkarsa AK Parti bir seçim galibiyeti, şımarıklığı kesinlikle onların bu işte destek olacakları inancı oluşturmasın. Bu seçim galibiyeti bir süre sonra kendilerinin altında kalacağı başka mağlubiyetler yaratır. Onun için biran önce diyalog ve müzakere çözümünü getirmesi gerekir.

7 Haziran öncesi ağır aksak da olsa sürdürülen bir çözüm süreci vardı. Ve 2,5 yıl devam etti. Ancak, çatışmaların başlamasıyla birlikte bu süreç askıya alındı. Bir diğer tabiri ile ‘Buzdolabına’ saklandı. Sizce sürecin yeniden ele alınması gerekiyor mu? Nasıl?

ÇÖZÜM SÜRECİNİN YENİDEN ELE ALINMASI LAZIM

Çözüm sürecinin aslında birçok eksiği vardı. Hangi limana gideceği belli değildi. Tamamen kapalı kapılar ardında yürüyen bir çözüm süreciydi. Yasal dayanakları zayıftı. Bir makyajdan ibaretti o çözüm süreci. Ama artık ondan çıkması lazım. Daha yasal ayaklarının oluştuğu, sonuçta yüzde 89’a yakın oy alan üç tane siyasi parti bu sorunun yasak ayaklarının oluşmasının gerekli olduğunu ifade ediyorlar. AK Parti, CHP ve HDP’de buna dâhil. Böyle bir ortak akıl da yaratılmışken biran önce bunu sağlamak lazım. Bunu kalkıp başka bir çıkar için değerlendirirse AK Parti bunu da harcamış olur ki, ülke nispetten, ekonomik, siyasi anlamda olsun önemli bir noktada. Ama yarın önümüze ne çıkacağı belli olmaz. Ülkenin ekonomik ve siyasi anlamda daha karışık olduğu bir ortamda bu kararları Meclis’ten çıkarmakta daha kolay olmayacaktır. Onun için henüz bugün bu dediğim ekonomik ve siyasi istikrar varken, bu sorunu Meclis’te yasal ayaklarıyla birlikte çözmek gerekir.

ÖZERKLİK BÖLEN DEĞİL BİRLEŞTİREN BİR KAVRAMDIR

Bildiğiniz gibi HDP ve DBP tarafından Özerklik kavramı sürekli dinlendiriliyor. Sizce özerklik nedir? Uygulanabilirliliği var mı? Kısaca bir tarifini yapabilir misiniz?

Burada gerçekten yaşadığımız olaylardan herkesin ders çıkarması gerekiyor. Bugün artık Diyarbakır’da ne Kürtler 80’li ve 90’lı yılların Kürtleri, ne de Devletin 90’lı yıllar gibi bir anlayışı yok. Yani Türkiye’De sorunları konuşarak ve demokratik yöntemlerle çözmemiz gerekiyor. Geçmiş yıllarda başarıya ulaşmamış, insan odaklı olmayan çözümler ne örgüt, ne HDP ne de Devlet tarafından hayata geçirilmeye çalışılmamalı. Burada şunu söylüyorum; Evet özerklik yapılacaksa, zaten şuanda bölgede 100’den fazla BelediyeBaşkanına sahip olan Halkların Demokratik Partisi var ve Belediye Başkanlarının hemen hemen tamamına yakını büyük farklarla belediyeleri ve yerel yönetimleri kazanmışlar. Özerklik dediğimiz kavramlar daha çok yerel yönetimlerin üzerinden geliştirilen yöntemlerdir. Bu yöntemlerde hem insanlar hem topluluklar kazanır. Yani hem Kürtler kazanır, hem de Türkiye kazanır. Dünyadaki bütün Özerklik yönetimlerde temel felsefe budur.Özerkliğin temel felsefesi azınlıkların kendilerini o ülkeye ait etme duygularının ve hakim olma duygularının gelişmesidir. Yoksa o ülkeden kopma değildir. Bunu bu çerçevede görmek lazım. Eğer hedef özerklik ise ki gerçekten artık ademi merkeziyetçi yönetim olması gerekir. Yani bu bölgenin ve Türkiye’nin ademi merkeziyetçi yani yerelden yönetilmesi zorunludur artık. Bunun yöntemlerini doğru koymak lazım. Özerklik bölen değil, birleştiren bir kavramdır. Bunu Türkiye’nin batısının da, Hükümeti’nin de, HDP’nin de bir kez daha net olarak görerek, tavrını ona göre geliştirmesi gerekir. (Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

DİTAM Başkanı Mehmet Kaya 1

DİTAM Başkanı Mehmet Kaya..

DİTAM Başkanı Mehmet Kaya

184 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort