Dolar : Alış : 3.5213 / Satış : 3.5276
Euro : Alış : 4.1333 / Satış : 4.1408
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir41°CSıcak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 13075 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

“Kürtçe anayasal güvenceye alınmalı”

20 Şubat 2016 - 351 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»“Kürtçe anayasal güvenceye alınmalı”

21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle, birçok kurum tarafından yapılan açıklamalarda, Kürtçe’nin eğitim dili yapılmasının önündeki engellerin kaldırılması istendi. Türkiye’nin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalarken çocukların eğitim, ifade özgürlüğü, kendi kültürünü yaşatma ve kendi dilini kullanma haklarını da içeren 17, 29 ve 30. maddelerine koyduğu şerhi kaldırması ve çözüm sürecinden bağımsız olarak anayasal güvence altına alınmasına vurgu yapıldı.

21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle, birçok kurum tarafından yapılan açıklamalarda, Kürtçe ana dilde eğitim hakkının çözüm sürecinden bağımsız olarak anayasal güvence altına alınmasına vurgu yapıldı. 21 Şubat “Uluslararası Anadili Gününü” yaptığı yazılı açıklama ile kutlayan HDP açıklamasında, UNESCO’nun da yaptığı araştırmada görüldüğü gibi Türkiye’de konuşulan 36 dilin 18’inin yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtilerek, şöyle denildi:

“AKP iktidarları döneminde göstermelik bazı adımlar atılsa da, Türkiye’de halen anadilinde eğitim yapılması ve kamusal hizmet verilmesi yasaktır. Çok dilli belediyecilik hizmeti verdiği için görevinden alınan veya hakkında davalar açılan Belediye Başkanları günümüzün gerçekleri arasındadır. Meclis tutanaklarına, kürsüde konuşulan Kürtçe’nin ‘bilinmeyen dil’, ‘x’ dil şeklinde geçmesi AKP iktidarının anadili ve Kürtçe’ye yaklaşımının bir özetidir. 5 Ekim 2015’te Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde 60 öğrenciyle Kürtçe eğitim vermeye başlayan Dibistana Seretayi ya Ali Erel, Valilikçe ‘Kürtçe ilkokul işlevi’ gördüğü gerekçesiyle kapısına mühür vurularak kapatılmıştır. Bugün Kürt çocuklarının eğitim gördüğü okulları kapatan yasakçı ve tekçi zihniyetin, 12 Eylül darbesinde cezaevlerinde anaların çocuklarıyla Kürtçe konuşmalarına izin vermeyen zihniyetten farkı yoktur.” Açıklamada, Türkiye’nin yasakçı tutumundan vazgeçmesi, konuşulan tüm dillerin anayasal ve yasal güvenceye alınması istendi.

KJA: DİL MÜCADELEMİZİ YÜKSELTECEĞİZ

Kongreya Jinên Azad (KJA) da, 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, “Diline ve kültürüne sahip çıkma insanlığa sahip çıkmadır. Kendi dilline ve kültürüne sahip çıkmayan, hiç bir şeye sahip çıkmama anlamına geliyor. Dilini bilmeyen ve öğrenmeyen yarıda kalacaktır. Dilini bilmeyen ve öğrenmeyen kimseyle doğru dürüst bağlantı kuramaz. Var olan ulus-devlet sistemi dilleri ve kültürleri yok etme rolünü oynuyor. Bu sistem çok dillilik, kültürlülük ve ulusçuluğa karşıdır. Biz de Kürt halkı olarak, dil asimilasyonuna ve soykırımına karşı demokratik ulus sistemi geliştirip, çok dillilik, kültürlülük ile ulusçuluğu esas alacağız. Kürt halkı olarak asimilasyon politikalarına karşı dil ile kültür için verdiğimiz mücadeleyi yükselteceğiz ve özgür-komünal yaşam alternatifi inşa edeceğiz. 21 Şubat Dünya Anadil Dünü kutlu olsun” denildi.

TÜRKİYE BM SÖZLEŞMESİ’NDEKİ ŞERHİ KALDIRMALI

Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan açıklamada ise, Türkiye’de, Türkçe dışında, başta Kürtçe olmak üzere hiçbir dil, herhangi bir yasal statüyle güvence altına alınmadığına vurgu yapılarak, “Bunda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalarken çocukların eğitim, ifade özgürlüğü, kendi kültürünü yaşatma ve kendi dilini kullanma haklarını da içeren 17, 29 ve 30. maddelerine koyduğu şerhi hâlâ kaldırmamış olmasının büyük bir payı olduğu unutulmamalıdır. Başta kamu hizmetleri olmak üzere her alanda anadillerin kullanımı önündeki bütün yasaklar, sınırlandırılmalar kaldırılmalı, çözüm süreciyle yapılan kısmi iyileştirmeler anayasal güvence altına alınmalıdır” denildi. Mazlumder Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan açıklamada, daha sonra şu görüşlere yer verildi:  “Anadilinin konuşulmasının, yaşatılmasının o dille oluşan kültürel birikimin gelecek kuşaklara aktarılmasının olmazsa olmaz şartlarından birinin “Anadilde Eğitimin” hakkı olduğunu düşünüyoruz.  Ve bölgemizde tüm şiddetiyle devam eden savaş halinden ve bitirilen “çözüm süreci”nden bağımsız olarak bu hakkın verilmesinin yükümlülük olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.  Çocukların temel haklarından olan “Eğitim Hakkı”nın; “Renklerin ve dillerin farklılığının birer ayet olduğu”  şiarıyla 20 Kasım 2015 Dünya Çocuk Hakları gününde başlatmış olduğumuz “Anadilde Eğitim Haktır” kampanyamızı 21 Şubat Uluslararası Anadil Gününde bir kez daha buradan kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

ANADİLDE EĞİTİM HAKTIR, VERMEK YÜKÜMLÜLÜKTÜR!

Talebimiz, başta eğitim-öğretim hizmetlerinde tepeden dayatmacılığa zemin olan Tevhid-i Tedrisat Kanunun kaldırılması ve Anayasanın 42. maddesinde geçen; “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” şeklindeki hükmün yeniden düzenlenmesidir.”

AZINLIKLAR KENDİ ANADİLLERİNDEN EĞİTİM GÖRMEKTEN MAHRUM

Mezopotamya Vakfı tarafından yapılan açıklamada ise, Türkiye’de yaşayan azınlıklar ve halkların kendi anadillerinde eğitim görmekten mahrum olduğu, devletin Türkçeyi ve Türklüğü ulvi görüp diğer dilleri yok saydığı ifade edildi. Dilin bütün insanlar ve milletler için, olmazsa olmaz ve insanın bu dünyadaki varlığı ile doğrudan ilintili olduğu ifade edilen açıklamada, daha sonra şu görüşlere yer verildi: “İnsanlar ve milletler ancak dil ile var olabilirler. Dilinden olan bir millet, varlığından olmuş demektir. Dünyada bazı diller, bugün sadece adlarıyla anılırlar, onları konuşan bir halk yoktur. Dillerin yaşamalarını sağlamak için onlara olanaklar sunulmalıdır. Dilin insan gibi canlı olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bir dil, gelişim olanaklarını elde etmezse, eğitim ve alışveriş dili olmazsa fazla ayakta duramaz. Bu bağlamda devlet, Kürtçe’nin olanaklarını kısıtlamakta, eğitim dili olmasını istememektedir. Devlet, Kürdistan’da yoğun bir asimilasyon politikası uygulamakta ve Türkleşmeyi herkese dayatmaktadır. Birçok kurum ve kuruluş da bu asimilasyon döngüsünün bir dişi olmuş durumda ve halka karşı dil bağlamında gerçek sorumluluğunu yerine getirmemektedir. Kürtler, 21. yüzyıl da en temel hakları olan eğitim ve kendi diliyle yaşam hakkından mahrum bırakılmıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda bu hak evrensel ve insani bir hak olarak tanımlanmıştır. Bu hakların çiğnenmesi suç sayılmalıdır. Devletin bir an önce bu yanlıştan dönmesi gerekmektedir. Ayrıca kurum ve kuruluşlarımız, kendi çalışmalarında devleti beklemeden halkların ana dillerini kullanmalıdır. Bugün vesilesiyle Mezopotamya Vakfı olarak bütün dünya haklarının Anadil Günü kutlu olsun diyoruz. Umarız, diller üzerindeki bütün baskı ve yasaklamalar kalkar ve bütün diller insanlık bahçesinde beraber yaşar”

anadil

207 Total Views 1 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika