...
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 12818 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kurt: “Vebal, yanlışı söylemeyenlerindir”

17 Aralık 2015 - 853 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportaj»Kurt: “Vebal, yanlışı söylemeyenlerindir”

AK Parti Diyarbakır Eski Milletvekili Abdurrahman Kurt, Yaşananların bu raddeye varmadan durdurulması gerektiğine işaret ederek, “O insanların hayatı da riske edilmeden, bu toplum da bu şekilde mağdur edilmeden kapalı kapılar ardında ‘bu yanlış’ dedikleri şeyi çıkıp aleni bir şekilde Kandil’e söyleme cesaretini HDP’li vekiller göstermedi. Bu bir vebaldir. Ve bu vebal maalesef bugün o alanda siyaset yapanların boynundadır” dedi.

SOKAK İŞGALLERİ VAR

Bölgede bir sokak işgalinin söz konusu olduğunu vurgulayan Kurt, “Sokak işgallerinin yanında çağrıda var. Özellikle vatandaş bundan çok rahatsız. Şehrin ekonomisi çöktü, insanlarımız yeniden göç yollarına düştü ve onlar beklediği bir toplu ayaklanma gerçekleşmiyor. İnsanlar Türkiye’de yaşamak istiyorlar” dedi.

AK Parti Diyarbakır Eski Milletvekili Abdurrahman Kurt, Diyarbakır ve Bölge’deki 5 ilçede halen devam eden çatışmalar, operasyonlar ve sokağa çıkma yasağı ile çözüm sürecini haberdiyarbakir.gen.tr’ye değerlendirdi.

ÇÖZÜM SÜRECİNİ KANDİL AKAMETE UĞRATTI

Büyük emeklerle yola konulan, besleyip, 3 yıldır umut hale getirilen çözüm sürecinin Kandil’in Suriye savaşından dolayı akamete uğratıldığını ifade eden Kurt, “Nihayetinde bir sokak işgali söz konusudur. Sokak işgallerinin yanında çağrıda var. Özellikle vatandaş bundan çok rahatsız. Şehrin ekonomisi çöktü, insanlarımız yeniden göç yollarına düştü ve onlar beklediği bir toplu ayaklanma gerçekleşmiyor. İnsanlar Türkiye’de yaşamak istiyorlar.

KREDİ KANDİL TARAFINDAN KÖTÜ KULLANILDI

Kurt, HDP’in oy oranının yükselmesi, elinin güçlenmesi ve siyasetin o alanda Kürtler adına daha güçlü yapılabilmesi için bir kredi açıldığını belirterek, şöyle dedi: “Maalesef o kredi Kandil tarafından çok kötü kullanıldı. Bunu HDP’deki birçok arkadaşımız da zaten itiraf ediyorlar. Ama onların bile gücünün çok aleni söylemeye yetmediği bir ortamda düşünün ki vatandaşın nasıl tepkisini gösterebileceğini, korkudan ne kadar ortaya koyabileceğini hep beraber müşahede ediyoruz.

KORKU TOPLUMUNDAN KİME NE FAYDA GELEBİLİR?

Şimdi korku toplumundan kime ne fayda gelebilir, Bunu özellikle bakıyorum kışkırtan bazı beyaz Türkler ve Beyaz Kürtler beni en çok da üzen bu zaten. Kendi sıcak yuvalarında savaşı şiddeti kutsallaştırırken, Kürtler üzerinden kendi hesaplarını yapmaya çalışıyorlar. Siyasi bir rant alanda bir yere gelmeye çalışıyorlar. Ve bunları yapanların çoğunluğunun tuzu kuru. Bunların kimin olduğunu Diyarbakır’da yaşayanlar biliyor. Türkiye’nin Batısında da özellikle AK Parti ve Tayip Erdoğan ile sorunu olan bütün kesimler Kürtler üzerinden hesaplarını görmeye çalışıyor. İşte orada yaşayan halkımız Kürtler ve özellikle Diyarbakır, Cizre, Silopi gibi yerlerde bu eylemlerin yapıldığı yerde bu insanlar çekiyor. Kürtler dışında kaçanlar oldu kendi yuvalarından. Dolayısıyla HDP içinde bir yiğit çıkıp diyemiyor ki; “Arkadaş bu yaptığınız yeter” diye. Altan Tan, taktire şayan bir açıklama yaptı. O anlamda gerçekleri söyledi orada”

BOMBA, ROKETLERİN OLDUĞU BİR BÖLGEYE OPERASYON YAPMAMAK NE KADAR MANTIKLIDIR

“Ellerinde silah, bomba, roket olan insanların bulunduğu bir bölgede devlete operasyon yapma demenizde ne kadar makul ve mantıklıdır” diyen Kurt, “Ne zaman böyle bir savaşta PKK galibiyetini ilan etti de, bağımsızlık ilan edercesine bir tavra giriyor. Bunlar gerçeklerle ne kadar bağdaşır, bunun bedelini bu halkın ödemesi ne kadar doğru Tüm bunlar içimizi acıtan şeyler. Öte yandan bunun zamanında yapılmamasından kaynaklı buna mukabil devletin geliştirdiği operasyonlarında bir sürü can kaybı yaşanacak.

BU VEBAL, ‘YANLIŞ’I HAYKIRMAYANLARIN BOYNUNDADIR

Şimdi bu raddeye varmadan durdurulmalıydı. O insanların hayatı da riske edilmeden, bu toplumda bu şekilde mağdur edilmeden, kapalı kapılar ardından bu yanlış dedikleri şey çıkıp aleni bir şekilde Kandil’e söyleme cesaretinde bu arkadaşlarımız göstermedi. Bu bir vebaldir. Ve bu vebal maalesef bugün o alanda siyaset yapanların boynundadır. Çünkü öbür türlüsünden çözümmüş gibi söyleyip yalandan konuşuyormuş gibi operasyon yapmayıp demenin hiçbir karşılığının olmadığı dünyadaki bütün insanlar bilirler. Bunu çözümmüş gibi söyleyip sanki bunu ben çözümü istedim de siz yapmadınız deyip hükümete atmanın hiçbir karşılığı yok. Ve bu karşılığı olmayan cümlelerin arkasında da halkın büyük bir mağduriyeti var. Bu hepimizi üzüyor. Biran önce ama biran önce HDP’nin Kandil’e heyetler gönderip bu işten vazgeçmelerini bu halk adına taşıdıkları vekâlet üzerine söylemeleri gerekiyor. Ve belki bu şekilde daha fazla can kaybı olmadan bu ölümlerin önüne geçme şansımız olur. Bunun ötesinde bir çıkıp görmüyorum” şeklinde konuştu.

HDP TAVRINI NET KOYSAYDI BUNLAR YAŞANMAZDI

Kurt, HDP’nin tavrını net ortaya koyması durumunda bu olanların yaşanmayacağını vurgulayarak, “Savaş dilinin ortaya koyduğu tablo bunu zorunlu olarak beraberinde getiriyor. Biz elbette hani saçının kılı diyeceğimize zülfünün teli değsin cümlelere elbette daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Ama gerçekçi olmak adına söylemek gerekirse Ülkenin Batısı neredeyse inşaat halinde, nasıl bir bölge işgal edilirde, hükümet devlet bu kadar toleransı uzatarak bu işlemi yapar şeklinde sesler duyuyoruz. Kanı, şiddeti, terörü teşvik eden şeyler. Dolayısıyla bundan baktığımız zaman hepimiz özellikle şunu kabul etmeliyiz. Bir eylem varsa, bir operasyon olmak zorundadır. Bu olmak zorunda olan operasyon, o bölge halkının kamu güvenliğinden sorumlu olan devletin mecburi bir görevi haline geliyor. Ama bunu yaparken işlenen insan hakları ihlalleri, üsluptaki ötekileştirici diller bütün bunlarda en az bu operasyonları yapan insanların dikkat etmesi gereken şeylerdir. Fakat mesele keşke operasyonlara gelmeden biran önce biz bölge halkı ama özellikle de o mahallenin sesi olan HDP buna tavrını net koymuş olsaydı bunların yaşanmayacağına inanıyorum” diye konuştu.

YÜKSEKDAĞ’IN CÜMLESİ DEMAGOJİDİR

Yüksekdağ’ın ‘Yüksekdağ tankın zulmüne karşı olduğunu ifade edenler bugün tankların gölgesinde siyaset yapıyorlar’ sözlerini değerlendiren Kurt, “Kesinlikle bu cümle demagojidir. Çok açık söylemek gerekiyor. Yani bunu söyleyenlerin öncelikle roketatarların, hendeklerin ve bombaların gölgesine sığınmadan bu bölgenin altına girmeye, sokulmaya zorlandıklarında buna itiraz ederken bunu söyleselerdi o zaman bunu söyleme hakları doğardı. Ama bunu söylemeden, bunu yapıp devlet açısından operasyonları kaçınılmaz hale getirip ondan sonra hatta yer yer onu tahrik edip insan hakları ihlallerine sürükleyecek şekilde bu devletin geçmişten gelen milliyetçi reflekslerini tetikleyen cümlelerle ‘barış istiyorum’ demek çok akılcı bir şey değil bence” dedi.

OLMASI GEREKİYOR!

Kurt, Hükümetin Sur’dan göç eden vatandaşlara yönelik alacağı tedbirleri de değinerek, “Olması gerekiyor. En önemlisi operasyonlar keşke olmasaydı insanlar ölmeseydi ama onun akabinde olmuş, bunlar yaşanmış, burada devletin devletliği bundan sonra nasıl davranacağıyla ilgili olarak ortaya çıkacaktır” dedi.

(Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı)

Abrurrahman Kurt

245 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika