Dolar : Alış : 3.7772 / Satış : 3.7840
Euro : Alış : 4.0364 / Satış : 4.0436
mediclub
HAVA DURUMU
hava durumu

Diyarbakir11°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 19 Kategoride 11851 İçerik Bulunuyor.

‘Şiddetle çözüm olmaz’

04 Ocak 2016 - 415 kez okunmuş
Ana Sayfa » Siyaset»‘Şiddetle çözüm olmaz’

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ve DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, son siyasal gelişmeler ilişkin DTK binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ilk olarak DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle konuştu. “Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana birçok kez tekrarlanan, adına tenkil, imha denilen bir savaş konseptinin yaşandığını” savunan Dicle, “Her gün sivil ölümü olmak üzere, giderek sadece bir bölgeyi değil Türkiye’nin tüm coğrafyasını tehdit eden karanlık bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu dönemlerin en büyük tehlikesi aklın ve mantığın sesinin silah sesleri arasında basılmasıdır. Ama biz tarihe not düşmek, Türkiye halklarının ve Kürt halkının ortak geleceği için aklın ve mantığın sesini seslendirmeye devam edeceğiz” dedi.

“TEKLİF OLARAK İLERİ SÜRDÜK”

HDP, DTK, DBP ve HDK olarak bir hafta önce bir araya gelip ve günlerce sürdürdükleri tartışmalar sonucunda bir deklarasyon yayınladıklarını hatırlatan Dicle, bunu bir teklif olarak ileri sürdüklerini ve deklarasyonun tekrardan görüşme ve diyalogu öne süren bir içeriğe sahip olduğunu vurguladı. Bir hafta boyunca eleştiri ve destekleri dinlediklerini söyleyen Dicle, verilen tepkilere cevaben şunları dile getirdi: “Hakaret boyutlarına varabilen, ihanet belgesi olarak yapılan değerlendirmeleri şiddetle reddediyoruz. Bu siyasi çözüm deklarasyonunun içeriği yeni değildi. 2005 yılından bu yana Kürt siyasal hareketinin Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için daha da derinleşmiş ve somutlaşmış haliydi. Dönemin nazikliği gereği, biri görüşme ve diyalog sürecine hizmet etme, biri de var olan sürecin sonlanması için Kürtlerin ne düşündüğünü ortaya koyan bir manifesto niteliğindeydi. Bu amacımızın gelişme temelinde ilgili çevrelerin bu mesajı aldıklarını düşünüyorum.” Demokratik çözüm sürecinin başlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Eyalet sisteminden korkmamalıyız. Bunlar üniter yapıya ters değildir” şeklindeki sözünü hatırlatan Dicle, “Bu açıklamayı yapan kişi daha üzerinden 3 sene geçmeden, bizim talebimizi ihanet şeklinde değerlendiriyor. Sayın Öcalan ile yapılan görüşmelerde de en temel gündem buydu. Cumhurbaşkanı’nın bu deklarasyonu ihanet olarak tanımlaması kabul edilemez bizim açımızdan” dedi.

“BİZİM ÖRNEĞİMİZİ GÖRÜN”

Erdoğan’ın “Dokunulmazlıklar kaldırılacak” sözlerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Dicle, şunları söyledi: “HDP eş genel başkanlarının dokunulmazlıkların kaldırılması ile tehdit edilmesi ayrıca düşündürücü bir konudur. Sorunun çözümü konusunda çaba sarf ettiğimiz bir süreçte, 2 Mart 1994 darbesi olarak adlandırılan bir süreçte gözaltına alınmış ve Meclis’ten kovulmuştuk arkadaşlarımızla birlikte. 10 yılı aşkın bir süre sonra halkın arasına fiziki olarak katılmıştık. O zamanki durumdan bugünkü siyasetçilerin bir ders almadıkları görülüyor. Bugün bizler yine Kürt kurumlarının başında sorunun çözümü için çaba sarf ediyorsak, dokunulmazlıkların kaldırılmasının bir çözüm olmadığının en önemli örneğidir. Demek ki çözüm bu değildir. Demokratik kanalları kapatmak sürekli şiddet alanını tetikler. Eğer siz demokratik siyaset kanallarını tıkatırsanız, şiddeti teşvik edersiniz, şiddeti teşvik edenler bu şiddet ortamında boğulurlar. Nelson Mandela, ‘Bir ülkede ezilenlerin sorunları varsa, orada bir mücadele varsa orada mücadelenin tarzını belirleyen devlettir. Eğer devlet şiddete başvurursa, karşı taraf da şiddete başvurur’ demiştir. Kürt halkının siyasi temsilcilerini, 94 yılında olduğu gibi ikinci bir kez Meclis’ten kovma hareketi, birliğe değil, bir kopuşa, ayrılığa hizmet eder. Bunu sadece kendi halkımız için söylemiyoruz, Türkiye halklarına söylüyoruz, bu hedef gösterme, bu dokunulmazlığı gündeme getirme konusunda tavır almalıdırlar. Bunun ortaya çıkaracağı sonuç daha tehlikeli olur.”

“ATILACAK HER ADIMIN KARŞILIĞI VAR”

1994’te emniyet yetkilileriyle temaslarının olduğunu ve kendilerine şiddetin çözüm olmayacağını ilettiklerini anlatan Dicle, “Kendilerine şiddetin bir çözüm olmayacağını söylediğimizde, bize ‘Çözüm olmayacağını biz de biliyoruz. Vedat Aydın’ın katlinden sonra 400 genç dağlara gitti Diyarbakır’dan’ dediler. Atılacak her adımın bir karşılığı var. Bizi dinler veya dinlemezler, kendilerinin bileceği iş. Biz bunu Türkiye’nin demokrasi güçlerine, tüm kesimlerine not düşmek için bir duyarlılık yaratmak için söylüyoruz. Devletin dikkate alıp almayacağı bizim için ikinci sırada kalır. Dokunulmazlıkların kaldırılması Türkiye’yi dış müdahalelere açık hale getirir. Ortadoğu’nun kan revan olduğu bir süreçte, demokratik siyaset yollarını tıkatmak, sorumlu siyasetçilerin işi olamaz. Bütün bu uyarılarımızın devlet nezdinde karşılık bulup bulmayacağı bir yana, sermaye kesimleri dahil, emek güçleri, demokrasi güçleri dikkate almalıdır. Bir 10 yıl sonra dönüp baktığımızda ‘Aklın yolu da dillendiriliyordu’ denilebilsin” ifadelerini kullandı.

“HUKUK BİR KİŞİYE GÖRE ŞEKİLLENİYOR”

Dicle’nin ardından söz alan Emine Ayna ise Şırnak yürüyüşü için yola çıkan ve eşbaşkanların da aralarında bulunduğu heyetin İdil’e 20 kilometre mesafede bekletildiğine değinerek, “Sadece onların Şırnak’a girişleri Şırnak Valisi tarafından engellenmiştir. Hukuk bir kişiye göre şekilleniyor. Sadece bunlar giremiyor kentte. Bu hukuksuzluğun ortadan kaldırılması için çalışıyorlar” dedi.

“ARTIK ÇAĞRIMIZ DEVLETE DEĞİL”

Kürt sorununun çözümüne ilişkin devletin takındığı tavra dair eleştirilerde bulunan Ayna, “Buradan artık çağrımız devlete değil, devlet Kürt sorununu çözmeme kararı vermiş, demokratik yollarla bu sorunu çözmeye çalışanları katletme politikası devreye sokmuş. Biz buradan kamuoyuna sesleniyoruz. Devletin baskısı doğruyu ortadan kaldırmaz. Doğru olan, nedeni ortadan kaldırdığınızda çözüm gelişir. Bu Kürt sorunu için de geçerlidir. Kürt sorununun nedeni nedir? Kültürel haklarının, ulusal haklarının, siyasal haklarının tanınmıyor olmasıdır. Biz bu sorunu icat etmedik. Kürtler de icat etmedik kendi başına. Kürtler kimsede olmayan bir hakkı benimdir diyip ortaya çıkmadı. Tüm dünyada halkların sahip olduğu hakları talep ediyor” diye konuştu.

“35 GÜNLÜK BEBEK KATLEDİLİYOR”

“Bu sorun nasıl çözülecek. Şiddetle mi çözülecek?” diye soran Ayna, bugün uygulananın şiddet olduğunu belirterek, “Sorunu yaşayan Kürtleri ortadan kaldırmakla şiddeti kullanıyor. Söz konusu devlet denilerek 35 günlük bebek katlediliyor. Ya da dün Sur’da bir kadın sofrasında otururken katlediliyor. Devlet sokağa çıkmayan kadını evinde katletti. 35 günlük bebek evinde katledildi, sokakta değil. Bugüne kadarki sivil ölümlerin çoğu ya evinde ya da evinin önünde meydana geldi. Kamuoyunun görmesi gereken bu” ifadelerini kullandı. Devletin intikam duyguları ile yönetilemeyeceğini, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı şeyin tam da intikam alma duygusu olduğunu ileri süren Ayna, “Devletin yönetme görevi halkların hakkını korumaktır. Anayasa’nın görevi halkların haklarını güvenceye almaktır. Demokrasi yok zaten. Tüm siyaset kanallarını kapatıyor. Bundan sonraki sorun çözüm yöntemleri şiddettir. Bunu sadece Kürtlere yapmıyor. Gazetecilere yapıyor, halka yapıyor. Kamuoyu bunu artık görmeli ve barış mı istiyor, çözüm mü istiyor buna karar vermelidir”diye ifade etti.

“KAYYUM ATAMAK FAŞİZMDİR”

Belediyelere kayyum atanması tartışmalarına ilişkin de konuşan Ayna, “Çıkmışlar ‘Belediyelere kayyum atayacağız’ diyorlar. Belediyelere kayyum atamak faşizmdir. Halkın iradesini kabul etmemektir. Halkın iradesini tecavüz, hırsızlık, gasp nedeniyle değil, siyaseten kayyum atamak bir faşizmdir. Hırsızlık, gasp gibi nedenlerle mahkemeler Meclis’e talepte bile bulunmaz. Siyasi düşünce olarak ise hemen talepte bulunuyor. Bir ülkede bunun için talepte bulunuluyorsa oturup düşünmek gerekiyor. Eğer dokunulmazlık kaldırılacaksa bütün Meclis için konuşulmalıdır. Bir ülkede eve atılan bir top mermisinden kaynaklı bir insan yaşamını yitiriyorsa, bu hükümetin düşmesi anlamına gelir” değerlendirmesi yapıldı. Ayna, ana akım medyanın olaylar karşısındaki tutumuna tepki göstererek, bu kesimlerin utanması gerektiğini söyledi.  Toplantının ardından sorulan soru üzerine söz alan Dicle, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, parti kapatmak, dokunulmazlık kaldırmak konularında mahkum oldu Avrupa’da. 90’lı yıllarda 50 ülke içerisinde sicili en kötü ülke durumundaydı. Türkiye’nin bir NATO üyesi olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. NATO’nun 5’inci maddesi sık sık gündeme gelir. Ama 5’inci maddenin A şıkkı çok konuşulur. ‘NATO’nun bir üyesi saldırıya uğrarsa NATO devreye girer.’ B şıkkı ise çok konuşulmaz. B şıkkında da ‘Eğer bir NATO devletinde bir iç savaş çıkar ve ülke buna engel olamazsa, NATO buna müdahale eder’ deniliyor. Devletler her zaman kendi çıkarlarını düşünürler” şeklinde konuştu.

DTK-AYNA-DİCLE

113 Total Views 2 Views Today

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika
maltepe escort
izmir escort- izmir escort